Kılavuzu karga, magazini yaygara: Fed faiz kararı ve iletişimi
Ey Kâhin dedim çek gaganı o zaman. Deyu deyu Kuzgun: Hiçbir zaman.” Edgar Allan Poe
ABD Başkanı Donald Trump’ın dış ticaret konusundaki en görünür kurmaylarından Jamieson Greer, geçtiğimiz ay globalizmin entelektüel kalelerine uğradı. Bloomberg’ün tabiriyle bir “zafer turu”na çıktı. Ticaret hukukçusu Greer’in IMF ve Council on Foreign Relations temaslarında işlediği mesaj açıktı: Ekonomi, yalnızca ekonomistlerin modellerine bırakılamayacak kadar toplumsaldır.
Görevine başlayan Fed’in yeni başkanı Kevin Warsh ilk basın toplantısını geçtiğimiz hafta gerçekleştirdi. Beş yeni “görev gücü” kuracağını açıkladı. Görev güçleri, yalnızca ekonomistlerden oluşmayacak. Multi-disipliner yapıda farklı alanların uzmanları bir araya getirilerek kurulacak. Aslında selefi Jerome Powell da bir hukukçudur. Trump’ın bizzat kendisi tarafından Fed başkanlığına aday gösterilmişti.
Kehanet yorgunu merkez bankaları
TCMB Başkanı Dr. Yaşar Fatih Karahan, geçtiğimiz ay gerçekleştirdiği enflasyon raporunda tahmin aralığı iletişimine ara verdi. İletişim politikasında belirgin bir değişikliğe gitti.
Kevin Warsh da Dr. Karahan ile benzer sadeleşme eğimlinde: Söz ile yönlendirme (taahhüt, forward guidance) cümlesi metinden çıktı. Karar metni çok kısaltıldı. İlaveten kurumun geçmiş politikalarına mesafeli yaklaştı.
Ekonoritmiks, Fed iletişiminin tarihsel evrimini her fırsatta ele aldı. 4 Mayıs 2026 tarihli “Eski Usul” başlıklı yazımızda da vurguladığımız gibi, eskiden neredeyse sessizlik üzerine kurulu kurum, “maestro” lakaplı Alan Greenspan’den Ben Bernanke’ye uzanan dönemde şeffaflık çizgisine geçti. Amaçlardan biri piyasadaki gürültüyü filtrelemekti. Fakat zamanla filtre de gürültünün parçası haline geldi.
Öyle görünüyor ki artık merkez bankacıları aşırı tartışmaların aktarım mekanizmasına fayda değil zarar verdiği, elleri kollarını bağladığı görüşündeler.
Merkez bankaları yürüttükleri para politikalarıyla toplum refahına önemli bir fayda sağlıyorlar. Bu faydanın tutturdukları ya da tutturamadıkları öngörülerle “tahmincilik” ya da “kahinlik” testine tabi tutulmasını istemiyorlar.
Keza nokta virgüle kadar sorgulanan hatta giydikleri renklere kadar anlam yüklenerek politikaları deşifre edilmeye çalışılan karar vericilerin üzerlerindeki yük yeteri kadar ağır. Magazinden uzak durmaya çabaladıkları anlaşılıyor. İktisat, insani yönüyle sayı doğrusunun modelleyebileceğinden daha fazlası.
Kuzgunun gölgesinde ECB
Şu anda Avrupa Merkez Bankası (ECB) benzer bir durumla karşı karşıya. Önceki hafta gelen 25 baz puanlık faiz arttırımı piyasada endişeyle karşılandı. Geçen haftaki yazımızda yer verdiğimiz 2011 yılındaki tartışmalı faiz arttırımları piyasanın hafızasında canlı. Birçok uluslararası yatırım bankasının tahmini, ECB’nin faiz artırımlarının büyüme görünümünü zayıflatacağı ve 2027’de bu adımların geri alınabileceği yönünde şekilleniyor. Fed daha kısa ve sert bir metinle kendi duruşunu netleştirirken, ECB’nin politika hatası tartışmasına açılması euro üzerinde baskı kuruyor. Normal şartlarda faiz farkının euro lehine genişlemesi kura destek verebilir. Ancak mevcut fiyatlama, faiz farkından çok politika hatası primini okuyor. Bu nedenle 1,15 çevresi kısa vadede teknik çıpa niteliği taşıyor.
Kuzgun ve karga, aynı familyanın kuşları. Son derece zeki, alet kullanabilen, yüz tanıyabilen (pattern recognition), insan davranışına uyum sağlayabilen canlılar. Vazgeçmezler. Gazimağusa’nın sembolü karga, Poe ile özdeşleşen Baltimore şehrinin ise kuzgundur. Ancak ne karga ne de kuzgun kâhindir. Belki de merkez bankalarının son dönemde vermeye çalıştıkları mesaj tam olarak budur. Fed, TCMB ve ECB farklı yönlere baksalar da ortak bir rahatsızlığı paylaşıyorlar: Para politikasının bir kehanet yarışmasına dönüşmesi. Her cümleden gizli anlam çıkarılması, her tahminin mutlak vaat gibi değerlendirilmesi, her kararın bir sonraki kararın garantisi kabul edilmesi.
Oysa merkez bankalarının görevi geleceği haber vermek değil; son kredi mercii tanımlarıyla belirsizlik altında yön tayin etmektir. Kılavuzluk yapabilirler, fakat kader yazamazlar. Çünkü ekonomi, laboratuvarda tekrarlanan bir deney değil; milyonlarca insanın aynı anda aldığı kararların toplamı.
Poe, kuzguna istediği cevabı “hiçbir zaman” duyamayacağı sorular soruyordu. Modern piyasa da çoğu zaman merkez bankalarından aynı şeyi bekliyor. Fakat belirsizliğin hüküm sürdüğü bir dünyada her sorunun bir cevabı yok. Bu nedenle son dönemin merkez bankacılığı belki de daha az konuşan, daha az tahmin yapan, daha az magazin üreten bir çizgiye yöneliyor.
Kılavuzu karga olan yolunu bulabilir. Yeter ki kargayı kâhin sanmasın.
