24 °C
Osman Ata ATAÇ
Osman Ata ATAÇ İŞLETMECİLİK SOHBETLERİ oaatac@gmail.com

Kötümser

 

 

Dünyanın ekonomik krizi uluslararası kurumların ve devletlerin tüm mali girişimleriyle ticari dengelerde bazı düzelmelere karşın devam edecek. Kurlar arası dengesizlikler uluslararası ticareti zaman zaman da olsa ciddi derecede olumsuz etkileyecek. Doğal kaynak ihracatçısı ülkeler bu ticaretten elde ettikleri kazançlarının bir kısmını kalkınmış ülkelerden yaptıkları ithalata harcayacakları için bu ülkelerde büyüme kısıtlı oranda da olsa devam edecek. Ancak bu ticaret daha ziyade ikili anlaşmalara dayalı kalacağı için etkisi yaygın olmayacak. Doğal kaynak ihracatçısı ülkeler bu ticaretten elde ettikleri kazançlarının büyük bir kısmını daha az riskli gördükleri bazı kalkınmakta olan ülkelerde gayrı menkul yatırımlarına harcayacaklar. Bu harcamalar bu ülkelerde fiyat artışlarına ve ekonomik çarpıklıklara yol açacak. Spekülatif yatırımlar kalkınmakta olan ülkelerin borç kıskacına girmesine yol açacak.  
İnsan kaynaklarının kalitesi yüksek ülkeler ile doğal kaynakları zengin ülkeler arasındaki ticaret büyüyecek. Ancak, bu büyüme güçlü uluslararası lobilerin önderliğinde olacağı için özellikle doğal kaynak ihracatçısı ülkelerde toplumların alt kesimlerine faydası fazla olmayacak. Ne insan kaynakları ne de doğal kaynaklar açısından zenginliği olmayan ülkeler bu ticari büyümenin dışında kalacaklar. Hızlı bir şekilde sanayileşen Çin, Hindistan, Brezilya gibi ülkeler büyümeleri için gereken ham madde ve diğer doğal kaynaklara sahip olabilmek için bunlara sahip ülkelerle anlaşmalar yapmak üzere rekabet edecekler ve bu amaçla bu tür ülkelerin bir kısmında iktidara sahip olan totaliter rejimlerle işbirliği yaparak Dünyadaki siyasi dengeleri olumsuz etkileyecekler.

Ham madde ve diğer doğal kaynaklara sahip ülkeler bir araya gelerek karteller kurup pazarlık güçlerini arttırmaya çalışacaklar. Bu karteller güçlü alıcılar karşısında genellikle başarılı olamayacaklar  ama güçsüz diğer kalkınmakta olan ülkeler için ham madde ve doğal kaynakların fiyatları artacak. Ticari işbirliklerinin çoğu uzun ömürlü olmayacak. Siyasi gündemler nedeniyle hazırlanan ticari işbirliği anlaşmaları daha uzun ömürlü olacaklar ama bunlardan arzulana ekonomik getiri sağlanamayacak. Ticari gündemlerle hazırlanan işbirlikleri kısa sürede dağılacaklar. Bu ve diğer nedenlerden politik ve mali destek programları adı altında yapılan korumacılık artarak devam edecek. Verimliliği düşük, inovasyona dayanmayan, tüketici taleplerine duyarsız şirketler çoğalacak. Bu hem sanayileşmeyi yavaşlatacak hem de tüketicilerin daha kalitesiz malları daha yüksek fiyatlarla almasına yol açacak.
Fukaralıkla mücadele başarılı olamayacak. Gelir dağılımı adaletsizliği özellikle kalkınmakta olan ve doğal kaynak ihraç eden ülkelerde artacak. Bunun sonuçları Dünya'daki siyasi dengeleri olumsuz etkileyecek. Demokratik ülkelerde bile giderek artan baskıcı rejimlere rastlanacak. Bu gelir dağılımı adaletsizliğini düzeltemeyeceği gibi orta ve uzun vadede bu ülkelerde ciddi siyasi dalgalanmalara yol açacak. Giderek artan uluslarası ticari rekabet bir çok ülkede organize suç örgütleri ve yolsuzluk işbirliklerini destekleyecek girişimlere yol açacak.

Küresel ısınmanın etkisi artarak devam edecek. Artan gıda fiyatları bu ürünleri ihraç eden ülkelerin işine gelmekle beraber genelde tüketiciler üzerindeki etkileri olumsuz olacak. Buna karşın çevre korumacılığına olan uluslararası ilgi artacak. Bunun sonucu ülkeler küresel ısınma ve çevre koruma konularında anlaşmalara varacaklar. Anlaşmaların olumlu sonuçlarından biri yeni iş sahalarının yaratılması olacak. Ancak, yaratılan yeni iş sahaları gerekli yatırımı yapmayan veya yapamayan bundan da daha önemlisi yavaş büyüyen bu piyasanın gerektirdiği sabrı gösteremeyecek olan kalkınmakta olan ülkeler özel sektörüne cazip gelmeyecek. Devlete ait veya devlet destekli firmalara sahip ülkeler bu fırsattan daha çok yararlanacaklar.

Enerji hem talep yükselmesi hem de yeni kaynakların bulunamaması nedeniyle sıkıntı yaratmaya devam edecek. Hem arz yetersizliği hem de uluslararası siyasi gerginlikler nedeniyle yükselen enerji fiyatları özellikle kalkınmakta olan ülkeleri olumsuz etkileyecek. Bunun sonucu bazı kalkınmakta olan ülkeler yerel enerji üretimine ağırlık vermeye çalışacaklar. Bu girişimler genelde yeni iş sahaları ve dolayısı ile istihdam yaratarak büyümeye katkı yapacak. Ancak, bazı ülkeler bir yerde çaresizlikten fosil yakıtları tüketen enerji üretimine geri dönecekler bazıları da nükleer enerjiye yönelecekler. Bu ise çevre korumacılığı ve küresel ısınma gündemleriyle çelişki yaratacak.

Asya ve Pasifik ülkelerinde beklenen ticari büyüme beklenenin altında olacak. Bu anılan yörede ticari ümitleri olan kalkınmakta olan ülkeleri olumsuz etkileyecek. Çin'in imalat sanayiindeki üstünlüğü azalacak ama Güney ve Güney Doğu Asya ülkeleri ciddi rakipler olamayacakları için bu ürünleri ithal eden ülkeler alternatif kaynak bulmakta zorlanacaklar. ABD'nin ve Avrupa'da birçok ülkenin ekonomik sıkıntıları devam edecek. Bu ABD ve Avrupa ile büyük hacimli ticaret yapan ülkeler ve bu iki ülke firmalarını küçük pazarlara da ciddi bakmaya iteceğinden rekabet artacak. Bu niş pazarlama ile küçük pazarlara girmeye çalışan yeni sanayileşen ülkelerin aleyhine olacak. 

Dayanıklı tüketim mallarına olan talep artmayacak. Bu anılan ürünlerin montajı ile geçinen birçok firmanın hizmetlerine talebi azaltacak. Kalkınmakta olan ve kalkınmalarını taşeron üretim hizmetine bağlayan ülkeler bundan zarar görecek. Banka ve sigortacılık sanayiinde globalleşme devam edecek. Kalkınmakta olan ülkelerin bu sanayiden edinimleri gittikçe batılı büyük firmaların eline geçecek.
Sağlıcakla kalın