Kadın çalışan sayısını (gerçekten) artırmak istiyor muyuz?

AB’de kadın istihdamı oranı yüzde 70’le­ri aşıyorken, 75’lere yaklaşan ülkeler var­ken…

Türkiye’de resmi veri yüzde 32.5 düzeyindey­ken…

Kadın istihdam oranını yüzde 20’nin altında hesaplayan akademisyenlerimiz varken…

***

Oranı artırabilmek için yapılan düzenleme­ler de;

Maalesef, tersine etki yapacak cinsten(!)

***

Örneğin…

Bir şirket, 150 ve üzerinde kadın işçi çalıştır­dığı halde kreş yükümlülüğünü yerine getirmez­se, 0-6 yaş arasında çocuğu bulunan kadın işçi iş akdini haklı fesih yaparak, kıdem tazminatını alıp işten ayrılabiliyor…

Ve dolayısıyla…

Şirketlerin bu zorunluluğu, kadın çalışan sayısını artırmaya veya korumaya yardımcı ol­muyor…

Hatta tersi durumu tetikliyor…

***

Doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya çı­karılması mı?

Bayramdan sonra yasalaşması beklenen bu kanun teklifi de işverenin, “kadın çalışan” terci­hini olumsuz etkileyecek…

***

Tıpkı:

Evlenen kadın işçiler resmi nikâh tari­hinden itibaren bir yıl içinde işten ayrılma­ları halinde kıdem tazminatı alırlar.” madde­sinin, işveren kararını olumsuz etkilediği gibi…

VELHASIL

Çözüm için alınan kararlar, “sorun büyütüyor” gibi…

Soru ve sorun şu:

Çalışmaya engeli olmayan 12 milyonun üzerinde kadın, ekonomik aktiviteye neden katılmıyor/katılamıyor?

***

Bilimsel araştırmaların sonuçları dikkat çe­kiyor:

“Kadınların iş hayatına katılımını etki­leyen en önemli konu çocuk ve yaşlı bakı­mı…”

***

Kısacası:

Sosyal donatıları, meslek liseleri, kreşleri, bakım evleri ile (kadın istihdamının artmasını sağlayacak) bir yaşam alanı ile yapılacak sosyal konutlar, sanayi bölgeleri lojmanları…

Konut, kira, kreş, bakımevi, eğitim, ula­şım fiyatlarını düşürür;

Çalışan/okuyan ve işyeri verimliliğini ve gençlerin/kadınların sanayide/tarımda çalışma isteğini artırır…

Yazara Ait Diğer Yazılar