Konulan hedeflerin tutturulması şart
Geçen hafta pazartesi Cnbc-e’de katıldığım bir programın sonunda söyleşiyi yöneten meslektaşımın “peki ne yapmalı?” sorusuna, “yeni bir ekonomi programı gerekiyor” yanıtını vermiştim. Bir dostum “Haluk Bürümcekçi de senin gibi düşünüyor” deyince görüşlerine ve takipçiliğine değer verdiğim Haluk’un 5-11 Haziran Oksijen Gazetesindeki yazısını okudum. “Program uzatmaları oynuyor, penaltılara da kalabilir” başlığını taşıyor. Penaltılara kalma metaforunu açıkçası anlamadım ama programın uzatmaları oynadığı kesin.
Program inandırıcılığını yitirdi
2023 seçimlerinin ardından yeni hükümette “Yeni Ekonomi Programı” adı altında standart bir istikrar programı açıklandı. Program “yeni” sıfatını önceki dönemde yürütülen ve enflasyonda büyük patlamaya neden olan tuhaf para-faiz politikasının ters yüz edilmesinden alıyordu. Hedef yüzde 70’e yaklaşan enflasyonu üç yıl içinde tek haneye indirmekti. Üstelik bu ekonomik büyümeden fazla taviz vermeden başarılacaktı.
2024-2026 Orta Vadeli Programında (OVP) yer alan başlıca hedefleri hatırlamakta yarar var. 2023-2025 Programını nirengi noktası olarak almak istemiyorum çünkü bu programda hedefler inandırıcılıktan çok uzaktı. Yeni ekonomi yönetimi sanırım ayaklarının tozuyla siyaseten çok da ürkütücü olmak istememişlerdi.
Çeyreklik büyüme oranı yüzde 0,1
Gerçekleşmeler büyük bir düş kırıklığı yarattı. GSYH artışı 2024’te yüzde 3,5 2025’te yüzde 3,6 oldu. Aslında bu kabul edilebilir bir sapmaydı. Alt tarafı ekonomi yönetimi ekonomik büyüme konusunda belki de bilerek iyimser olmak istemişlerdi. Kaldı ki sert dezenflasyon hedefi itibariyle yüzde 3,5 civarında bir ekonomik büyüme bayağı başarı sayılır. Ama 2026 ilk çeyrekte ekonomi durdu. Mevsim etkilerinden arındırılmış çeyrekten çeyreğe büyüme oranı yüzde 0,1’de kaldı. Yıllık büyüme oranı da yüzde 2,6’ya düştü. Birinci çeyrekte istihdamda 300 binlik büyük bir düşüş meydana geldiğini de hatırlatayım. 2026 yılında istihdam ortalaması 34 milyon 381 bin olarak öngörülmüştü. Oysa ilk 3 ayın ortalaması 32 milyon 221 bin.
Büyümede ciddi bir yavaşlama olduğu kesin ama daha önemlisi yeni program ekonomik büyümede liderliğin iç talepte değil net ihracatta olmasını planlanmıştı; Net ihracatın büyümeye katkısı pozitif olacaktı. Büyümeden fazla taviz vermeden hedeflenen dezenflasyon için bu şarttı. Oysa son 1,5 yıldır net ihracat katkısı negatif. İlk çeyrekte ihracatta yıllık değişim eksi yüzde 12,7 olurken ithalatta azalma eksi yüzde 1,6 ile sınırlı. Bu başarısızlığın başat nedeni dezenflasyona yardımcı olsun diye baskılanın döviz kuruyla ciddi ölçüde değerlenen Türk Lirası oldu. Bundan böyle bu değerlenmeden medet umulması olanaksız.
En büyük başarısızlık 2023 programının esas hedefi olan dezenflasyonda. Tablodaki yılsonu enflasyon hedeflerine bakmanız yeterli. TCMB bu yılsonu için TÜFE hedefini yüzde 26’ya çıkardı. Sözde yüzde 8,5 olacaktı. Bu muazzam sapma karşısında savaş nedeniyle artan petrol fiyatlarının 5 puanlık katkısı son derece mütevazı kalıyor.
Konulan hedefleri tutturmak işin anahtarı
İktidar, enflasyonu gerçekten bir an önce, yani 2027’de seçimlerin arifesinde, tek haneye olmasa bile buna yakın bir düzeye, indirmek istiyorsa ki son siyasal gelişmeler çerçevesinde bundan artık o kadar emin değilim, konulan hedeflerin tutturulması şart. Bunun için de ekonomik aktörleri, siyaseten yüksek bir bedel ödense bile hedeflere ulaşılacağına dair ciddi bir çaba sarf edileceğine, diğer ifadeyle para ve maliye politikalarının bu hedeflere ulaşacak sertlikte olacağına inandırmak şart. Bu inandırıcılık artık pilini tüketmiş olan mevcut programla olmaz. Aslında sadece yeninin yenisi bir program ile de olmaz. Büyük ölçüde yıpranan hukuk devletinin, insan ve mülkiyet haklarının yeniden tesis edileceğine dair önce samimi bir söylem ardından da eylemler sergilemekle olur. Olur mu? Açıkçası pek ihtimal vermiyorum ama umarım yanılıyorumdur.
