Kişi başı milli gelir 20 bin dolar sınırında
Türkiye ekonomisinde büyüme ivmesi parasal sıkılaştırma etkisiyle yavaşlarken kişi başına milli gelirde 20 bin dolarlık psikolojik sınırın eşiğine gelindi.
Ancak bu gelişmede üretim, yatırımlar değil baskılı kur dopingi yer alıyor. Kur artışlarının enflasyonun altında kalması nedeniyle TL’nin, 2021-2026 döneminde döviz sepeti karşısında yüzde 50’nin üzerinden değerlenmesi, kişi başı gelirin kâğıt üzerinde 11 bin dolardan fazla artmasında etkili oldu.
Son dört çeyrek ortalaması 19,762 dolar
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) revize verilerine 2025’in kesinleşen kişi başına gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) tutarı, 18 bin 103 dolar. Ancak dolar cinsinden GSYH’de son dört çeyreklik kümülatif toplam, Türkiye ekonomisinin ulaştığı bir rekoru ortaya koydu. Son bir yılda çeyreklik milli gelirlerin toplamı, başka deyişle bu dönemde üretilen toplam katma değer 1 trilyon 705 milyar dolara ulaştı.
Bu hasıla, TÜİK’in 1 Temmuz itibarıyla 86 milyon 320 bin 620 kişi olarak açıkladığı nüfus sayısına bölündüğünde, 19 bin 762 dolarlık bir kişi başı gelir çıkıyor. Buna göre Türkiye’nin kişi başına milli geliri, Dünya Bankası’nın 1 Temmuz güncellemesinde “Yüksek Gelirli Ülkeler” sınıfı için belirlediği 14 bin 375 dolarlık eşiğin çok üzerine çıktı. Ancak bu düzey, reel bir refah artışından çok, içerideki enflasyonla kur artış oranı arasındaki uyumsuzluğun yol açtığı bir matematiksel bir sonucu temsil ediyor. GSYH veri setinin ayrıntıları da kişi başına milli gelirde tarihi zirvenin bir üretim mucizesi değil, büyük kısmı kur dopingiyle oluşan bir “fiyat şişmesi” olduğuna işaret ediyor.
TL’deki reel değerlenme
Merkez Bankası’nın; Türkiye’nin dış ticaretinde önemli paya sahip ülkelerin para birimlerinden oluşan sepete göre oluşturduğu tüketici fiyatları (TÜFE) bazlı Reel Efektif Kur Endeksi, kişi başı milli gelirde katlanarak büyüme trendinin başladığı 2021’den bu yana TL’nin reel olarak önemli oranda değerlendiğini ortaya koyuyor. Bu endeksin Aralık 2021 sonunda 70’e kadar inmiş olan düzeyi bu yıl haziran sonunda 105,6’ya çıktı.
Buna göre Türk Lirası bu dönemde ticaret yapılan ülkeler paralarına karşı ortalamada yüzde 50,8 değer kazandı. Bu dönemde Türk Lirası’nda ticaret yapılan gelişmekte olan ülke paralarına karşı yüzde 54,2, gelişmiş ülkeler paralarına karşı yüzde 47,2 değerlenme yaşandı. Türk Lirası’nın yabancı paralar karşısındaki gerçek değerini içerideki ve dışarıdaki enflasyon farklarından arındırarak ölçen resmi gösterge niteliğindeki bu endekste yaşanan değişimler, Türkiye’nin dış dünyada dolar bazında yapay olarak pahalandığını gösteriyor.
Zirve düzey, Türkiye’yi dünyada 66’ncı yaptı
TÜİK’in açıkladığı revize büyüme verileri ile tescillenen 2025'teki 18 bin 103 dolarlık kişi başına milli geliri, Türkiye’yi dünyada 2 basamak yukarı taşıdı. IMF'nin ülkeler bazında kişi başı GSYH sıralaması ve Türkiye için TÜİK verileri baz alındığında 2024'te 68’inci olan Türkiye, 2025’te 66’ncılığa çıktı. Küresel zirvede ise üretim devleri değil, mikro devletler, vergi cennetleri ve petrol krallıkları hüküm sürüyor.
Sıralamanın başında 217 bin 928 dolarla Lihtenştayn geliyor. Bu “mini” ülkenin oturduğu tahtta, sanayi devi ABD 89 bin dolarla ancak 8’inci, ikinci dev ekonomi olan Çin ise 13 bin 968 dolarla ancak 76’nci sırada. Listede Lihtenştayn’ın ardından 147 bin 247 dolarla Lüksemburg, 130 bin 652 dolarla İrlanda ve 115 bin 620 dolarla İsviçre geliyor. Lüksemburg ve İrlanda, küresel teknoloji devlerinin Avrupa merkezlerini buralara kurmasını sağlayan düşük vergi politikalarıyla (vergi cenneti kimliğiyle) bu zenginliğe ulaşıyor. İrlanda makroekonomik literatürde küresel ölçekteki en büyük “kurumsal vergi cennetlerinden” biri olarak kabul ediliyor.
Ancak İrlanda, Cayman Adaları veya Bahamalar ve benzeri ismi tabeladan ibaret klasik vergi cennetlerinin aksine, uluslararası kurallara tamamen uyumlu, son derece sofistike bir “düşük vergi üssü konumunda bulunuyor. İrlanda’nın özellikle yüzde 12,5’lik sabit kurumlar vergisi önemli bir çekim gücü. Çok uluslu şirketlerin küresel kârları kâğıt üzerinde bu ülkelerin milli gelirine yazılırken, nüfusları küçük olduğu için kişi başına düşen gelir rekor seviyelere çıkıyor. İsviçre ve Lihtenştayn ise dünyanın varlık yönetim ve özellikle ilaç, hassas saatçilikte olmak üzere niş teknoloji üssü olmanın avantajını kullanıyor.
Üç farklı model, üç yüksek refah ülkesi
Vergi cennetlerinin hemen ardından gelen 99.365 dolarla Singapur, 99.071 dolarla İzlanda ve 94.468 dolarla Norveç, yüksek kişi başına gelirin dünyada üç farklı kusursuz ekonomik modelle nasıl inşa edilebileceğini gösteriyor. Bunlardan Singapur, bir küresel ticaret ve lojistik üssü konumunda. Toprak büyüklüğü İstanbul’un yarısı kadar olan bu ada devleti, dünyanın en stratejik deniz ticareti rotası üzerinde yer alıyor. Singapur, ağır sanayi yerine dünyanın en işlek akıllı liman yönetimine, ultra gelişmiş finansal hizmetlere ve yüksek teknolojiye odaklanıyor.
Siyasi istikrarı ve rüşvete sıfır tolerans tanıyan hukuk sistemi sayesinde küresel sermayenin Asya’daki güvenli limanı olan Singapur, az nüfusuyla kişi başı gelirde dünya 5’inciliğine yerleşmiş bulunuyor. İzlanda’da niş endüstri ve doğal kaynak verimliliği öne çıkıyor. Yaklaşık 390 bin kişilik toplam nüfusuyla dev bir payda avantajına sahip olan İzlanda, zenginliğini sadece balıkçılığa değil, niş teknolojik yatırımlara borçlu.
Adadaki jeotermal enerjiyi kullanarak dünyada karbon ayak izi en düşük olan alüminyum eritme tesislerini kuran ülke, veri merkezleri için küresel bir üs haline geldi. Katma değeri yüksek yazılım, biyoteknoloji ve lüks turizmle birleşen bu model, İzlanda’yı dünya 6’ncısı yaptı. Norveç, petrol zenginliği ve devlet fonu yönetimi sayesinde bireysel refahı yükseltiyor. Batı Avrupa’nın en büyük petrol ve doğal gaz üreticisi olan 5,7 milyon nüfuslu Norveç, ham madde zenginliğini bir “kaynak lanetine” dönüştürmeyen dünyadaki tek örnek.
Norveç, petrolden elde ettiği gelirleri doğrudan bütçede eritmek yerine dünyanın en büyük devlet egemen fonu olan “Norveç Petrol Fonu”nda biriktiriyor. Yaklaşık 1,6 trilyon dolar büyüklüğe ulaşan bu fon, küresel hisse senetlerine yatırılarak gelecek nesillerin refahını garanti altına alıyor ve ülkeyi dünya 7’nciliğinde tutuyor. Avrupa’nın sanayi lokomotifi ve üçünü büyük ekonomi olan Almanya 60.439 dolar ve küresel hizmet merkezi konumundaki İngiltere 57.608 dolarla, dev nüfuslarına rağmen katma değerli üretimleri sayesinde ilk 20 içindeki yerlerini koruyor.
Baskılı kurla suni artış
2021 yılında 9.423,6 dolar olan kişi başı milli gelir ise aradan geçen sürede, özellikle son üç yılda olmak üzere hızlı bir artış ivmesiyle bu yıl haziran sonu itibarıyla yıllıklandırılmış bazda 20 bin dolar sınırına dayandı. Ekonomi literatüründe milli gelir, ülke sınırları içinde bir takvim yılında üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerin net parasal değerlerinin toplamını ve bu üretim sürecinde elde edilen toplam gelirleri ifade eden en temel makroekonomik gösterge. Ulusal para cinsinden hesaplanan söz konusu değer, belirli kur kuralları işletilerek ABD Dolarına çevriliyor.
Milli gelirin nüfusa bölünmesi ile de kişi başına GSYH bulunuyor. İçeride yüksek enflasyon yaşanırken, döviz baskılanarak kurdaki artışın düşük tutulması, dolar cinsinden milli geliri ve dolayısıyla kişi başına GSYH’yi suni biçimde büyütüyor. Anılan dönemde nüfus artış hızının giderek düşmesi de bu matematiksel işlemin sonucunun yüksek çıkmasına belli ölçüde katkı yapıyor.
