Kademeli bekleyenler için sistem yeşil ışık vermeye başladı mı?
Türkiye’de sosyal güvenlik sistemi, 2023 yılında yürürlüğe giren EYT düzenlemesiyle birlikte tarihinin en büyük kırılmalarından birini yaşadı.
SGK verilerine göre bir yıl içinde 2 milyonu aşkın kişiye yaşlılık aylığı bağlanması, yalnızca bir sosyal politika değişikliği değil, aynı zamanda sistemin dengelerini doğrudan etkileyen büyük bir dönüşümdü. Ancak bugün gelinen noktada asıl konuşulması gereken mesele, bu büyük dalganın ardından ortaya çıkan yeni tablodur.
İki temel yol
EYT düzenlemesi kamuoyunda çoğu zaman “herkes emekli oldu” algısı yarattı. Oysa gerçek bundan oldukça farklı. Sistemin içinde hâlâ önemli bir kesim emeklilik hakkını beklemeye devam ediyor. Özellikle prim gün sayısını tamamlayamayan EYT’liler, önümüzdeki yıllarda emeklilik başvurularının tamamen bitmeyeceğini, aksine daha düşük tempoda devam edeceğini gösteriyor.
Bu grup için iki temel yol bulunuyor. Ya ilk işe giriş tarihine göre değişen 5000 ile 5975 gün arasındaki prim şartını tamamlayacaklar ya da kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaş ve 3600 gün üzerinden emekliliği bekleyecekler. Bu da önümüzdeki birkaç yıl boyunca “gecikmeli emeklilik dalgasının” süreceği anlamına geliyor.
Öte yandan 9 Eylül 1999 sonrası sigortalı olanlar için tablo çok daha farklı. Bu kesimde emeklilik şartları belirgin biçimde ağırlaşmış durumda. SSK’lılar için 7000 gün, Bağ- Kur ve Emekli Sandığı kapsamında olanlar için ise 9000 gün prim şartı aranıyor. Yaş şartı ise kadınlarda 58, erkeklerde 60 olarak devam ediyor. Bu yapı, yeni kuşaklar için emekliliğin daha geç ve daha uzun bir çalışma süresiyle mümkün olacağını açıkça ortaya koyuyor. Tam da bu noktada önemli bir kırılma başlıyor. 2023’te yaşanan olağanüstü artışın ardından emeklilik başvurularında hızlı bir düşüş sürecine girilmesi kaçınılmaz görünüyor. İlk etapta yüz binler seviyesinde devam eden başvuruların, birkaç yıl içinde çok daha aşağı seviyelere gerilemesi muhtemel. Hatta bazı projeksiyonlara göre bu sayıların 200 binlerden 50 binlere, oradan da 10 binler seviyesine kadar düşmesi şaşırtıcı olmayacaktır.
Bu ilk bakışta “talep azalması” gibi görünse de aslında sosyal güvenlik sistemi açısından oldukça kritik bir fırsat anlamına geliyor. Çünkü emeklilik başvurularının azalması, çalışan sayısının artmasıyla birleştiğinde sistemin en önemli göstergesi olan aktif/pasif dengesini hızla iyileştirebilir.
Daha adil geçiş talebi
Bugün Avrupa’nın pek çok ülkesinde yaşlanan nüfus nedeniyle çalışan/emekli oranı bozulurken, Türkiye hâlâ genç nüfus avantajını koruyan ülkeler arasında yer alıyor. Eğer istihdam artışı devam eder ve kayıt dışılık azaltılabilirse, Türkiye sosyal güvenlik dengeleri açısından Avrupa ortalamasının dahi üzerine çıkabilecek bir potansiyele sahip.
İşte bu noktada “kademeli emeklilik” meselesi yeniden önem kazanıyor. 1999 sonrası sigortalı olan ve mevcut şartları ağır bulan geniş bir kesim uzun süredir daha adil bir geçiş talep ediyor. Bugün için bu yönde bir düzenleme bulunmasa da, sistemin mali olarak rahatlaması halinde bu taleplerin karşılık bulma ihtimali her geçen gün artıyor.
Çünkü sosyal güvenlik sistemleri yalnızca teknik hesaplarla değil, toplumsal beklentilerle de şekillenir. Eğer önümüzdeki birkaç yıl içinde sistem gerçekten nefes alırsa, yani prim gelirleri artar, emekli sayısındaki artış yavaşlar ve bütçe üzerindeki baskı azalırsa, kademeli emeklilik gibi düzenlemelerin gündeme gelmesi çok daha güçlü bir ihtimal haline gelir.
Bu açıdan bakıldığında, bugün yaşanan süreç yalnızca bir “durgunluk dönemi” değil, aynı zamanda yeni reformların zemininin oluştuğu bir geçiş süreci olarak da okunmalıdır.
Sonuç olarak, EYT ile birlikte yaşanan büyük emeklilik dalgası geride kalırken, Türkiye şimdi daha sessiz ama belki de daha belirleyici bir döneme giriyor. Başvurular azalacak, sistem rahatlayacak ve bu rahatlama yeni tartışmaları beraberinde getirecek.
Kademeli emeklilik bekleyenler açısından ise tablo tamamen kapalı değil. Aksine, sistemin dengeleri iyileştikçe bu kesim için “yeşil ışığın” yavaş yavaş yanmaya başladığını söylemek mümkün görünüyor.