19 °C
Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Katina’nın Makası

Yazımın giriş bölümünü büyük usta Seyfi Dursunoğlu’na ayırmak istedim. Nam’ı diğer Huysuz Virjin’e. Yaşam hikayesine girmeyeceğim; ancak çok zor bir işi çok zor bir dönemde denemiş, risk almış, başarılı olmuş ve hafızalara ve kalplerimize ismini kazımış bir ustaydı o. Artık Katina’nın elindeki makası ondan dinleyemeyeceğiz, kantolarını izleyemeyeceğiz; ancak herkese örnek olan güzel insanı bize yaşattığı tebessümler ile hatırlayacağız. Servetini Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne bağışlayan büyük usta, vücudunun da, her ne kadar bu isteği yazılı olmadığı için yerine getirilememiş olsa da, kadavra olarak kullanılmasını istemiş olması ile örnek bir davranışla veda etti bizlere. Zaten bir sanatçıdan en çok beklenilen şey de topluma iyi örnek olması değil midir? Güle güle büyük usta, Katina’nın makası bizlere emanet.

AB’de işler iyiye gidiyor

Avrupa Birliği’nde (AB) neler oluyor, nasıl bir süreç bekliyor bizi, bir göz atmak gerekir. Gerekir çünkü ihracatımızdaki en önemli alıcının AB ülkeleri olduğunu düşündüğümüzde, Pandemi’nin yaralarının bu coğrafyada bir an önce sarılması, neredeyse onlar kadar bizi de ilgilendiriyor. Bu yıl Avrupa’dan ne yazık ki turizm geliri elde edemedik, bu elbette üzücü. Ama önümüzdeki dönemde ihracatımızın kriz öncesine dönebilmesi için Avrupa Birliği liderleri’nin Brüksel’deki zirvede alacakları karar son derece önemli idi. Ve sonunda 750 milyar Euro’luk korona virüsü onarım fonu üzerinde anlaşma sağlandı. Fon, salgından en çok etkilenen AB ülkelerine kredi ve hibe olarak çeşitli şekillerde dağıtılacak. AB Konseyi Başkanı Charles Michel’ın, “Bu anlaşma Avrupa’nın tek bir güç olarak hareket ettiğinin göstergesi. Bu çalışanlar ve aileleri, işleri ve sağlıklı olmalarıyla ilgili. Bu anlaşmanın Avrupa’nın yolculuğunda önemli bir adım olacağına inanıyorum” açıklaması bizim için de önemliydi.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron tarihi bir anlaşma diye konuyu özetlerken, kurtarma planının Avrupa için bir değişim olduğunu vurguladı. 390 milyar Euro’su hibe, 360 milyar Euro’su ise kredi olarak kullandırılacak olan bütçeye ilişkin açıklama sonrasında görüş belirten Merkel ise kendimi hafiflemiş hissediyorum derken, olağanüstü olayların ve salgının, sıra dışı yeni yöntemler gerektirdiğine ve hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağına işaret ediyordu. Merkel, AB bütçesini Avrupa'nın geleceği olarak nitelendirirken, önemli olanın AB'yi ciddi şekilde etkileyen kriz zamanında dahi iç pazarın faaliyet göstermeye devam edebilmesi olduğuna ve sürdürülebilirliğin önemine işaret etmiş oldu.

750 milyar Euro’luk kurtarma paketinden İtalya’nın 209 milyar alacağına dikkat çeken Conte ise, İtalya’nın büyük bir sorumluluğumuz olacağına ve bu güçle her şeyi yeniden başlatma ve çehresini değiştirmeye yönelik bir fırsatın ülkesini beklediğine dikkat çekmiş oldu. Conte “şimdi artık koşmalıyız, bunu yatırımlar ve yapısal reformlar için kullanmalıyız” diyerek mutluluğunu ifade ederken, sorumluluğunu hissettiğini de gözler önüne sermiş oldu. Özellikle İtalya, İspanya ve Malta gibi ülkelerin fondan alacakları desteğin büyüklüklerini düşündüğümüzde, ülke olarak ihracatımızda eskisine göre daha fazla potansiyel oluşturacaklarını söylemek yanlış olmaz.

Bizde de yaraların sarılabilmesi ve piyasaların tamamlanabilmesi için alınan tedbirler her geçen gün biraz daha gevşiyor ve normalleşme çabaları artıyor. Korona virüsü bu durumdan memnun mu onu bilmiyoruz, zannederim kışın bunu daha iyi anlayacağız. Ancak unutmamak lazım, bize milyarlarca Euro veya dolar veren bir birlik yok arkamızda ve kendi arkamızı yine kendimiz toparlamak durumundayız. Çok şey söylenebilir pandemi, kriz, alınan kararlar, uygulanan politikalar ve hatta dış ülkeler ile yürüttüğümüz ilişkiler konusunda. Ama şu anda odaklanmamız gereken konu, AB’deki gelişmeler sonrasında buradaki fırsatları iyi değerlendirmeye ilişkin izleyeceğimiz yol ve yollar ile yatırımcıları yeniden Türkiye’ye çekebilme yönündeki girişimler olmalı. Bunun için içerideki ekonomik göstergelerimizi yeniden iyi noktalara taşımaya ve iş dünyasını daha fazla rahatlatmaya ihtiyacımız olacak. Ve tabi AB ile olan ilişkilerimizi daha sağlıklı zemine oturtma ve AB üyeliği konusundaki reformları her zamankinden daha fazla sahiplenmeye.

Haftaya bayram. Ve ardından Ağustos’un da hızlıca geride kalacağını göreceğiz birlikte. Umuyorum son yılların en zor Eylül ayı pusuda bizleri beklemiyordur.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap