Karahan: Tahmin aralığı arttı ara hedef korundu

Merkez Bankası (TC­MB) Başkanı Fa­tih Karahan yılın ilk enflasyon raporunu açıkladı. TCMB, 2026 yıl sonu enflas­yon tahmin aralığını yüzde 15 ile yüzde 21 olarak güncelledi. 2027 yılı için ise tahmin aralığı yüzde 6 ile yüzde 12 olarak açık­landı. Yeni başkan yardımcıları Fatma Özkul ve Gazi İshak Ka­ya dahil 4 başkan yardımcısıyla birlikte yapılan enflasyon rapo­ru toplantısında, dezenflasyon sürecine yönelik sıkı duru­şun korunacağı mesajı verildi.

Enflasyon raporunda 2026 yılı için enflasyon tahmininde yüz­de 16 ara hedef korundu ancak tahmin aralığı yükseltildi. Baş­kan Karahan tahmin aralığının yüzde 13-19’dan yüzde 15-21’e çekildiğini bu artışın 1 puanı­nın TÜİK hesaplama değişikli­ğinin teknik yansıması olduğu­nu söyledi. Karahan, faiz indi­rim adımlarının büyüklüğünü kısa dönemde artırmak için ge­rekli eşiğin bir miktar yüksek göründüğüne dikkat çekti.

Bir puanlık artış TÜİK’in yeni hesabından

Karahan, ocak enflasyonu­nun beklentinin bir miktar üze­rinde geldiğini, piyasa beklenti­lerinin şubatta da yine bir mik­tar yüksek gelmesi yönünde olduğunu belirtti.

Karahan, bu yıla ilişkin hedefi değiştirme­diklerinin altını çizerek, şöyle konuştu: “Zaten daha önce he­defe sadık kalacağımızı söyle­miştik. 1 puan Eurostat uyumu kapsamında TÜFE hesaplama­sında yapılan teknik güncelle­me. Burada hizmetin sepet için­deki payının artmasının 1 puana yakın etkisi var. Güncellemeler daha çok enerji dışı emtia fiyat­larındaki artış ve bunun enflas­yon üzerindeki etkileri. Bir di­ğer unsur gıda fiyatlarında yap­tığımız güncelleme.

Burada gıdanın direkt etkisi doğrudan sınırlı olabiliyor ama oynaklık olduğunda beklentileri etkile­yebildiği için bir miktar dolay­lı etkileri de var. Son olarak dış talepte toparlanma. İç talebin dengede ve enflasyon hedefle­rimizle uyumlu gideceğini ön­görüyoruz. Ama çıktı açığının önceki projeksiyonlarımızın bir miktar üzerinde kalması se­bebiyle enflasyon üzerinde yu­karı yönlü riskler olduğunu göz önünde bulundurduk.”

Karahan, enflasyona ilişkin öne çıkacak unsurlardan bah­sederek, “Bu yıl en öne çıkacak unsur, geçen sene de aslında öy­le oldu, hizmet enflasyonundaki düşüş. Burada özellikle kira ön­cülüğünde bir düşüş öngörüyo­ruz” dedi. Karahan, “Kira enflas­yonunun yıl sonunda yüzde 30 civarına düşebileceğini öngörü­yoruz. Eğitimde aralık itibarıy­la yüzde 66’lık bir enflasyon söz konusuydu. Düzenlemede deği­şikliğe gidildi. Düzenleme kay­naklı önümüzdeki dönemde eği­tim dezenflasyonunda ciddi bir alan olduğunu değerlendiriyo­ruz” diye konuştu.

Martta, kasım ayı sevisine yaklaşırız

Karahan, gıda enflasyonunda ocak ve şubat bittiğinde en kötü­sünün geride kalacağını değer­lendirdiklerini söyleyerek şöy­le konuştu: “İklim koşulları açı­sından özellikle yağış miktarına baktığımızda daha destekleyici bir görünüm söz konusu. Bunun önümüzdeki dönemde çok da­ha makul bir gıda enflasyonuna sebep olacağını düşünüyorum. Dolayısıyla buradan da dezenf­lasyona destek gelecek.”

Karahan, gıda fiyatlarında Ramazan etkisine vurgu yapar­ken, yılın devamında bu alanda çok daha olumlu sonuçlar bek­lediklerini kaydetti. Karahan, mart ve nisanı gördükten son­ra önümüzdeki daha makul bir enflasyon olmasını bekledik­lerini, piyasa koşullarına ba­kıldığında ana eğilimin mart ayından itibaren kasım-aralık seviyelerine yaklaşacağını de­ğerlendirdiklerini vurguladı.

Karahan, “O enflasyon görü­nümünü aşağı yukarı çekmek için para politikası sıkılığını be­lirler. Ancak yüksek enflasyon ortamında bizim de bulunduğu­muz gibi, aylık enflasyon gerçek­leşmeleri de beklentiler ve fi­yatlama davranışları nedeniyle önümüzdeki dönem enflasyon görünümünü etkilediği için para politikasının enflasyon görünü­müne olduğu kadar gerçekleş­melere de tepki vermesi gereki­yor. Biz de bunu yapıyoruz” dedi.

