Konut finansmanında sosyal etki yatırımları

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Dünya özellikle son birkaç yıldır fi­nansman konusunda farklı bir rotaya girdi: sosyal etki yatırımları. İngilizcesiyle impact investing olan bu yak­laşım, yalnızca finan­sal getiri değil, aynı za­manda ölçülebilir top­lumsal fayda üretmeyi hedefliyor. Eğitimden sağlığa kadar birçok alanda kulla­nılan bu modelin konuta da sirayet etmesi tesadüf değil. Çünkü barın­ma, bir insanın hayatındaki en te­mel eşiklerden biri.

Bugün Londra’da faaliyet göste­ren Social Housing REIT’leri, ya­tırımcısına düzenli kira geliri sağ­larken, aynı zamanda dar gelir­li ailelere kiralık konut sunuyor. ABD’deki Community Investment Trust modeli, mahalle sakinlerini kendi bölgelerindeki projelere kü­çük yatırımlarla ortak ediyor; hem finansal katılım hem de aidiyet ya­ratıyor. Hollanda’da denenen im­pact bond uygulamaları ise devle­tin yükünü hafifletirken, yatırım­cıya performansa bağlı bir getiri imkanı sunuyor. Bu örneklerin or­tak noktası şu: Konutu yalnızca ti­cari değil, sosyal bir sermaye ola­rak görüyorlar.

Uygulama alanları önemli

Peki Türkiye’de bu bakış açısı neden önemli? Bir yanda 500 bin sosyal konut hedefi dile getiriliyor. Malum, projenin amacı dar gelirli vatandaşların ev sahibi yapılması ve konut arzının artırılmasıyla fi­yatların dengelenmesi olarak özet­leniyor. Ancak Türkiye’de ortala­ma inşaat süresinin 24-36 ay oldu­ğu düşünüldüğünde, projenin 2028 yılının devamında tamamlanması söz konusu olabilir.

Burada kritik nokta şu: Barınma sorununun güncel aciliyeti düşü­nüldüğünde, böylesi büyük ölçek­li bir kamu girişiminin sonuçları kısa vadede piyasaya yansımaya­cak. Dolayısıyla yalnızca bütçe ve klasik üretim modeline bel bağla­mak yerine, sosyal etki yatırımla­rını devreye sokarak süreci hızlan­dırmak, kamunun finansal yükünü paylaşmak ve dar/orta gelirli kesi­me daha erken ulaşmak mümkün olabilir.

Burada özellikle Etki Yatırım Derneği’nin (EYDK) çalışmaları­na değinmek gerekiyor. Son yıl­larda yayımladıkları ekosistem ra­porları, Türkiye’de yatırımcıların yalnızca kar değil, toplumsal fayda arayışıyla da hareket etmeye baş­ladığını gösteriyor. EYDK’nın giri­şimleri sayesinde “etki yatırımcılı­ğı” kavramı giderek daha fazla bi­linir hale gelirken, konut özelinde henüz somut bir fon örneği bulun­muyor. Bu boşluk aslında Türkiye için büyük bir fırsat alanı yaratı­yor: sosyal konut, afet sonrası ba­rınma ve dezavantajlı gruplara yö­nelik projelerde, etki yatırımcılığı ilk kez hayata geçirilebilir.

Bunun için doğru uygulama alanlarını seçmek kritik. Mesela deprem riski altındaki bölgelerde kentsel dönüşüm projeleri, yalnız­ca gayrimenkul yatırımcılarının değil, sosyal etki fonlarının da oda­ğı haline gelebilir. Öğrenciler için kamu-özel işbirliğiyle geliştirile­cek kiralık yurt projeleri, yatırım­cıya düzenli kira geliri sağlarken gençlerin barınma sorununa çö­züm olur. Yine sosyal kiralık konut modelleri, özellikle büyükşehirler­de orta gelir grubuna nefes aldıra­bilecek bir kanal olabilir.

Bir diğer önemli mesele, yatı­rımcı profili. Türkiye’de bireysel yatırımcı çoğu zaman kısa vadeli kazanca odaklı. Ancak kurumsal yatırımcıların-bireysel emeklilik fonları, sigorta şirketleri, vakıf­lar-uzun vadeli ve toplumsal et­ki odaklı yatırımlara daha yatkın olduğu biliniyor. Bu nedenle sos­yal etki yatırımlarında öncü rolü muhtemelen bu kurumsal aktör­ler üstlenecek. Onları teşvik ede­cek vergi avantajları veya düzen­leyici kolaylıklar sağlanırsa, bu fonların sermaye piyasasına ciddi bir derinlik katması mümkün.

Getiri ve fayda dengesi doğru kurulmalı

Elbette riskler yok değil. Sosyal etki fonlarının en hassas noktası, getiri ile fayda arasındaki denge­nin doğru kurulmasıdır. Yatırım­cıyı tamamen sosyal sorumluluk duygusuna terk etmek de, projeyi sadece kar maksimizasyonuna in­dirgemek de çözüm olmaz. Bunun için şeffaf performans gösterge­leri, bağımsız etki ölçümleri ve kamunun düzenleyici çerçevesi şart. Ayrıca, Türkiye’de hala yete­rince tanınmayan bu modelin ya­tırımcıya anlatılması da ayrı bir çaba gerektiriyor.

Yine de tablo net aslında. Tür­kiye’de konut finansmanında ye­ni bir hikayeye ihtiyaç var. Faiz oranlarının yüksek seyrettiği, eri­şilebilirliğin ciddi biçimde zayıf­ladığı bu dönemde, “sosyal etki yatırımları” belki de en umut va­deden kapılardan biri. Hem ser­maye piyasasını derinleştirecek, hem kamuya ek kaynak yarata­cak, hem de toplumun en kırıl­gan kesimlerine nefes aldıracak bir yaklaşım. Türkiye’nin yapma­sı gereken, bu modeli kendi dina­miklerine uyarlayarak, gençlere, öğrencilere, dezavantajlı kesim­lere ve afet mağdurlarına ulaşa­cak bir finansal inovasyonu haya­ta geçirmek. Çünkü konut, sadece bir çatı değil; aynı zamanda top­lumsal istikrarın, güvenin ve gele­ceğin temeli.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.412,34 2,01 %
Dolar 47,9248 0,04 %
Euro 55,9224 0,85 %
Euro/Dolar 1,1657 0,70 %
Altın (GR) 6.807,53 1,03 %
Altın (ONS) 4.457,72 2,84 %
Brent 90,0560 -0,12 %