Konut finansmanında yeni denge: BDDK’nin TFŞ’lere yönelik son düzenlemeleri
Konut finansmanını son birkaç yıldır oldukça farklı koşullar altında şekilleniyor. Ağustos 2023’te başlayan kredi sıkılaştırıcı tedbirlerin üzerinden üç yıl geçti. Bu dönemde konut kredilerinin kullandırım koşulları değişti, kredi faizleri yükseldi, ipotekli satışların toplam satışlar içindeki ağırlığı bir dönem belirgin biçimde geriledi. Diğer taraftan beklentinin aksine konut satışları ise aynı ölçüde gerilemedi.
Üç yıllık tabloya baktığımızda konut almak isteyenlerin önemli bir bölümünün banka kredisi kullanamasa ya da kullanmak istemese bile piyasadan tamamen çekilmedi. Tasarruf finansman şirketlerinin son dönemdeki hızlı büyümesini de bu değişim içinde değerlendirmek gerekiyor.
Temmuz ayı başındaki yazımda sektöre yönelik düzenlemeleri ele almıştım. O tarihte gördüğümüz tablo, tasarruf finansmanının konut finansmanı içinde daha kalıcı bir yere doğru ilerlediğini düşündürüyordu. Aradan çok uzun zaman geçmeden BDDK’dan geçtiğimiz hafta yeni düzenlemeler geldi.
Büyümenin yeni çerçevesi
Bu kez düzenlemelerin ağırlığı biraz daha fonların yönetimi ve risklerin sınırlandırılması tarafında. Tasarruf fon havuzlarında ve şirket hesaplarında biriken kaynakların nerelerde değerlendirilebileceği daha sıkı biçimde belirleniyor. TL cinsi özel cari ve katılma hesapları, belirli kira sertifikaları ile düşük risk grubundaki katılım esaslı yatırım fonları öne çıkıyor. Günlük nemasız bakiye için de tasarruf fon havuzunun binde 2’si oranında sınır getiriliyor. Sözleşmeler tarafında da yeni sınırlar var.
Bir kişinin aynı şirketle yapabileceği sözleşme sayısı biri taşıt, diğeri konut veya çatılı işyeri olmak üzere ikiyle sınırlandırılıyor. Konut veya çatılı işyeri finansmanında kişi ya da risk grubu bazında azami tutar 62,5 milyon TL’ye yükseltiliyor. Yüksek tutarlı sözleşmelerin toplam sözleşmeler içindeki payı ise genel olarak %5’i geçemeyecek.
Ben bu düzenlemeleri sektörün büyümesini sınırlama çabasından çok, büyümenin hangi sınırlar içinde gerçekleşeceğini belirleme çabası olarak görüyorum. Çünkü rakamlar birkaç yıl önceki rakamlar değil. TCMB’nin Mayıs 2026 Finansal İstikrar Raporu’nda tasarruf finansman şirketlerine ayrıca yer verilmesi de bunu destekliyor. TFŞ’lerin konut finansmanı bakiyesi yaklaşık 50 milyar TL seviyesinde. Toplam konut finansmanı içindeki payı %10’a yaklaşıyor.
Yüzde 10 küçümsenecek bir oran değil. Sektörün sonraki aylarda devam eden büyümesi dikkate alındığında bugün bu payın daha yukarıda olduğunu tahmin edebiliriz. Tahmin ediyorum ki, bugün gelinen noktada %15 civarına yaklaşmış olması şaşırtıcı olmaz.
Bundan birkaç yıl önce konut finansmanı denildiğinde neredeyse doğrudan banka konut kredilerini konuşuyorduk. Bugün ise tasarruf finansman şirketleri de dahil olmak üzere farklı kanallar üzerinden konutun finansmanının söz konusu olduğunu görebiliyoruz.
Ölçek değişirken
BDDK’nın peş peşe yaptığı düzenlemeleri bu gelişmelerden bağımsız düşünmemek gerekiyor. Tasarruf finansman şirketlerinin düzenleyici çerçeveye alındığı ilk dönemde tartışma daha çok sistemin güvenilirliği, müşteri tasarruflarının korunması ve hukuki altyapı üzerinden yürüyordu. Şimdi fonların hangi yatırım araçlarında değerlendirileceğini, likiditeyi, yüksek tutarlı sözleşmelerin toplam içindeki ağırlığını ve aynı risk grubuyla yapılabilecek sözleşmeleri konuşuyoruz. Sektörün ölçeği değiştikçe düzenlemenin konusu da değişiyor.
Belirttiğim gibi geçen haftaki yeni kararlar yürürlüğe girdi ve fakat bunların gayrimenkul piyasasında doğrudan bir daralma yaratmasını beklemiyorum. Konut ve çatılı işyerinde 62,5 milyon TL’lik üst sınır piyasanın oldukça geniş bir bölümünü kapsıyor. Yüksek tutarlı sözleşmelere getirilen %5 sınırı ise şirketleri az sayıda büyük sözleşme yerine daha geniş bir müşteri tabanına yöneltebilir. Bunun etkisini özellikle orta segment konutlarda görmek mümkün.
Fonların düşük riskli ve likit araçlarda tutulmasına yönelik yaklaşımı da önemli buluyorum. Burada yönetilen kaynak sıradan bir şirket nakdi değil. Tasarruf sahibinin ileride konutuna, işyerine veya aracına dönüşmesini beklediği para. Sektör büyüdükçe bu fonların korunması ve gerektiğinde hızla likide edilebilmesi daha fazla önem taşıyor.
Üç yıl önce kredi kanalında başlayan sıkılaşmanın ardından bugün farklı bir konut finansmanı yapısı oluşuyor. Banka kredileri yeniden bir miktar hareketlenirken TFŞ’ler de büyümeye devam ediyor. Birinin büyümesi diğerinin küçülmesi anlamına gelmiyor. Önümüzdeki dönemde konut piyasasını değerlendirirken “konut kredileri ne kadar büyüdü?” sorusunun tek başına yeterli olacağını düşünmüyorum. Konutun finansmanını kim sağlıyor, hangi kanaldan sağlıyor ve bu kanalların toplam içindeki ağırlığı nasıl değişiyor? Sanırım bundan sonra biraz da bunlara bakacağız.