Kadın evde kalmalı, evi erkek geçindirmeli, erkek daha fazla kazanmalı...

Fatoş KARAHASAN
Fatoş KARAHASAN Markalar & İçgörüler fkarahasan@gmail.com

2018’den bu yana Türkiye’de toplumsal cinsiyete dayalı kalıp yargılar ve tutumlarda olumlu yönde değişim gözlemleniyor. Ancak, sonuçlar kadınların nitelikli eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimi, nitelikli çalışan olarak istihdam edilme veya siyasete katılım fırsatları erkeklere oranla hala oldukça düşük olduğunu gösteriyor.

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women), tarafından yürütülen ve Unstereotype Alliance platformu üyelerinin katkılarıyla 20 ülkede gerçekleşen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Algıları Araştırması sonuçları ülkemizdeki cinsiyet ayrımı sorunlarını tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor.  

Düşünceler ve gerçekler arasındaki uçurum

Araştırma verileri çelişkili bir durumu açıkça ortaya koyuyor. Katılımcıların büyük bir kısmı eşit işe eşit ücret, tüm alanlarda kadın haklarına daha fazla saygı duyulması, kaliteli sağlık hizmetleri ve üniversite eğitimine erişim gibi konuların Türkiye’nin başarısı için önemli bulduğunu belirtiyor.  Ancak, spesifik noktalara verdikleri cevaplar zihinlerdeki kadın-erkek ayrımının ne denli güçlü olduğunu da ortaya koyuyor

Araştırma sonucunda ortaya çıkan verilerin bazıları şu şekilde:

- Araştırma katılımcılarının %30’u, erkeklerin aynı iş için kadınlardan daha fazla ücret alması gerektiğini düşünürken %34’ü, kadının kocasından daha fazla kazanmaması gerektiğine inanıyor.

- Her üç katılımcıdan bir tanesi, erkek çocukların üniversite eğitimi almasının kız çocuklarına oranla daha önemli olduğunu düşünüyor.

- Katılımcıların %54’ü evi geçindirenin erkek olması gerektiğine inandığı için erkeklerin kadınlardan daha fazla kazanmasını doğal karşılıyor.

- Katılımcıların %41.5’i, erkeğin işinin para kazanmak, kadının işinin ise ev ve aile işleri ile ilgilenmek olduğunu düşünürken %54.5’i ise kadınların daha az çalışıp ailelerine daha fazla zaman ayırması gerektiğine inanıyor.

- Anne çalıştığında çocukların zarar gördüğünü düşünen katılımcıların oranı, babaları çalıştığında çocukların zarar gördüğüne inananların tam iki katı olarak karşımıza çıkıyor.

- Katılımcıların %61’den fazlası, kadınların medya tarafından geleneksel roller dahilinde tasvir edildiğini düşünürken erkekler için bu oran %64.

- Katılımcıların yaklaşık %18’i, çoğu kadının hem evde hem de kamusal alanda kendilerini güvende hissetmediklerini düşünüyor.

20 ülkedeki toplumsal cinsiyete dayalı algı ve tutumlarla ilgili veriler

Unstereotype Alliance, reklam ve medya içeriklerindeki zararlı kalıp yargıların dönüştürülmesi amacıyla dünya genelinde reklam sektöründen liderleri bir araya getiren ve UN Women tarafından yürütülen bir girişim.

Amacı, insanları tüm çeşitlilikleriyle ve kapsayıcı şekilde yansıtan algıların şekillenmesine yardımcı olmak için reklamcılığın itici gücünü kullanarak olumlu kültürel değişimin sağlanmasına katkıda bulunmak

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Algıları Araştırması (Levers of Change: Gender Equality Attitudes Study) Unstereotype Alliance platformu üyeleri AT&T, Johnson & Johnson, Kantar, Procter & Gamble ve Unilever iş birliğinde yürütülüyor.

2018 yılında ABD, Birleşik Arap Emirlikleri, İsveç, Hindistan, Japonya, Kenya, Kolombiya, Filipinler ve Türkiye’de pilot olarak gerçekleştirilen çalışma; 2020 yılında Avusturya, Brezilya, Danimarka, Fransa, Güney Afrika, İspanya, Meksika, Polonya, Senegal ve Vietnam’ın da dahil edilmesiyle tekrarlandı. Türkiye’nin dahil olduğu ilk gruptaki 10 ülkede zaman içindeki algı ve yaklaşım değişiklikleri gözlemlendi.

E- ticaret sipariş karşılama ve depo desteği sektöre ivme kazandıracak

Türkiye’de e-ticaret hacmi 2021 yılında yüzde 69 artarak 381,5 milyar TL olarak gerçekleşti. Sipariş adetleri ise yüzde 46 artarak 2 milyar 297 milyon adetten 3 milyar 347 milyon adete yükseldi. Yeni açıklanan e- ticaret sipariş karşılama ve depo desteğinin de sektöre büyük ivme kazandırması bekleniyor.

Türkiye’nin ilk dijital lojistik firması olan Navlungo’nun kurucu ortaklarından İsa Korkmaz, KOBİ’lerin e-ihracat alanında desteklenmesinin sektörün ve ekonominin gelişimi açısından önemine dikkat çekiyor.

Yılın ilk yarısında yüzde 150 büyüyen Navlungo lojistik konusunda birçok işletmenin ortak sorununa çözüm sunuyor. İsa Korkmaz, sektörle ilgi şu bilgileri paylaşıyor:

E-ticaretin genel ticarete oranı 2021 yılında yüzde 17,7 olarak gerçekleşirken, bu alanda ilk yerli marka olmanın avantajını da iyi kullanan Navlungo, satış hacmini 2022 yılının ilk altı ayında yüzde 150 arttırdı. Ulusal pazarları aşarak uluslararası pazarlarda faaliyetlerini geliştiren büyük ve küçük ölçekli birçok işletmenin ortak sorununu doğru lojistik desteği alabilmek oluşturuyor. Navlungo olarak bu desteği sorunsuz sağlayabilmek, en büyük hedefimiz. Artırdığımız satış hacmi de doğru yolda olduğumuzu en önemli kanıtı

Park Palet by Navlungo’nun başarıdaki büyük payı

2022 yılı başında 50 milyon TL’lik yatırımla Park Palet’i bünyesine katan Navlungo, bu sayede hizmet verdiği müşterilerine, yurt dışı pazaryerinden aldığı siparişlerinin depolama, kargo ve e-ticaret operasyonlarını tek bir platform üzerinden yönetebilmesini de sağlamaya başladı. Lojistik ve depolama hizmetlerini aynı çatı altında buluşturan Parkpalet by Navlungo sayesinde Türkiye’deki kullanıcılarının iş süreçlerini hızlandırırken, aynı zamanda uluslararası pazarlarda hizmet ağını genişletti. ABD’de hali hazırda bulunan Teksas, Los Angeles, New Jersey, Miami depolarına Charlotte'daki 5 bin metrekarelik yeni deposunu ekleyen Parkpalet by Navlungo e-ticaret depolama ağını genişletip, hizmet kaleminde rakiplerini geride bırakarak satış hacmini de arttırdı.

Sektör daha da hareketlenecek

15’i yurt dışında olmak üzere 292 depo ve 2 milyon 300 bin paletlik hacmi ile e-ihracat firmalarına uzun vadeli ticaretin kapılarını açtıklarını belirten Parkpalet Kurucu Ortağı Alp Çiçekdağı; “Yeni teşvikler e-ticaret markalarımızın yurtdışı satışlarında önemli maliyet kalemlerine destek veriyor. Tanıtım, pazarlama ve pazaryeri komisyon destekleri yanında sipariş karşılama ve depolama hizmetlerinde de destek sağlanması sektör açısından çok faydalı” diyerek önümüzdeki günlerde sektörün daha da hareketleneceğini belirtti.

37 şehirde 500 sokak hayvanı sahiplerine kavuşmak için bekliyor

PepsiCo’nun önde gelen atıştırmalık markalarından Cheetos, Hayvan Hakları Federasyonu HAYTAP iş birliğiyle yeni bir proje başlattı. Bu çalışma yaklaşık 500 sokak hayvanını yeni sahipleriyle buluşturmayı hedefliyor. 

Sahiplenmeyi bekleyen yaklaşık 500 sokak hayvanı Pati Haritası’nda!

Hayvanseverler, www.cheetos.com.tr sitesinde bulunan Pati Haritası’na tıklandığında hem bakımevlerinin adreslerini hem de Türkiye genelindeki farklı illerde sahiplenilmeyi bekleyen sokak hayvanları ile ilgili detaylı bilgilere ulaşarak sahiplendirme sürecini başlatabiliyor. Sahiplendirme sürecinin ilk adımı ise iletişim bilgilerini içeren bir form doldurarak başvurularını tamamlamaktan geçiyor. Sahiplenme süreci Cheetos desteğiyle HAYTAP görevlileri tarafından koordine ediliyor ve Cheetos, sıcak bir yuva bulan tüm hayvanların mama ve aşı gibi ilk ihtiyaçlarına destek oluyor.

Proje kapsamında, HAYTAP işbirliğiyle, 37 şehirdeki merkezlerde bulunan 500 ‘’patili dost’’un bilgileri Cheetos web sitesine yüklendi. Sitede bulunan Pati Haritası’na tıklandığında o bölgedeki hayvanların fotoğrafları görülüyor ve hayvan severler patili dostlarını tanıyarak onlara sıcak bir yuva olma yolculuğuna başlayabiliyor. Web sitesindeki harita patili dostların; cinsi, yaşı ve cinsiyeti gibi bilgileri de içeriyor. 

Cheetos sahiplendirme projesi konusunda farkındalık yaratabilmek için dört farklı şehirde etkinlikler gerçekleşiyor. İlk olarak Ağustos ayında İstanbul’da gerçekleşen etkinlikte, evcil hayvan sahiplenme yolculuğu Cheetos tarafından kurulan deneyim koridorunda hayvan severlere gösterildi. Sahiplenme sürecinin duygusal boyutunu anlatmak adına keyifli görsellerle interaktif bir alan yaratıldı. Kurulan sahiplendirme standında ise HAYTAP yetkilileri tarafından sahiplenme süreciyle ilgili detaylı bilgiler hayvan severlere aktarıldı. Cheetos sahiplendirme standı önümüzdeki günlerde Bursa, Ankara ve İzmir’de olacak.

Sahiplendirme sürecinin kontrolü HAYTAP tarafından gerçekleştiriliyor...

Proje dahilinde sahiplendirme çalışmalarının takibi Cheetos desteği ve HAYTAP aracılığı ile gerçekleştiriliyor. Yaklaşık bir yıllık bir takip prosedürü uygulanıyor. Sahiplenme başvurusuyla birlikte sahiplenmeyi yapacak kişilerin tanınması, bazı koşul ve şartların sağlanması, bilgilendirme gibi HAYTAP üzerinden sağlanacak bir yıllık takip sözleşmesi düzenleniyor. Bir yıl boyunca HAYTAP tarafından görevlendirilmiş görevliler, sahiplenen hayvanseveri kimi zaman arayarak, kimi zaman ziyaret ederek, sahiplendirilmiş hayvanların sağlıkları ve barınma ortamları hakkında bilgi alma, inceleme ve takip etme faaliyetlerini gerçekleştirecek. 

PepsiCo Türkiye Yiyecek Kategorisi Pazarlama Kıdemli Direktörü Seren Çankırı’nın veridği bilgiye göreCheetos geçen yıl da HAYTAP iş birliği ile "Patilere desteğin Cheetos şekli" kampanyasını yürüttü. 7 bölgeden 7 ilde hayvan bakımevlerine ameliyathaneler kurulmasını hedefleyen proje Ipsos tarafından gerçekleştirilen "Türkiye'de Sokak Hayvanları ve Evcil Hayvanlar Algısı" başlıklı araştırmanın sonuçlarına göre şekillendirildi. 

PAYAM Ekolojik Badem Köyü çocuklara organic tarm öğretecek

Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı (TOÇEV) ve kurulduğu günden bu yana doğaya ve insana saygı ile yaklaşan Yves Rocher Vakfı el ele vererek PAYAM Ekolojik Badem Köyü Projesi’ni Manisa’nın Demirci ilçesinde hayata geçirdi.

PAYAM Ekolojik Badem Köyü Projesi, çocukların kök salabilecekleri, toprakla buluşacakları bağışlardan bağımsız, uzun ömürlü ve sürdürülebilir bir gelir modeli ile hareket ediyor. Organik tarım ilkelerine uyarak toprağın zenginleşerek ürün sunmasına olanak sağlanan bu proje kapsamında köyde 1.800 badem ağacı, doğal ilaçlama ve kimyasal kullanmadan ağaçları zararlı böceklerden korumak için dikilen 4.000 Lavanta ve biyoçeşitliliği destekleyen 100 meyve ağacı yer alıyor.

Yves Rocher Vakfı’nın destekleriyle ve TOÇEV önderliğinde hayata geçen projede çocuklar organik tarım ilkelerini öğrenebilecekleri ve uygulayabilecekleri, topraklarına sahip çıkarak gelir elde etmenin yollarını keşfedecekleri sağlıklı ve gelişime açık bir kampüs ortamına sahip oluyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar