Korunduğumuz ve korunamadığımız virüsler

Dr. Uğur TANDOĞAN
Dr. Uğur TANDOĞAN NOT DEFTERİ tandogan2007@gmail.com

NBA fanusu

Profesyonel spor, çok güçlü bir ekonomik sektör. Hele Amerika’da konuşulan rakamlar milyar dolarlar seviyesinde. Bunların içinde en popüleri de basketbol, NBA Ligi. Örneğin, 2010-2011’den, 2019-2020 sezonuna kadar toplam NBA ligi gelirleri 8.76 milyar dolarmış. Bu sektörün takımları kazanıyor, sporcusu kazanıyor, antrenörü kazanıyor, teknik insanları kazanıyor, bahisçisi kazanıyor, muhabiri kazanıyor, reklamcısı kazanıyor; sözün kısası, bulaşan herkes kazanıyor. Meraklısı da bu oyunları yerine göre maçların oynandıkları yerde, yerine göre de dünyanın her yerinden, evindeki rahat koltuktan zevkle seyrediyor.

NBA Ligi tıkır tıkır işleyerek para basıyordu. Ama COVID-19 onu da vurdu. Utah Jazz takımı, Oklahoma City Thunder takımı ile karşılaşacaktı ve maç NBA tarihinde ilk defa seyircisiz oynanacaktı. Utah Jazz’ın bir oyuncusunun COVID-19 testi pozitif çıktı. NBA Yönetim Kurulu, 11 Mart tarihinde 2019-2020 sezonunu askıya aldığını duyurdu. Çünkü basketbol maçında virüsün kolayca yayılma potansiyeli çok yüksek. Düşünün: insanlar en az iki saat kapalı bir yerde ve spor, yakın temas sporu. Öylesine yakın ki, oyun sırasında oyuncular birbirleri ile karşılıklı ter değişimi yapabiliyorlar. Eğer virüsün dili olsa herhalde “Bize verdiğiniz yayılma fırsatı için teşekkürü bir borç biliriz” diye NBA’a teşekkür ederdi.

NBA Ligi’nin durması demek, birçok kişinin hanesine zarar yazılması demek. Eğer maçlar oynanmasa, ligin geri kalan kısmı için sadece televizyon reklamlarından kayıp 1 milyar dolar civarında olacaktı. Bunun yarısı takımların, yarısı da oyuncuların kaybı anlamına geliyor. NBA (Ulusal Basketbol Birliği) yetkilileri ve NBPA (Ulusal Basketbol Oyuncuları Birliği) yetkilileri bu duruma bir çözüm getirmek için bir araya gelmişler. Sağlık yetkililerinden de destek almışlar. Florida’da Disneyland’de giriş ve çıkışı kontrollü bir köy, adeta bir fanus “NBA Bubble” oluşturmuşlar. Bu köyde üç otel, çağrılan 22 takım için ve bir otel de basın mensupları için ayrılmış. Sekiz yüz kişiden fazla kişiyi bu köyde tutmanın sezon sonuna kadar maliyetinin 180 milyon dolar olacağı tahmin ediliyor. Bu, spor tarihinde ilk kez yaşanacak, sağlık açısından ve sosyal açıdan bir büyük deney. Bir tarafta acaba virüs fanus dışında tutulabilecek mi sorusu var. Diğer taraftan da uzun süre fanusta kalmanın yaratacağı sorunlar sorusu var.

Bu NBA köyünde yaşayan herkesin “Yakınlık Duyargacı” (proximity sensor) takması isteniyormuş. Bu elektronik aygıt iki kişi arasındaki mesafe 6 ayaktan (183 cm) kısa olursa, sesli sinyal veriyormuş. Böylece virüs bulaşmamasında hayati değere sahip olan mesafe korunmuş oluyormuş. Basın mensuplarının bu aygıtı taşımaları isteniyormuş. Bu konuda New York Times gazetesinde yazar Marc Stein şöyle bildiriyordu: “Kritik mesafenin korunmasının mümkün olmadığı durumlarda, örneğin kaldığımız otelden oyunların oynandığı sahalara giderken binilen otobüslerde, herkesin aygıtı öttüğü için, adeta bir orkestra oluşuyor.”

Basın mensupları da sporcular da her gün aynı prosedürü uyguluyorlarmış. Her sabah vücut ısılarını ve oksijen doyum ölçümlerini (oxygen saturation readings) kaydediyorlarmış. Sonra test odasına giderek boğazlarından ve burunlarından test için örnek aldırıyorlarmış. Testleri pozitif çıkan olursa ayrı bir odada 14 gün karantinaya alınarak tedavisi yapılıyormuş. Yemek dışında her yerde maske takılması gerekiyormuş. Ancak oyuncular oyun sırasında maske takmıyormuş. Saha kenarında sadece birkaç antrenör maske takıyormuş. Örneğin, San Antonio antrenörü 71 yaşındaki Gregg Popovich maskesini hiç çıkarmıyormuş. Neden maskeye bu kadar sadık kaldığını sormuşlar. Cevabı çok yalın ve net olmuş: “Ölmek istemiyorum.”

COVID-19’un söz konusu köye girmemesi için sıkı kurallar konmuş. Kuralları açıklayan 100 sayfayı aşkın bir prosedür varmış. Örneğin, dışardan birisi ile temas yasakmış. Bir oyuncu böylesine lüks bir otelde kalmasına rağmen canı tavuk kanadı istemiş. Dışarıya ısmarlamış. Siparişi getiren kişiyle temas ettiği için odasında 10 günlük karantinaya alınmış ve para cezasına çarptırılmış.

Bu NBA fanusu gösteriyor ki, her soruna çözüm bulunur; yeter ki istensin.

Bir yorum

Aşısı ve tedavisi olmayan bir hastalığa karşı tek çare, korunmak. Demokrasilerde de çare tükenmiyor; oyunlar için korunaklı bir fanus düşünmüşler. Virüsün bu fanusa girmemesi için bilgili ve akıllı insanlar bir araya gelerek ortamı yaratmışlar. Bu ortamı yaratacak paraları da var; kaz gelecek yerden, tavuk esirgememişler. Ama denklemin en önemli bileşeni insan. Bu ortamın korunması, akıllı insanların koyduğu kurallara diğer insanların da uymasına bağlı. Pis boğaz bir oyuncunun dışardan tavuk kanadı siparişi haricinde önemli bir ihlale rastlanmamış.

NBA fanusunda her şey iyi giderken, Wisconsin eyaletindeki bir şehirde polis yine bir siyahiyi vurdu. NBA liginde oynayan sporcuların %80’inden fazlası da siyahi. Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan ırkçılığa, polis şiddetine dikkati çekmek için boykot yaşandı ve üç maç oynanmadı. Kişileri derilerinin rengine bakarak değerlendirmek önyargısını yenemedi Amerikalılar.

Bu COVID-19 virüsünün de sonunda aşısı bulunacak, ilacı bulunacak. Ama görüyoruz ki, cahillik, bağnazlık ve önyargı virüsü insanlık için COVID-19’dan daha tehlikeli; korunması daha zor. Maalesef dünyanın bazı liderleri de bu virüsten besleniyorlar; iktidarda kalmak için de böyle ortamları besliyorlar.

Virüslerden arınmış bir dünya dileğiyle…

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Perşembenin gelişi 18 Şubat 2021