Kayısı ağaçlarını orman hesabına katmak olur mu?

Vahap MUNYAR
Vahap MUNYAR İŞ DÜNYASINDA DİYALOG vahap.munyar@dunya.com

ŞAİR, yazar, ziraat mühendisi, ANAP iktidarları döneminde Hasan Celal Güzel ve Yusuf Bozkurt Özal’ın danışmanı Cumali Ünaldı Hasannebioğlu, bir mesaj eşliğinde “Sorunlarıyla ve Çözümleriyle Türk Tarımı” kitabının iki sayfasını gönderdi:

-        17 yıl önce Star Gazetesi’nde yayınlanan yazım. 2003’te bu yazıda yer alan görüşlerim Tayyip Bey’e (Erdoğan) rapor olarak daha geniş biçimiyle sunuldu.

Cumali Ünaldı, “Ormanlar yanmaya devam edecek” başlıklı yazıya şöyle girmişti:

-        30 yıl önce Manisa-İzmir karayolunda orman yangınına denk geldim. Alevler göğe yükseliyor, kozalaklar alev topu gibi fırlayıp başka yerleri de yakıyor.

O günden beri televizyonda orman yangını görüntülerini izleyemediğini belirtti:

-        Tırtılların, böceklerin, hayvanların ve ağaçların feryadını duyarım. Hele de insanların…

Ülkemizde ormanların yakanının bol olduğunu vurguladı:

  • Tarla açmak isteyen yakar
  • Piknikçi yakar
  • Yanlış yere atılan sigara yakar
  • Anız belası yakar…

Ormanın GSMH içindeki payını irdeledi:

-        Ormanın GSMH’deki payı yüzde 0.8’dir. O da “Yakacak ve yapacak” odun olarak.

Orman köylüsünün en alt gelir grubunda yer aldığının altını çizdi:

-        Fukaralığın tarife gelir yanı yok. Bu insanlara arıcılık, halıcılık gibi işlerle ekmek temini mümkün değil.

Yazısında o döneme ilişkin şu veriye işaret etti:

-        Meyilli ve çıplak, IV ve VII sınıf arasındaki 18 milyon hektar toprak şiddetli erozyona maruz. Şekillenerek ağaçlandırılması zorunlu.

O dönemdeki ağaçlandırma temposuna dikkat çekti:

-        Orman teşkilatının ağaçlandırır gibi yaptığı ve bu hızla ancak 1000 yılda bitireceği faaliyet, zaten yapıldığı anda yakılıyor.

Bu noktada şu soruyu ortaya attı:

-        Çare ne?

Kendi sorusuna şu yanıtı verdi:

-        Çare, yakılmayacak ve kesilmeyecek orman kurmak. Badem, ceviz, fındık, fıstık, kestane, narenciye, bağ, zeytin, kiraz, vişne, elma, armut kayısı ormanları kurmak…

Malatya’dan örnek verdi:

-        Malatya’da 2 milyon kök kayısı dikerek, dağı taşı ağaçlandırarak uygulamasını yaptık. Malatya’da yüzde 11 devlet ormanına karşılık yüzde 13 kayısı ormanı var. Bunun 3’te biri başmühendisi olduğum proje ile 5 yılda gerçekleşti.

Malatya’nın kayısı gelirinin altını çizdi:

-        Kayısı Malatya’da yılda ortalama 200 milyon dolarlık gelir yaratıyor. Bunu 1 milyar dolara çıkarma çabası var.

Yazısını şu mesajla noktaladı:

-        Bu, bütün Türkiye için niye yapılmasın? Bu yapılmadığı sürece ormanlar yanmaya devam edecek.

Geçen hafta Dünya +’da Hakan Güldağ ve Şeref Oğuz’la birlikte TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç’ı “Kanaat Önderi” sohbetinde konuk ettik.

Ormanlardaki ağaçların türleriyle ilgili konuyu Deniz Ataç’a açtık, şu yanıtı aldık:

  • Yanan orman alanlarına zeytin, ceviz gibi ağaçların dikilmesi bu alanları orman olmaktan çıkarır. Bunun adına “bahçe kurmak” denir. Bunun ormanları kesip tarım arazisine dönüştürmekten farkı yoktur.
  • Yanmaya karşı daha dayanıklı olması sebebiyle yanan alanı başka orman ağaçlarıyla ormanlaştırmak da ekosistemin tahrip edilmesidir.
  • Yanan kızılçam ormanlarında yine kızılçam ormanı oluşturacak şekilde çalışmalar yürütülmeli, doğanın izinden gidilmelidir.

Eski bürokrat, ziraat mühendisi kayısı bahçelerini “orman” olarak niteliyor…

Doğayı Türkiye’nin gündemine oturtan TEMA Vakfı, “orman ayrı, meyve bahçeleri ayrıdır”diyor…

Planlı şekilde ikisini de büyütmek en doğru yol gibi görünüyor…

İstanbul’un ‘asıl ağaç türleri’ne geçmemiz gerek

ESKİ İstanbul Orman Bölge Müdürü Faruk Çebi’den bir uyarı ve bilgi notu geldi:

-        Ege ve Akdeniz’de özellikle çam ormanlarında çıkan ve günlerce söndürülemeyen orman yangınları İstanbul için ciddi bir uyarı veriyor.

1960 ve 80’li yıllarda İstanbul’da Hazine arazilerine sahip çıkılması amacıyla 400 bin dönüm alanın çam ormanına dönüştürüldüğünü anımsattı:

-        Söz konusu alan İstanbul ormanlarının yüzde 16’sını oluşturuyor. Hazine arazilerinin yapılaşmaya karşı korunmasında geçmişte çok büyük görev üstlenen çam ormanları, günümüzde ne yazık ki barut fıçısı gibi İstanbul’u tehdit ediyor.

Söz konusu çam ormanlarının Beykoz, Sarıyer, Sultanbeyli, Ümraniye ve Kartal gibi ilçelerde toplu yerleşim alanları ile iç içe olduğuna dikkat çekti:

-        Orman yangınları ile iklim değerleri arasında çok kuvvetli bir korelasyon vardır. En donanımlı yangın filoları bile ekstrem hava koşullarında yanıcı özelliği çok yüksek olan çam ormanlarındaki yangının büyük bir faciaya dönüşmesine engel olamayabilir.

İstanbul’da orman yangınlarının önlenmesinde sıra dışı, kalıcı ve köklü önlemlerin alınmasının kaçınılmaz olduğunu kaydetti:

-        İstanbul’daki çam ormanlarını zaman kaybetmeden yangına daha dayanıklı ve İstanbul’un asli ağaç türlerinden olan meşe, kestane ve kayın ormanlarına dönüştürmek zorundayız.

Söz konusu çalışmalara hemen başlanması gerektiğini vurguladı:

-        İstanbul ormanlarındaki ağaç dönüşümünü hızla gerçekleştirmek zorundayız. Aksi takdirde yarın çok geç kalabiliriz. Büyük orman yangınları İstanbul’u cayır cayır yakabilir.

Eski İstanbul Orman Bölge Müdürü Faruk Çebi’nin bugün gündeme taşıdığı uyarı, akla şu soruyu getiriyor:

  • Madem İstanbul’un asli ağaçları meşe, kestane ve kayın idi. Neden söz konusu ağaçlandırma döneminde çam tercih edildi?
Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar