Kara toprağın bereketi, istatistiğin nakaratı: Büyüme ve enflasyon

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Kolun açmış yollarımı gözlüyor. Benim sa­dık yârim kara topraktır.” Aşık Veysel

TÜİK’in açıkladığı Ma­yıs ayı enflasyon verile­ri, Aşık Veysel ile eko­nometriye aynı sahnede düet yaptırıyor: Benim sadık yârim istatistikler­dir.

Uzun süredir Ekono­ritmiks’te gıda fiyatlarının mev­simsel desenini vurguluyoruz. İstatistik, uzaktan karmaşık gö­rünebilir; aslında çoğu zaman do­ğanın ritmine ayak uydurur. Bir anlamda insanın doğa ile kurduğu sayısal bir bağdır. Olasılık teori­si insanı hayrete düşürebilir ama şaşırtmaz: Mayıs ayında gıda fi­yatları geriledi.

Hürmüz’ün darboğazı nerede?

Pek çok kişi Hürmüz Boğazı kaynaklı gerilimin enflasyona et­kisini merak ediyor. Aslında bu etki gıda tarafındaki maliyet ka­nalı üzerinden okunabiliyor. De­sen bazlı modele göre Hürmüz nedeniyle gıda fiyatları yaklaşık 6,6 puanlık ek bir maliyet yüküy­le karşı karşıya. Enerji, lojistik ve diğer maliyet unsurları devreye girmeden önce bile salt gıda fiyat­ları üzerinden manşete en az 1,5 puan demek.

Ocak ayında Antalya’daki sel baskınları nedeniyle hızla yükse­len gıda fiyatlarının normal ko­şullarda bahar aylarında daha sert bir şekilde geri çekilmesi bek­lenirdi. Ancak Hürmüz kaynak­lı maliyet baskıları bu normalleş­menin hızını sınırladı. Başka bir ifadeyle, gıda fiyatlarındaki düşü­şü tersine çevirmedi ancak daha derin bir gerilemeye alan açmadı.

Mevsim deseni: Hürmüz Boğazı’nın kılavuz kaptanı

Mayıs ayında yaş sebze fiyatla­rı beklendiği gibi geriledi. Sebze fiyatlarındaki düşüş %10,8 ora­nında. Yumurta dışındaki temel kalemlerde fiyat davranışı büyük ölçüde tarihsel desenlerle uyum­lu ilerledi.

Normal koşullarda yumurta fi­yatları havaların ısınmasıyla bir­likte “Mayıs çukuru” diye nite­lenen döneme girer. Bu yıl ente­resan bir şekilde Mayıs ayında yumurta fiyatları %5,4 artış kay­detti. Haziran başına ilişkin saha gözlemleri ise fiyatlarda yeniden gevşemeye işaret ediyor. Basına yansıyan üretici açıklamaları da fiyat oynaklığına yönelik endişe­lere değindi.

Dolayısıyla Haziran ve ilerleyen yaz aylarında gıda fiyatlarının ta­rihsel seyrine sadık kalma olası­lığı güçlenmiş durumda. TÜİK ile aynı anda kendi endeksini açıkla­yan FAO’nun gıda fiyatları da Ma­yıs ayında sabit kaldı. Geçen yıl nisan ayındaki zirai donun ardın­dan yaz kuraklığı hasat dönemin­de fiyatları yukarı itmişti. Bu sene yağış rejimi aynı dönemde fiyat­ları aşağı çekebilir. 2025 ve 2026 meteoroloji dinamikleri arasın­daki fark, modelimizin işaret et­tiği 6,6 puanlık makasın ne ölçü­de telafi edilebileceğini belirleye­cek. Mevcut eğilim korunursa yıl sonunda gıda enflasyonunun yüz­de 30 eşiği sınırlarında şekillen­mesi mümkün görünüyor. Böyle bir tablo, TCMB’nin yıl sonu ara hedefi %24 açısından önemli bir destek unsuru anlamına gelecek­tir.

Zıt akıntılar: Hürmüz’den geçiş

Gıda tarafındaki iyileşmenin arkasında iki önemli dinamik bu­lunuyor.

Bunlardan ilki yağışların getir­diği verim artışı. Önceki yıllarda dört hanelere yakın sezonu açan meyvelerin bugün yol kenarında seyyar satıcılarda düşük üç hane­li fiyatlardan satışa sürüldüğü gö­rülüyor. Bu, arzın bolluğu anlamı­na geliyor.

Aşık Veysel ile ekonometri­nin düeti de tam burada makamı­nı buluyor: “Bir çekirdek verdim dört bostan verdi.” Toprak bere­ket verdikçe arz artıyor; arz art­tıkça fiyatlar normalleşiyor, fi­yatlar normalleştikçe istatistikler yeniden kendi desenine dönüyor.

İkinci önemli unsur ise yem maliyetlerindeki gevşeme. Yaş sebzenin yanında et fiyatları da Mayıs ayında %1,8 oranında ge­riledi. Et ve sebze, gıda sepetin­de fiyat algısını güçlü biçimde et­kileyen kalemlerdir. Son dönem­de küresel gıda zincirinde tavuk eti öne çıkıyor. McDonald’s CE­O’su geçen hafta verdiği mülakat­ta şirketin yeni stratejik vizyonu­nu çizdi. Küresel büyük fast-food zincirleri tavuk ürünlerini gide­rek daha fazla menünün odağına çekiyorlar. Tavuk üretiminde yem maliyetleri belirleyici rol oynadı­ğı için mısır ve arpa piyasaların­daki gelişmeler doğrudan önem taşıyor.

Hürmüz geriliminin yaşandı­ğı dönemde Türkiye süreci hem miktar hem fiyat kanalı üzerinden dikkatli yönetti. Önce mısır itha­lat kotası ile arz güvenliği sağlan­dı. Ardından Ukrayna çıkışı sev­kiyatlarda artan talebe bağlı fiyat hareketleri hızlanınca TMO dev­reye girdi. Bir nevi tavan kurup piyasaya dengeleyici bir çerçeve sundu. Bugün ise hem arpa hem de mısır piyasasında gevşeme gö­rülüyor. Cuma kapanışı itibariy­le tahıl fiyatları Hürmüz öncesi seviyelerin altına çekildi. Piyasa dengesi oturdukça TMO meka­nizması da serbest piyasa koşulla­rında kendiliğinden devre dışı ka­lacaktır.

Kara toprağın bereketi, istatistiğin nakaratı: Büyüme ve enflasyon - Resim : 1

Türkiye’de rüzgâr isimleri: Bazdan ve Hürmüz’den esmez

İlk çeyrek büyüme verilerinde tarım sektörünün yüzde 4,6 büyü­düğü görülüyor. Bazı yorumcular bu performansı baz etkisiyle açık­lamaya çalıştı. Ancak bu değer­lendirme eksik kalıyor.

Zirai don geçtiğimiz yılın Ni­san ayında yaşandı. Yaz ayların­da ise kuraklık etkiliydi. Dolayı­sıyla Ocak, Şubat ve Mart ayların­dan oluşan ilk çeyrekte görülen büyümeyi yalnızca baz etkisiyle açıklamak yeterli değil; güçlü ya­ğışların desteklediği tarımsal ha­cim artışı daha belirleyici görü­nüyor. 63,8 reel endeks değeri ile ilk çeyrek zirai katma değer tari­hi zirvesinde. Serinin “istatistiki seviye”si (in levels), salt baz etkisi anlatısını zayıflatıyor. Bu hacmin cari fiyatlarla karşılığı 442 milyar TL’dir. Nominal veri enflasyonun tesiri altında kaldığı için reel en­deks seviyesi daha temiz okuma sunar. Bir geminin su üzerinde öl­çeceği asıl seyir sürati (STW) ve­ya rüzgâr şiddeti (TWS) coğra­fi konum değişiminden (SOG) ya da zahiri rüzgâr hızından (AWS) farklıdır. Kaptanlar da gösterge­lerini arındırarak yönlerini bu­lurlar.

Kaldı ki yılın ilk çeyreği zirai üretim açısından en zayıf dönem­dir. Yılın ilk çeyreğinde yani kış mevsiminde tarımın ülke hası­lası içerisindeki payı %2 gibi son derece cüzi bir orandadır. Üçüncü çeyrekte, turizmin artan ağırlığı­na rağmen tarımın payı %10 sevi­yesine yaklaşır. Düetin bu kısmını Aşık Veysel’in kendisi söylüyor: “Havaya bakarsam hava alırım”.

Sonuç: Sadık dost toprak

Aslında TÜİK verileri şaşırtmı­yor. Veriler, halk ozanının ve me­teorolojinin aynı hikâyeyi farklı enstrümanlarla çaldığını gösteri­yor. Ekonomiyi de meteorolojiyi de sürprizlerle anlatmayı sever­ler. Yanıp sönen kırmızı ekranlar dikkat çeker. Oysa en güçlü tah­minler sürprizlerden değil, tekrar eden desenlerden gelir (pattern recognition).

Aşık Veysel ve ekonometri dü­etinin nakaratı da burada. Sadık dost toprak bereket verdikçe ista­tistiki desen belirginleşiyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.321,19 1,53 %
Dolar 46,9720 0,11 %
Euro 53,6139 -0,04 %
Euro/Dolar 1,1415 -0,13 %
Altın (GR) 6.197,31 -0,49 %
Altın (ONS) 4.119,12 -0,12 %
Brent 75,9790 0,03 %