Kaybolacak meslekler ve hukuk quo vadis?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Teknoloji şirketleri bugün tek bir yazılım güncellemesiyle binlerce çalışanı gereksiz hale getirebiliyor. Gelişmiş yapay zekâ sistemleri binlerce sayfalık hukuki dokümanı birkaç saniyede analiz edebiliyor. Bu durum genç profesyoneller için ciddi bir dönüşüm sinyali anlamına geliyor.

Bugün dünyanın en önemli eko­nomik tartışmalarından bi­ri artık enflasyon, faiz ya da ener­ji fiyatları değil; bizzat işin ken­disinin geleceği. Yapay zekâ ve otomasyon, insanlığın üretim bi­çimini yeniden şekillendiriyor. Bir zamanlar sanayi devrimi do­kuma tezgâhlarını değiştirmişti; bugün ise algoritmalar masa başı meslekleri dönüştürüyor. Yapay zekâ şirketlerinin son araştırma­ları, özellikle veri analizi, finans, hukuk ve medya gibi alanlarda oto­masyonun hızla ilerlediğini göste­riyor.

Üstelik bu dönüşüm 20–30 yıl sonra değil, önümüzdeki birkaç yıl içinde hissedilecek bir dalga ya­ratıyor. Teknoloji tarihine bakıldı­ğında her devrim yeni meslekler doğurmuştur ancak bu kez değişi­min hızı o kadar yüksek ki birçok toplum henüz buna zihinsel olarak hazırlıklı değil. Belki de bu yüzden yapay zekâ tartışması giderek bir ekonomik analiz olmaktan çıkıp bir toplumsal gelecek meselesine dönüşüyor.

Ofiste oturanların sessiz gerileyişi

Son araştırmalar, otomasyo­nun en çok rutin bilişsel işleri hedef aldığını gösteriyor. Banka gişe görevlileri, muhasebeciler, çağrı merkezi çalışanları ve veri raporlama uzmanları bu listenin başında geliyor. Dijital bankacı­lık ve otomatik muhasebe yazı­lımları nedeniyle bu alanlarda yüzde 70’e varan otomasyon riski öngörülüyor. Yapay zekâ destek­li chatbotlar, finans sektöründe müşteri hizmetlerindeki insan sayısını hızla azaltıyor. Nitekim teknoloji şirketleri bugün tek bir yazılım güncellemesiyle binler­ce çalışanı gereksiz hale getire­biliyor.

Türkiye açısından mesele da­ha da kritik. Ülkede 200 binin üs­tünde avukat bulunuyor ve hukuk hizmetlerinin önemli bir bölümü belge analizi, sözleşme inceleme­si ve veri araştırmasına dayanı­yor. Hali hazırda hukuk fakültesi kontenjanlarına ve kayıtlı öğren­ci sayısına baktığınızda Türkiye dünyada kişi başına en çok avu­kat / hukukçu düşen ülkelerden biri olacak. Oysa bugün gelişmiş yapay zekâ sistemleri binlerce sayfalık hukuki dokümanı birkaç saniyede analiz edebiliyor. Bu du­rum, hukuk ve finans gibi alan­larda çalışan genç profesyoneller için ciddi bir dönüşüm sinyali an­lamına geliyor.

Üniversiteli patlaması ve yakasız işsizler

Türkiye’de yükseköğretimde 8,4 milyon öğrenci bulunuyor. Bu oran nüfusa göre hesaplandığın­da Avrupa Birliği ortalamasının yaklaşık iki katına denk geliyor. Eğitimdeki bu büyüme ilk bakış­ta olumlu görünse de işgücü piya­sası aynı hızla genişlemiyor.

Resmî verilere göre iş bulma ümidi olmadığı için iş aramayı bı­rakanların sayısı 2014’te 615 bin iken bugün yaklaşık 2,5 milyon. Bu tablo, yalnızca ekonomik bir veri değil, aynı zamanda toplum­sal beklentilerin de değiştiğini gösteriyor. Üniversite diploması artık otomatik olarak bir meslek garantisi sunmuyor.

İktisat tarihinde benim üstat diye andığım Schumpeter’in “ya­ratıcı yıkım” kavramı tam da bu süreci anlatır. Eski sektörler yı­kılırken yeni sektörler doğar. An­cak bugün yaşanan dönüşümde problem, yıkımın hızının yara­tımın hızından daha yüksek ol­ması.

İlginç olan şu ki otomasyonun ilk dalgası en çok beyaz yakalı masa başı işleri etkiliyor. Fiziksel beceri gerektiren bazı meslekler kısa vadede daha güvenli görü­nüyor. Aşçılar, garsonlar, cankur­taranlar ya da zanaat temelli iş­ler henüz algoritmaların kolayca ikame edemediği alanlar arasın­da. Bu durum klasik eğitim anla­yışını da sorgulatıyor. Uzun yıl­lar boyunca toplumların hedefi çocuklarını “masa başı meslek­lere” yönlendirmekti. Ancak tek­noloji çağında tam tersine yaratı­cılık, el becerisi ve sosyal etkile­şim gerektiren işler daha dirençli hale geliyor. Oscar Wilde’ın sözü aklıma geliyor: “Makine çalıştık­ça insan düşünmek zorunda ka­lacaktır.” Gerçekten de geleceğin en değerli sermayesi muhteme­len fiziksel güç değil, yaratıcı dü­şünme kapasitesi olacak.

Yeni sosyal sözleşme arayışı

Yapay zekâ yalnızca mes­lekleri değil, sosyal devletin te­mel mekanizmalarını da etkili­yor. Emeklilik sistemleri buna iyi bir örnek. 1970’lerde Türki­ye’de bir emekliyi yaklaşık 5,5 ça­lışan finanse ediyordu. Bu oran 2020’lerde 1,7 çalışana kadar ge­riledi. Nüfusun yaşlanması ve işgücü piyasasındaki dönüşüm devam ederse bu dengenin da­ha da bozulması kaçınılmaz gö­rünüyor. Dolayısıyla yapay zekâ tartışması sadece teknoloji me­selesi değildir. Bu aynı zamanda eğitim, sosyal güvenlik ve ekono­mik model tartışmasıdır. Gelece­ğin dünyasında toplumların kar­şı karşıya kalacağı en büyük so­ru belki de şudur: Eğer makineler üretimi üstlenirse, insanlar han­gi rolü üstlenecek? İnsanların en büyük yanılgısı, hayatın hep ay­nı düzenle devam edeceğini san­malarıdır. Yapay zekâ çağında bu söz her zamankinden daha ger­çek görünüyor. Çünkü yeni eko­nomik çağ, yalnızca işleri değil, çalışma fikrinin kendisini yeni­den tanımlıyor.

*Latince “nereye gidiyorsun”

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.321,19 1,53 %
Dolar 46,9720 0,11 %
Euro 53,6139 -0,04 %
Euro/Dolar 1,1415 -0,13 %
Altın (GR) 6.197,31 -0,49 %
Altın (ONS) 4.119,12 -0,12 %
Brent 75,9790 0,03 %