Korona kısıtlamaları sonrası istihdam verileri bize ne söylüyor?

İsmet ÖZKUL
İsmet ÖZKUL KRİTİK AÇI ismetozkul@gmail.com

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) temmuz dönemi işsizlik ve istihdam verilerini açıkladı. İşgücü istatistiklerindeki sıkıntılara rağmen, verilerin ayrıntısına girerek, Korona kısıtlamaları gevşetildikten ve büyük ölçüde kaldırıldıktan sonra istihdamda ne kadar değişiklik ortaya çıktığını anlamaya çalışacağız.

Temmuz dönemi işgücü verileri bilindiği gibi haziran-temmuz-ağustos döneminin ortalamasını yansıtıyor. Dolayısıyla hem yaz döneminin etkisini, hem de salgına karşı mart ayından itibaren uygulanan kısıtlamaların kaldırıldığı veya büyük ölçüde gevşetildiği, ekonominin açıldığı dönemin sonuçlarını yansıtıyor. Nisan dönemi verileri ise kısıtlamaların en katı uygulandığı mart-nisan-mayıs dönemindeki durumu yansıtıyor. Bu iki dönemin verilerine karşılaştırmalı olarak bakmak, bize korona kısıtlamalarının kalkmasından sonra istihdamda ne kadar değişiklik olduğunu, hangi alanlarda hasarın sürdüğünü görmemize yardımcı olabilir.

İstatistiklerde uygulanan metodolojiye bağlı olarak işgücü, istihdam ve işsiz sayılarına bakarak gerçek durumu ve gelişmelerin boyutunu görme şansımız maalesef yok. Bu koşullarda mevcut durumu ve gelişmelerin yönünü görmemize en fazla yardımcı olacak veri çalışılan saat ve fiilen işbaşında olan çalışan sayısı verileri.

Bu verilere daha yakından baktığımızda korona kısıtlamaları dönemi ve sonrasındaki değişimlerden çıkartılabilecek sonuçları şöyle özetleyebiliriz:

- Nisan döneminde TÜİK istatistiklerine göre istihdam 25.61 milyon kişi olarak gözükmesine tam mesai olmasa bile fiilen çalışmaya devam edenlerin sayısı 20.46 milyon kişiydi. İstihdamda gözükenlerin 5.16 milyonu fiilen işbaşında değildi ve bunların neredeyse tamamına gizli korona işsizleri olarak sayabiliriz.

- Temmuz döneminde 27.26 milyon olan istihdam sayısına karşın fiilen çalışanların sayısı 24.69 milyondu. Yani kısıtlamalar kalkmış olmasına rağmen istihdamda gözükenlerin 2.57 milyonu hala eksik mesai bile olsa işbaşı yapmamıştı.

- Ancak burada yaz dönemine bağlı yıllık izinlerin mevsimsel etkisi var. Temmuz döneminde istihdam ile fiilen işbaşında olan sayısı arasındaki bu fark geçmiş yıllardakinden çok farklı değil. Bu anlamda korona kısıtlamalarının fiilen çalışan sayısında yarattığı düşüşün etkisinin temmuz döneminde ortadan kalkmış olduğunu söyleyebiliriz.

- Ancak çalışılan saat verilerini de hesaba kattığımızda temmuz dönemindeki toplam çalışılan saat miktarının bir önceki yıldan daha az olduğunu görüyoruz. Temmuz döneminde fiilen işbaşında olan 24.69 milyon çalışanın ortalama haftalık mesai süresi 43.9 saat oldu. Toplam çalışılan süre ise 1.08 milyar saat oldu. Bu miktar bir önceki yılın yüzde 7.24 altında. Nisan dönemindeki kayıp yüzde 34.28 olmuştu. Nisan dönemine göre ciddi bir toparlanma olmakla birlikte, çalışılan saat cephesinde yaraların tam olarak sarılmadığını görüyoruz.

- Yaranın kanamaya devam ettiği ana alan ise mikro işletmeler. Mikro işletmelerde çalışanların ciddi bölümü tam mesai süresinde çalışma temposuna uzak gözüküyor. Temmuz dönemi verilerine göre 10 veya daha az kişinin çalıştığı işletmelerde haftada 40 saat mesai yapan çalışan sayısı geçen yılın 358 bin altında. Üstelik bu kayıp, geçen yıl da ciddi bir düşüş yaşanmış olmasına rağmen gerçekleşmiş.

- Sektörler cephesinde hizmetlerde fiilen işbaşında olmayanların sayısı temmuz döneminde geçen yılın 164 bin üzerinde. Haftalık 40 saat mesai yapan sanayi çalışanı sayısı geçen yılın 343 bin daha az. Bunlar da hizmetlerde istihdam, sanayide çalışma süresi alanında yaraların sürdüğünü gösteriyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar