Kıbrıs’ın yerel mutfağı küresel tatlarla buluştu
Kıbrıs deyince artık akıllara sadece deniz, güneş ve casino’lar gelmiyor; son dönemde gastronomi alanında da iddialı isimler imza menüleriyle ada mutfağına damgasını vuruyor. Bu isimlerden biri de Girne’deki Elexus Hotel’in mutfağının dümenine geçen Şef Hüseyin Yılmaz. Yılmaz, adaya özgü molehiya bitkisinden yenilebilir altına, trüf avı temalı tatlılardan geleneksel pilavunaya uzanan bir yelpazede adanın geleneksel tatlarını küresel trendlerle buluşturuyor.
Kıbrıs’ın tarihsel mirasından ve coğrafi konumundan dolayı zengin bir anonim mutfağa sahip olduğu malum. Ancak bu potansiyeli lüks konsept ve global trendlerle harmanlamak apayrı bir vizyon gerektiriyor. Antalya’nın lüks segment otellerindeki 15 yıllık tecrübesini üç ay önce Elexus Hotel’e taşıyan Yönetici Şef Hüseyin Yılmaz, Türk mutfağının özündeki rafine ruhu korurken, adanın yerel lezzetlerini modern dünyanın tabaklama ve pişirme teknikleriyle yeniden yorumluyor.
Hüseyin Yılmaz, Kıbrıs’a gelmeden önce kendisine söylenen "adada ürün tedariki zor" şeklindeki önyargıların adaya geldikten sonra tamamen yıkıldığını anlatıyor. Akdeniz ikliminin cömertliği sayesinde Kıbrıs'ın aslında bir vaha olduğunu belirten Yılmaz, adanın büyüleyici ürün zenginliğini avangart tekniklerle buluşturduğu özel menüsüyle bizleri uzun soluklu bir lezzet yolculuğuna çıkarıyor.

Molehiyadan altın Risotto’ya
Elexus Hotel’in deniz kenarında yer alan Mia adlı restoranında deneyimlediğimiz menü, yerel malzeme ile dünya mutfağının kusursuz birleşimini gözler önüne seriyor. Yemek, mısır koçanı üzerinde fırınlanmış bir mısır ekmeği ve ona eşlik eden, Fransız mutfağının ünlü kaz ciğeriyle harmanlanmış ipeksi bir tereyağı ile başlıyor.
Hemen ardından gelen tabak ise tam bir füzyon dehası: Peru mutfağının dünyaca ünlü tekniğiyle, yani ateş görmeden sadece asitle pişirilen karides ceviche, çıtır iceberg marullarla hazırlanan ikonik “Caesar salata”yla buluşuyor. Klasik bir başlangıç olan “Steak Tartare” ise şefin ellerinde adeta bir sanat eserine dönüşmüş. Kızartılarak balon haline getirilen çikolata kreması (bubble) içerisine gizlenen trüf aromalı et, damakta hem tanıdık hem de yeni bir tat bırakıyor.
Ara sıcak olarak servis edilen “Gold Risotto” ise lüksün gastronomideki zirvesini simgeleyen yenilebilir altın yapraklarıyla süslenmiş. Risotto ayrıca yedi çeşit yaban mantarı ve kadifemsi kereviz püresiyle harmanlanmış. Özellikle Avrupalı misafirlerin gözdesi olan bu tabağın ardından ana yemek sahne alıyor. Akdeniz’in en lezzetli balıklarından olan “Kum Giritası” (Lahos), yanında biberiye aromalı patates kek ile servis ediliyor. Tabaktaki asıl sürpriz ise, içi adaya özgü, ekşimsi ve dengeleyici bir karakteri olan meşhur “molehiya” bitkisiyle doldurulmuş Morel mantarı.
Hüseyin Yılmaz, molehiyanın, Kıbrıs'a özgü, yaz aylarında yetiştirilen ve yaprakları kurutularak saklanan aromatik bir bitki olduğunu anlatıyor. Yılmaz, “Molehiya, Kıbrıs Türk mutfağının en ünlü yemeklerinden biridir; genellikle kuzu veya tavuk etiyle pişirilip bol limonla çukur tabaklarda pilav eşliğinde servis edilir” diyor.

Ormanda bir gezinti
Yemek, görsel bir illüzyonla son buluyor. Şef Hüseyin Yılmaz’ın en büyük tutkularından biri olan trüf mantarı avcılığından ilhamla tasarladığı imza tatlısı, misafirleri adeta ormanda hayali bir yürüyüşe çıkarıyor. Trüf aromalı parfe, karamel ve çıtır dokularla birleşirken; tabakta çikolatadan yapılmış ağaç dalları, yenilebilir toprak formunda bisküvi kırıntıları ve mantar şekilli çikolatalar yer alıyor. Bu tabak, gurmelere kendilerini adeta nemli bir Karadeniz ormanında trüf avındaymış gibi hissettiren bir deneyim sunuyor.
Kıbrıs’ın hamur işi geleneği
Hüseyin Yılmaz, sabah kahvaltılarında da Kıbrıs’ın köklü hamur işi geleneğini ön plana çıkardıklarını anlatıyor. Otelin açık kömür fırınlarından yükselen kokular, adanın tam anlamıyla "anneanne/ babaanne işi" geleneksel kahvaltı kültürünü yaşatıyor.
Her sabah taze taze sunulan hardal tohumu aromalı kırma yeşil zeytin “çakıstes”, mis kokulu zeytinli çörekler ve adanın tuzsuz Nor (Lor) peyniriyle hazırlanan geleneksel poğaçası “pilavuna”, kahvaltının yıldızları. Kıbrıslıların asla "peynir" demediği, sadece kendi adıyla andığı meşhur hellim ise kahvaltının olmazsa olmazı. Şef Yılmaz, yerel mirasa duydukları saygı gereği Nor peynirli Kıbrıs mantısı “piroji” ve bir kök sebze olan “kolokazı” da otelin mutfağında soslardan çorbalara kadar her tabakta kullanmaya çalıştıklarını anlatıyor.
Bölgedeki Savaşa rağmen Kıbrıs’a talep artıyor
Elexus Hotel Genel Müdürü Görkem Aydıner, adaya yönelik turizm taleplerinin en çok Türkiye, Rusya, İngiltere ve Avrupa ülkelerinden geldiğini anlatıyor. Aydıner, “Bölgesel gelişmelere rağmen Kıbrıs’ın Akdeniz turizmindeki konumu güçleniyor. Özellikle Ercan Havalimanı’nın kapasitesinde yaşanan artış da Kıbrıs turizmi açısından önemli bir avantaj yarattı. Adaya erişimin kolaylaşması, özellikle farklı pazarlardan gelen talebi desteklerken, misafirlerin Kıbrıs’ı daha güçlü bir tatil alternatifi olarak değerlendirmesine katkı sağlıyor” diyor.
Bu gelişmenin önümüzdeki dönemde hem destinasyon algısını hem de turizm hareketliliğini olumlu yönde etkileyeceğini ifade eden Aydıner, “Kıbrıs, hizmet kalitesi, ulaşılabilirliği ve fiyat-performans dengesiyle Antalya ve Bodrum gibi güçlü destinasyonlarla rekabet eden bir noktada” diye konuşuyor.
Kıbrıs’ın büyüleyici atmosferi, Akdeniz yaşam tarzı ve gelişen turizm potansiyelinden ilham alan Elexus Hotel Resort & Spa, tatili yalnızca bir konaklama deneyimi olarak değil; dinlenme, eğlence, gastronomi ve keşfi bir arada sunan çok yönlü bir yolculuk olarak ele alıyor. Yeni sezonda hayata geçirilen yatırımlarla birlikte tesis, misafirlerine günün her anına yayılan daha zengin ve daha dinamik bir deneyim sunmayı hedefliyor.
Yeni dönemde restoran alternatiflerini güçlendiren, aquapark alanını genişleten ve misafir deneyimini farklı aktivite alanlarıyla destekleyen Elexus; yeni padel sahaları ve go-kart alanıyla da dikkat çekiyor. Ailelerden genç misafirlere kadar farklı beklentilere hitap eden tesis, Kıbrıs’ta tatili çok yönlü bir deneyime dönüştürüyor.