Bir süredir yüksek enflasyon ortamında oldukları için karar­larda yakın dönem enflasyon gerçekleşmelerine baktıkları­nı ifade eden Karahan, şunları kaydetti: “Bununla birlikte bir süredir enflasyon düşüyor ve düşmeye devam edecek. Bu ne­denle de zaman içinde para poli­tikasının enflasyon görünümü­ne verdiği ağırlığın artmasını bekleriz. Son dönem gerçekleş­melerine baktığımda enflasyon tarafında aslında birçok veride ama özellikle enflasyon tarafın­da piyasanın bazen sislerin ara­sında kaybolduğunu düşünüyo­rum. Yakın zaman gerçekleşme­lerinin aynı şekilde hep devam edeceğini varsayan bir görü­nüm oluşabiliyor. Bulundu­ğumuz şu dönemde enflasyon görünümünün biraz daha net­leşmesi için mart ve nisan ayla­rındaki veriyi görmenin önemli olduğunu düşünüyorum.”

''Adım büyüklüğü ihtiyatlı yaklaşımla gözden geçiriliyor”

Sene sonu enflasyon hedefine ulaşılması için politika faizinde martta duraklamanın değerlendirilip değerlendirilmeyeceği yönündeki bir soru üzerine Fatih Karahan, şu yanıtı verdi: “Her zaman söylediğimiz gibi politika faizine ilişkin atılacak adımlara karar verirken enflasyonun ana eğiliminin gerçekleşmesine ve beklentilerine bakıyoruz.

Adımların büyüklüğünü enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla gözden geçiriyoruz. Öncü veriler bize ocakta aylık tüketici enflasyonunun gıda öncülüğünde artacağını, ana eğilimde de bir artış olacağını ama bunun bir miktar daha sınırlı olacağını söylüyordu. Nitekim gerçekleşmeler de öngörülerimizle, o ay içindeki okumalarımızla tutarlı oldu.

Gıda kaynaklı bu artışın ocak ve şubat aylarıyla sınırlı kalacağını değerlendirdik fakat geçici olsa da bu gibi geçici faktörlerin enflasyon beklentileri üzerinden ikincil etkileri olabiliyor. Bu etkileri de düşünerek adım büyüklüğünü küçültmeye karar verdik. Önceki kararlarımızda olduğu gibi bundan sonra da veri odaklı gideceğiz. Mevcut enflasyon görünümü ve hedeflerimize, talep koşullarına, beklentilere baktığımızda adım büyüklüğünün kısa dönemde artması için gereken eşik bir miktar yüksek diye değerlendiriyoruz.”

“Mesajlarla beklentileri yönetmek faydalı”

Para politikasında faiz adımlarına karar verirken gerçekleşen ve beklenen enflasyona göre karar verdiklerini kaydeden Karahan, “Zaten tek bir reel faiz seviyesi hesaplamak da zor. Enflasyon düşmekte olduğu için gerçekleşen enflasyona göre hesapladığınızla, beklenen enflasyona göre hesapladığınız arasında çok ciddi bir fark söz konusu. Bir de beklentiyi aldığınızda farklı kesimlerin beklentileri arasında ciddi farklılaşma var, burada hangisini baz almak lazım, hangisi doğru çok kolay bir soru değil.

Bunun yerine biz biraz daha enflasyondaki ilerleme üzerinden ve bunun temel belirleyicisi olan talep koşulları, beklentiler ve kur gelişmeleri üzerinden değerlendiriyoruz. Bir de bu adım büyüklüğünü hesaplamanın beklentiler üzerinde etkileri var. Adım büyüklüğünü, para politikası duruşu adım büyüklüğü üzerinden ayarlayarak mesajlarla beklentiyi yönetmek ve buradaki bozulmayı engellemek ya da sınırlı tutmak faydalı diye düşünüyoruz.”

“Paniğe kapılmaya çok gerek yok”

Başkan Karahan, piyasanın, son 1-2 enflasyon verisine bakarak bunun aynı şekilde bütün dönem devam edeceğini düşünerek bir enflasyon görünümü oluşturduğunu ve bundan çok etkilendiğini söyledi. Alt detaylara bakıldığında enflasyon görünümünün bu kadar olumsuz olduğunu düşünmediklerini kaydeden Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sadece ocak ayına bakarak bu kadar olumsuz bir beklenti oluşturmak çok doğru değil. Detaylar her zaman vurguladığımız gibi önemli. Nasıl veriler beklentilerden iyi geldiğinde rehavete kapılmıyorsak, biraz kötü gerçekleşmeler olduğunda da özellikle bu gerçekleşmeler gıda gibi oynaklığı yüksek kalemlerden gerçekleşiyorsa paniğe kapılmaya çok gerek olmadığını düşünüyoruz.”

“Rezervlerimiz oynaklığa karşı yeterli”

Başkan Karahan, “carry trade” girişine ilişkin sorusu üzerine şunları söyledi: “Sıkı para politikasının etkisiyle uluslararası rezervlerimiz tarihi zirvelere ulaştı. 2025 Nisan’dan bu yana bakacak olursak, bu dönemde yabancı yatırımcıların carry olarak tanımlanabilecek yatırımları yaklaşık 18 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Böylece carry stoku toplamda 40 milyar dolara ulaşmış durumda.

Aynı dönemde baktığımızda, 2025 Nisan’dan bu yana, hisse ve DİBS yatırımları da 17 milyar dolara çıkmış durumda. Yani carry girişi nitelendirebilecek miktar 18, hisse ve DİBS olarak 17 ve bununla birlikte hisse ve DİBS stoku da 67 milyar dolar olmuş durumda, çok daha yüksek. Dolayısıyla rezervlerimizdeki hem miktar artarken hem de kalitesi arttı ve bu artışta da carry etkisi görece zayıf olarak düşünüyoruz. Rezervlerimiz hem yapısı hem seviyesi olarak sermaye hareketlerinde yaşanabilecek her türlü oynaklığa karşı yeterli durumda diye düşünüyoruz.”

Yazara Ait Diğer Yazılar