Kısalan vadeler talebi baskılıyor
Geçtiğimiz hafta yazımda, tüketici talebinde bu sene görülen yavaşlama eğiliminde altın fiyatlarındaki düşüşün yarattığı negatif gelir etkisinin önemli olmuş olabileceğini söylemiştim. Bir başka sebep de yüksek seyreden faizlerin yanında, kredi vadelerinin kısalmasıyla borcun daha hızlı geri ödenmesini gerektirmesi ve bunun yarattığı ödeme baskısı olabilir.
Tüketici kredilerinin vadesi kısalıyor
Tüketici kredilerine yönelik vade verisi düzenli olarak yayımlanmıyor. Ancak TCMB, yılda iki defa yayımladığı Finansal İstikrar Raporu’nda, tüketici kredisi gruplarına ilişkin ortalama vade grafiğini yayımlıyor.
Tüketici kredilerinin ortalama vadesini hesaplamak için öncelikle bu grafiklerden kredi gruplarının ortalama vadelerine ilişkin zaman serilerini yapay zekâ yardımıyla türettik. Daha sonra da bu vadeleri, aylık bazda tüketici kredisi gruplarının stok bakiyeleriyle ağırlıklandırarak tüketici kredisi stokunun ortalama vadesini hesapladık. Verileri grafikten okuduğumuz için gerçek değerlerle küçük farklılıklar olabilir, ancak genel eğilim açısından fikir vermektedir.
Tüketici kredisi grupları itibarıyla baktığımızda, en yüksek paya sahip ihtiyaç kredilerinin ortalama vadesi 2021 yılındaki 37 ay seviyesinden Mart 2026’da 23 aya kadar gerilemiş görünmektedir. Vadesi geleneksel olarak daha uzun olan konut kredileri de bu eğilimden etkilenmiş ve 2021 yılındaki 112 ay vadeden Mart 2026 itibarıyla 96 aya gerilemiştir. Taşıt kredilerinin vadesi ise aynı dönemde 37 aydan 23 aya düşmüştür.
Ortalama vadelerin kısalmasının yanında, vadesi daha kısa olan kredi türlerine kayış olması da toplam kredi bakiyesinin ortalama vadesindeki düşüşte etkili olmuştur. Ortalama vadesini yaklaşık 3.5 ay olarak hesapladığımız bireysel kredi kartlarının toplam tüketici kredileri (kredi kartı dahil) içerisindeki payı %49 ile 5 yıl öncesine göre 30 puanlık belirgin bir artış göstermiştir. Kredi kartı bakiyelerinin, ihtiyaç ve taşıt kredilerine uygulanan kredi büyüme sınırlarından aynı ölçüde etkilenmemesi bu gelişmede etkili olmuş olabilir.
En uzun vadeli kalem olan konut kredilerinin payı ise 2021’deki %33 seviyesine göre 20 puanlık düşüş göstermiştir. Stok bakiye ve vadelerdeki bu değişimlerle hesaplandığında, tüketici kredilerinin (kredi kartı hariç) ortalama vadesinin 2021 yılındaki 68 aydan bu sene Mart ayında 32 aya kadar gerilediği görülmektedir. Bireysel kredi kartları da dahil edildiğinde, ortalama vade 18 aya gerilemektedir; bu da 2021 yılındaki 55 ay civarındaki ortalama vadeye göre belirgin bir düşüşe işaret etmektedir.
Kısalan vadelerin etkisi
Vadelerdeki kısalmanın hanehalkı tüketim davranışları üzerinde birkaç kanaldan etkisi olmaktadır.
Tüketici kredilerinde vadenin kısalması, aynı kredi tutarı ve aynı faiz oranı için aylık taksiti yükseltir. Hanehalkı gelirinin daha büyük bir kısmı kredi taksitine gittiği için diğer tüketim harcamaları üzerinde daraltıcı etki olur.
İkinci etki, kredi riski ve takipteki alacak riski üzerindedir. Taksitler yükseldiği için ödeme gücü zayıf hanehalklarında gecikme ve temerrüt riski artabilir. Üçüncü etki, toplam borç stokunun büyümesini sınırlandırmasıdır. Vade kısa olduğu için taksit yüksek kalmakta, aynı gelirle alınabilecek kredi tutarı düşmektedir. Bu yüzden, tüketici kredilerinin GSYH’ya oranı Nisan ayında %9.1 ile 2007 yılından beri en düşük seviyesinde olmasına rağmen, yükseliş imkânı sanıldığından daha sınırlı olabilir.
Ayrıca, kredilerin vadesinin kısalmasıyla faiz artışları yeni kredi taksitlerine daha hızlı yansımakta, bu da parasal sıkılaşmanın kredi talebine daha çabuk etki etmesini sağlamaktadır. Kısa vadede dezenflasyon açısından destekleyici olan bu durum, orta-uzun vadede tüketimi ve büyümeyi baskılayacağı için sürdürülebilir bir denge oluşturması zor görünmektedir. Vadelerin tekrar uzayabilmesi için en önemli belirleyici ise enflasyonun hem seviye olarak düşmesi, hem de öngörülebilirliğinin artması olacaktır.

