Kara köprü narlıktır: 2027 gıda enflasyonunun kaderi şimdi yazılıyor

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Güzellik bir varlıktır. Şal aba geyinenler. Sevdiğine layık­tır.” Urfa Yöresi

Homer, Odysseus’un yolculu­ğunu 24 kitaplık Odysseia des­tanında anlatır. Truva Savaşı’nın ardından İthaka’ya dönüş yak­laşık on yıl sürer. Eve dönüşü­nü uzatan deniz, rüzgâr, geçitler, adalar, canavarlar ve yol boyunca karşısına çıkan engellerdir. Varış noktası bellidir, fakat oraya ulaş­mak ayrı bir sınavdır.

Son haftalarda küresel tarım piyasalarında benzer bir serüve­nin içinden geçiyoruz. Mahsulün tarlada bulunması artık tek başı­na yeterli değil. Ürünün limana, fabrikaya ve nihayet tüketiciye ulaşabilmesi gerekiyor. 28 Tem­muz tarihli “Bostan Korkulukla­rı” yazımızda bunu “arzın hare­ket kabiliyeti” şeklinde tanımla­mıştık. Geçtiğimiz hafta “Çifte Kıskaç”ta bir adım daha ilerleye­rek çekirdeğin kırım tesisine ula­şamadığı durumda yüksek rekol­tenin doğrudan yağ arzına dönüş­mediğini gördük.

Ren'in iki yakası

Bu hafta Ren Nehri teoriyi fi­ziksel bir vakaya çevirdi. Fran­sa'da kanola tohumu birikirken Almanya'daki kırım tesisleri hammaddeye ulaşmakta zorlanı­yor. Normal koşullarda 2.500 ila 3.000 ton taşıyan mavnalar ba­zı kesimlerde yalnızca 300-400 ton yükleyebiliyor. Küresel ta­rım ticaretinin ABCD devlerin­den ADM, Mainz’daki yağlı to­hum işleme tesisinde faaliyetleri durdurdu. Hatırlarsak geçtiğimiz hafta Allseeds de Ukrayna’nın Karadeniz limanlarındaki ope­rasyonlarını askıya almıştı. Hammadde var. Fabrika var. Ara­daki yol çalışmıyor.

Ağustos ayında Avrupa ekono­misi, özellikle Almanya, tatile gi­rer. Türkiye’nin ihracat ve sanayi verilerini doğru yorumlamak da Alman ekonomisinin bu belirgin mevsimsel karakterini okumayı gerektirir. İki ülkenin sanayileri yalnızca nihai mal ticaretiyle de­ğil, güçlü bir sermaye ve ara malı değer zinciriyle birbirine bağlı. Tarım­da ise Avrupa’daki alım temposunun mevsim­sel yavaşlamasını iklim ve lojistik kaynaklı fizi­ki kısıtlardan ayırmak gerekiyor. Ren’deki re­kor düşük su seviyesi ise Ağustos gürültüsü­nün ötesinde fiziki akışı doğrudan kısıtlıyor.

Gübrede üç ayrı saat

Ren’deki lojistik sıkışıklık mevcut mahsulün hareketini sı­nırlarken 2027 sezonunun baş­ka bir denklemi tarlaya ürün gir­meden kuruluyor. Hürmüz kri­zinin ardından azot (N), fosfat (P) ve potasyum (K) belirgin bi­çimde ayrıştı. Azotta ilk fiyat şo­ku büyük ölçüde geride kalırken Yara, CF Industries, Mosaic ve Nutrien’in ikinci çeyrek sonuç­ları yüksek fiyatların çiftçileri alımları ertelemeye yönelttiğini gösteriyor. Temmuz ortasından itibaren azot talebi yeniden can­lanma işareti veriyor. Azotta ar­tık fiziki ürün eksikliğinden çok, ertelenmiş talebin hangi fiyat se­viyesinde geri döneceği izleniyor.

Fosfatta saat farklı çalışıyor. Sülfür sıkışıklığı üretim maliyet­lerini yükseltirken bazı üretici­ler kapasite kısıyor, kimi tesisler üretime ara veriyor. Nutrien’in fosfat segmentinde ortalama sa­tış fiyatı ton başına 781 ABD Do­larına çıkmasına rağmen maliyet 812 ABD Dolarına ulaştı. Baskı şirket marjlarıyla sınırlı kalmı­yor. Mosaic, ABD ve Brezilya’da fosfat uygulamalarının bu yıl yaklaşık %30 azalmasını bekler­ken bunun tarımsal verimi de aşağı çekeceğini belirtiyor. Şir­ket, eksik kullanımın verim riski­ni büyüttüğünü vurguluyor. Hin­distan’da alıcıların yüksek fiyat­lara direnmesi, üreticilerin ise hammadde ve navlun maliyetle­ri nedeniyle geri adım atmaması DAP piyasasını kilitliyor. Potas­yum ise üçlü içinde daha sakin seyrediyor.

Üç temel besin maddesi böyle­ce üç ayrı saati gösteriyor: azot­ta talep geri dönüyor, fosfatta hammadde kilidi sürüyor, po­tasyumda piyasa işliyor. Ancak çiftçi tarlaya N, P ve K harfleriy­le değil bütçesiyle giriyor. Örne­ğin Brezilya’da üre fiyatları ge­rilese de çiftçiler alımları erteli­yor; mısır-gübre takas oranı uzun dönem ortalamasının üzerinde, kredi koşulları da sıkı. 2027 açı­sından gübreye erişim kadar çift­çinin hangi ürünü, kaç hektara ve ne kadar gübreyle ekeceği de be­lirleyici.

Tarlada dört yol ağzı

Bu soru Avrupa’da mısırla şim­diden karşımıza çıktı. Fransa Ta­rım Bakanlığına göre ülkenin 2026 mısır üretiminin yaklaşık %35 düşüşle 9 milyon tona geri­leyerek 1980’den bu yana en dü­şük seviyeyi görmesi bekleniyor. Daralan ekim alanına sıcaklık ve kuraklık kaynaklı verim kaybı eklenirken dolar ve ton bazında karşılaştırılan Paris’te işlem gö­ren Euronext ön ay mısır kont­ratı, Şikago bazlı CBOT eşdeğeri­nin yaklaşık 110 ABD Doları üze­rinde seyrediyor. Bu fark navlun hesabından ziyade Avrupa’nın bölgesel arz açığının ve ithal mı­sır ihtiyacının piyasa yansıması. Avrupa’nın açığını Güney Ameri­ka ve ABD kapatabilir. Fakat bu­günkü yüksek Brezilya rekoltesi, 2027’de çiftçinin aynı miktarda mısır ekeceğinin garantisini ver­miyor.

Benzer sinyaller başka coğraf­yalardan geliyor. Güney Afrika’da buğday ekim alanının %8,4 dara­larak 473.900 hektara, 1929’dan bu yana en düşük seviyeye inme­si bekleniyor. Batı Avustralya’da da buğday ekim alanı 600 bin hektardan fazla daralırken sıcak ve kurak hava üretimi yaklaşık %30 aşağı çekebilir. Buna karşı­lık ABD Tarım Bakanlığı (USDA), güçlü erken yağışlar sayesinde Avustralya geneli üretim tahmi­nini 31 milyon tona yükseltti. Ye­rel otoritenin resmi beklentisi ise 26,7 milyon ton düzeyinde. Bu iki görünüm birbiriyle çelişmiyor: Batı Avustralya zayıflarken Yeni Güney Galler ve Queensland’de­ki erken yağışlar toplamı yukarı taşıyor. Her halükârda geçen yıl­ki 36 milyon tonun altında. Ekim alanını fiyat ve girdi ekonomisi, nihai rekolteyi ise alanla birlikte hava koşulları belirliyor.

Türkiye açısından aynı denk­lem ürün rotasyonunda karşımı­za çıkabilir. Ayçiçeği başta yağlı tohumlara yönelim, özellikle mı­sırın ve bazı bölgelerde buğdayın ekim alanını daraltabilir. Azot fi­yatlarındaki gevşemeye rağmen genel gübre kompleksi çiftçinin alım gücünü zorluyor. Tahıl fi­yatları yükselmedikçe ya da girdi maliyetleri gevşemedikçe ekim alanının genişlemesi güç. Üstelik mısır, buğday ve arpa tavukçuluk ile süt üretiminin temel yem gir­dileri. Tarladaki ürün rotasyonu böylece yem maliyetine, oradan beyaz et ve süt üzerinden tüketi­cinin protein maliyetine uzanı­yor.

Kara köprü narlıktır: 2027 gıda enflasyonunun kaderi şimdi yazılıyor - Resim : 1

Sonuç: Odysseia uzun, kara köprü kısa

Odysseus’un eve dönüşü yal­nızca bir destanın konusu değil­dir; aynı zamanda insanın engel­ler karşısında olgunlaşmasının hikâyesidir. Eve dönüş, öze dö­nüştür. Yol boyunca mekân deği­şir; karşısına çıkan insanlar, kur­duğu ilişkiler ve verdiği kararlar Odysseus’u dönüştürür. Urfa yö­resinin Kara Köprü Narlıktır tür­küsü aynı insani özü birkaç di­zeyle yoğunlaştırmayı başarır: mekânı, insanı ve ilişkiyi sözü uzatmadan anlatır. Odysseia’nın 24 kitapta kurduğu dünyayı tür­kü birkaç mısrada tartar.

Biz de bu hafta sözü uzatmaya­lım. Ren’de su çekiliyor, fosfatta sülfür düğümü sıkılaşıyor, çiftçi gelecek sezonun ekim hesabını yapıyor. İlk bakışta üç ayrı başlık. Aslında aynı 2027 mahsulünün birbirine bağlı kısıtları. Bugünün fiyatı bugünü anlatır; 2027 gıda enflasyonunun arz tarafındaki ilk rakamları ise şimdiden nehir­lerin seviyesinde, gübre fabrika­larının maliyetinde ve çiftçinin ekim hesabında yazılıyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.393,85 0,00 %
Dolar 48,6041 0,12 %
Euro 56,4786 0,18 %
Euro/Dolar 1,1610 -0,01 %
Altın (GR) 6.787,54 -0,91 %
Altın (ONS) 4.330,45 0,32 %
Brent 104,84 -1,28 %