Kadın girişimci kooperatifçiliği

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

İrfan O. HATİPOĞLU

adın girişimci kooperatiflerinin “kırsal kalkınma, tarımsal üretimin” devamlılığında çözüm olarak görülmesi son dönemlerde popülerleşti. Kadın yoksulluğunun aşılması, üretime katılmasında ve kırsal kalkınmada işlevsel/etkin bir model olduğu konusunda uzlaşıya varıldı. Kırsalda kadınların iktisadi ve toplumsal gereksinimlerinin karşılanıp güçlendirilmesi, kaynaklara ve fırsatlara erişimlerinin artırılması, cinsiyetten kaynaklanan eşitsizliklerin en aza indirilmesi gibi konularda büyük katkıları olabileceği düşünülmekte. Bu nedenle kamu tarafından, kadın kooperatifleri sadece ekonomik değil, sosyal açıdan da önemli dayanışma örneği olarak ele alınıyor.

Ülkemizde kadın girişimci kooperatifleri, Ticaret Bakanlığı’na bağlıdır. Bakanlıkça hazırlanan ‘Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Ana Sözleşmesi’ kapsamında kurulur/ çalışmalarını sürdür. Sözleşmenin 6. maddesinde, amacı “ortaklarının ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçları ile ekonomik faaliyetleri kapsamında yer alan mal ve hizmet üretimi ile bunların pazarlanmasına yönelik ihtiyaçlarını karşılamak, girişimlerini desteklemek, üretim becerilerini geliştirmek, böylece ortaklarının ekonomik menfaatlerini koruyarak sağlıklı ve gelişmiş bir çevrede yaşamalarını sağlamaktır” şeklinde tanımlanmakta. Bu tanım kapsamında, belirtilen alanlarda çalışan kadın girişimi üretim ve işletme kooperatifi kurulmaktadır.

Kadın girişimci kooperatifleri ağırlıklı olarak; gereksinimlerini uygun koşullarda ulaşmak, istihdam olanaklarından yararlanmak, ürettiklerini satmak vb. beklenti üzerinden, kadın ortaklar tarafından kurulur. Fakat işletirken ciddi güçlüklerle karşılaşırlar. İş deneyimi olmayan kadınlar tarafından kurulduklarından, işletme becerilerindeki eksikliklerinden kaynaklı, ciddi yönetim sorunları yaşar. Birlikte çalışma kültürünün gelişmemesi/yokluğu, eğitim seviyelerinin düşüklüğü, çalışma deneyimlerinin az olması aralarında “kuşkuculuğu” geliştirir. Kadınlar aile içi üretimde bulunsalar da kontrol ettikleri bağımsız bir gelirden ve mülkiyetten yoksun oluşları, kooperatifin finansman için gerekli olan krediye erişimde zorluklar yaşamaktadırlar. Finansman sıkıntısı, üretimin sürekliği için yeterli ekipmana sahip olma da ve pazara ulaşmada sürekli önlerine çıktığından büyüyemezler.

Kadın kooperatiflerini bekleyen en büyük tehlike; öncülük edenlerin, ortaklığı katılımı arttırmak için kazanımları/ beklentileri yüksek tutması, yanlış bilgilendirmesidir. Örneğin kadınların ortak olduklarında ürünlerini satarak çok para kazanacakları, kooperatiflerin kurduğu işletmelerde çalışarak ‘sigortalı’ iş sahibi olacakları dillendirilir. Oysa, kadınlar kooperatife ortak olarak girerken belli miktarda sermaye yatırdıkları için sermayedar olarak kabul edilir. Kooperatif düzenli gelir sağlayan bir işletme faaliyeti olmadığından ortaklarına, sosyal güvence fırsatı sağlanamaz. İşletmede kısmi çalışsa da güvencesiz çalışmak zorundadır. Ortak kadının ‘sosyal güvenlik’ beklentisi karşılanmadığından kısa zamanda ortaklıktan ayrılmakta ya da ilgisiz kalmasına neden oluyor.

Belediyelerin öncülüğünde kurulan, işleyen başarılı kadın girişimci kooperatifleri vardır. Buna karşın ülkemiz; popüler yaklaşımla kurulan, beklentilerin karşılanmaması sonrası terk edilen… Kurucu kadınların işletmecilik, bilgi, deneyim eksikliğinden kaynaklı “kadın kooperatifi” mezarlığına dönüşme riskiyle karşı karşıyadır. Buna izin verilmemelidir. Çünkü tüm olumsuzluklara karşın, kadın kooperatifleri; kadın emeğinin görünür olmasında ve kadın istihdamını arttırarak gönencin artmasında önemli rol oynar. Kadınlar arasında demokratik bilincin, dayanışma kültürünün gelişmesinin önünü açar. Sunduğu psikolojik ve sosyal kazanımları nedeniyle çok özel bir yere sahiptir.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar