Korelasyon nedenselliği garantilemez
İki değişkenin hareketlerini incelediğinizde aynı yönde hareket ediyor olmaları onların arasında neden sonuç ilişkisi olduğunu tek başına göstermez. Bunun için daha farklı testlere ihtiyaç vardır.
Bu konuda yaygınca kullanılan bir deyiş vardır; “Correlation does not imply causation.” Ayrıca bazı değişkenlerin aralarındaki neden sonuç ilişkisi farklı dönemlerde bozulabilir. Yani bir dönem bir faktör herhangi bir çıktının nedeniyken sonradan başka nedenlerle o çıktı hareket etmeye başlayabilir. Bu durumdaki en tehlikeli senaryo, etkisi ortadan kalkan nedenin de herhangi bir sebeple aynı yönde hareket etmesidir. Bu da rahatlıkla analiz yapanları yanılgıya yöneltir.
Biraz karışık bir giriş oldu ama örnekle açtığımda daha iyi anlaşılacaktır. Borsa İstanbul’u hareket ettiren faktörleri sıralamaya kalksak aklımıza birçok neden gelir. Ekonomik büyüme, enflasyonun seyri, şirketlerin karlılıkları, faizlerin seyri, CDS, kredi büyümesi, küresel finansal koşullar… Fakat bu koşulların borsayı etkileme konusunda her zaman aynı performansı göstermediğini görüyoruz. Bazı dönemlerde bir faktör öne çıkarken bazı dönemlerde başka faktörler önemli olabiliyor. O sebeple dinamik bir analiz yapılması gerekiyor.
CDS ve borsa
Son birkaç haftadır hem Türkiye’nin CDS düşüyor, hem de borsada hafif bir toparlanma olduğunu görüyoruz. Böyle olunca da iki değişken arasında yukarıda bahsettiğim korelasyon (birlikte hareket etme) oluşmuş durumda. Bu durumda ilk akla gelen çıkarımlardan biri, “CDS’teki düşüş borsadaki yükselişin nedeni” şeklinde gerçekleşiyor. Evet, ülkenin risk primindeki düşüşün genel itibariyle bankalar başta olmak üzere şirketlerin borçlanma maliyetlerini düşüreceği doğru. Ama diğer taraftan bu iki değişkeni de aynı anda etkileyen odadaki fili gözden kaçırmamak gerekiyor. Aslında normalde CDS’teki düşüşün sebebi olan faktörler borsada uzun zamandır gördüğümüz baskının da sebepleri. Bir-iki haftalık aynı yöndeki hareket bizi yanlış bir sonuca götürebilir. Nedir peki iki büyüklüğü de aynı yönde hareket ettiren şey? Yüksek reel faiz.
Yüksek reel faiz
CDS’in düşmesi aslında bir ülkenin ekonomisinin her yerinin doğru gittiğini göstermez. O ülkenin yabancı para cinsinden borç ödeme kapasitesini gösterir. Zira CDS ülkenin borcunun ödeyememe ihtimaline karşın yapılan sigortanın primidir. Bizde şu anda olduğu gibi yüksek reel faize dayalı program uygularsanız; yurt dışından kısa vadeli de olsa yatırım çekersiniz, yurt içindeki yerleşiklerin yatırım tercihlerini TL’den yana yapmalarını sağlarsınız, büyümeyi sınırlı tutup ithalatı dizginlersiniz. Bütün bunlar ülkeye giren dövizlerin çıkan dövizlerden daha fazla olmasına neden olur. Böyle olunca da merkez bankası rezervleri artar ve ülkenin yabancı para borç ödeme kapasitesi yükselir ve CDS düşer.
Diğer taraftan aynı yüksek reel faiz şirketlerin finansman maliyetlerini yükseltir ve karlarını düşürür, yatırımcıların paralarını riskli varlıklar yerine faizli enstrümanlara yönlendirmelerine neden olur, kredi genişlemesi yavaşlar. Bunların hepsi aslında hisse senetlerini baskılayan sebepler.
Gördüğünüz gibi şu anda CDS’le borsa arasında bir nedensellik aramak için doğru bir zaman değil. Asıl neden yüksek reel faizken borsadaki ve CDS’teki hareketler sonuçtur.