Kazananı insan belirleyecek

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Eskiden iyi bir ücret teklifi, ni­telikli çalışanları çekmek ve elde tutmak için çoğu zaman ye­terliydi. Şirketler arasındaki re­kabet büyük ölçüde maaş paket­leri, yan haklar ve prim sistemle­ri üzerinden yürüyordu. Nitelikli çalışan söz konusu olduğunda bu denklem hızla değişiyor.

Boston Consulting Group'un (BCG) ya­yımladığı 2026 Küresel Yetenek Takibi İkinci Çeyrek Raporu da bu dönüşümün hız kazandığını gös­teriyor. Rapora göre 2025 yılın­da küresel yüksek nitelikli iş gücü hareketliliği yüzde 11,6 azalarak 3,3 milyon kişiye geriledi. STEM alanındaki hareketlilik yüzde 13, yapay zekâ uzmanlarında yüzde 12, doktoralı araştırmacılarda ise yüzde 19 düştü. İlk bakışta bu du­rum hareketliliğin yavaşladığını gösteriyor. Oysa asıl mesaj farklı: Yetenek artık daha seçici hareket ediyor; yalnızca daha yüksek ücret için değil daha güçlü bir kariyer ekosistemi için yer değiştiriyor.

Maaş önemli ama tek başına yeterli değil

Yetenek çekme yarışında yıllar­dır ilk akla gelen unsur ücret ol­du. Elbette rekabetçi maaş hala önemli. Ancak araştırmalar, tek başına ücret artışının uzun vade­li bağlılık yaratmadığını gösteri­yor. Kariyer gelişimi, öğrenme fır­satları, uluslararası çalışma de­neyimi, esneklik, güçlü liderlik ve kurum kültürü artık en az maaş kadar belirleyici. BCG'nin rapo­runda da bu değişim açıkça görü­lüyor.

Analistler, yetenek çekmek isteyen ülkelerin ve şirketlerin yalnızca finansal teşviklerle başa­rılı olamayacağını; mevcut iş gü­cünün yetkinliklerini geliştiren, teknolojiyle desteklenen ve ulus­lararası hareketliliği kolaylaştıran bütüncül bir ekosistem kurmala­rı gerektiğini vurguluyor. Rapor­da dikkat çeken bir başka veriy­se şu: Belirli bir teknolojide küre­sel yeteneği çekebilen ülkelerin, o teknolojide lider olma olasılığı 17 kat daha yüksek. Ayrıca yönetim kadrolarında uluslararası yetene­ğe yer veren şirketler, rakiplerine göre her yıl ortalama 1 puan daha fazla hissedar değeri yaratıyor. Bu, yeteneğin yalnızca insan kaynak­larının değil, büyüme stratejisinin de temel unsurlarından biri oldu­ğunu gösteriyor.

Yetenek yönetimi artık CEO gündemi

Rapor, Türkiye gibi yetenek çekmek isteyen ülkelerdeki kamu otoriteleri ve özel sektör yöneti­cileri için küresel rekabette öne geçmenin formülünü "Üçlü Ye­tenek Stratejisi" (Talent Trifec­ta) olarak tanımlıyor. Bu strateji; mevcut iş gücünün yetkinlikleri­nin artırılması, teknoloji ve oto­masyon entegrasyonu ve dinamik bir yetenek göçü yönetimini içeri­yor. Küresel yavaşlamayı avantaja çevirebilmek için göçmenlik sis­teminin yüksek nitelikli istihda­mı destekleyecek şekilde gözden geçirilmesi, bürokratik şartlarda elverişlilik ve özellikle stratejik sektörlerde uçtan uca (yerleşim­den oryantasyona) bir yetenek ekosistemi kurulması öncelikle­rin başında geliyor. BCG analist­leri, özel sektördeki kurumların küresel ölçekte işe alım yapma noktasında kültürel ve operasyo­nel bariyerleri aşması gerektiği­nin altını çiziyor. Bu bakımdan Türkiye'de faaliyet gösteren şir­ketlerin insan kaynakları süreçle­rini küresel standartlarla uyumlu hale getirmesi ve yönetim ekip­lerinde uluslararası yeteneğe da­ha fazla yer vermesi, küresel re­kabet gücünü destekleyen önemli adımlar arasında yer alıyor.

Son dönemde görüştüğümüz birçok CEO'nun ortak mesajı da bu. Dijital dönüşümden yapay zekâ yatırımlarına kadar hemen her başlıkta ilk dile getirilen so­run teknolojiye erişim değil, o tek­nolojiyi geliştirecek ve yönetecek insan kaynağı. Sermaye bulunabi­liyor, teknoloji satın alınabiliyor; ancak nitelikli yetenek kısa süre­de oluşturulamıyor. Bu nedenle yetenek yönetimi artık yalnızca insan kaynakları departmanının sorumluluğu olarak görülemez. Kurum kültürü, liderlik anlayı­şı, kariyer planlaması ve öğrenme fırsatları doğrudan yönetim kuru­lunun gündeminde yer almalı.

Ne yapmalı?

●Ücret politikaları kadar kariyer gelişim planları da rekabet avantajı olarak görülmeli.

●Şirket içi eğitim, mentorluk ve rotasyon programlarına daha fazla yatırım yapılmalı.

●Yöneticiler yalnızca performansı değil, çalışan bağlılığını da ölçmeli.

●Uluslararası deneyim ve farklı kültürlerle çalışma fırsatları artırılmalı.

●Çalışanlara anlamlı iş, gelişim imkânı ve güçlü bir kurum kültürü sunulmalı.

●İnsan kaynakları stratejisi, şirketin büyüme stratejisinin ayrılmaz bir parçası haline getirilmeli.

Sonuç olarak, kazananlar; çalışanlarına gelişim, güven, aidiyet ve gelecek sunabilen şirketler olacak. Çünkü yeni dönemde insanlar yalnızca bir işe değil, kendilerine değer katacak bir yolculuğa katılmayı tercih ediyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.393,85 0,00 %
Dolar 48,5986 0,11 %
Euro 56,5118 0,24 %
Euro/Dolar 1,1617 0,05 %
Altın (GR) 6.787,54 -0,91 %
Altın (ONS) 4.335,90 0,44 %
Brent 105,33 -0,82 %