Kral ve ben
Levent Özçelik TRT Radyo’da anlatırken bir ara sessizlik oldu, maç hala 4-0 ve ilk maç 3-0 bitmiş. Stres diz boyu. İşte o cümleler sonrasında futbolda tarihi kırılma başlıyor: “Tanju sıyrıldı, Tanju vuruyor. Ve gol! Ve gol!
Ve gol, işte gol”. Sevgili seyirciler Ali Sami Yen’de bayram var”. 1988 yılı altın ayakkabıdan sonra sene 2000’de Karpatların Maradonası “I Love You Hagi”, Süper Mario Jardel ve UEFA Kupası ile Süper Kupa. Xamax maçını UEFA iptal ettiğinde, Beşiktaş ve Anadolu Efes (eski Modaspor ve Kadıköyspor) ile Fenerbahçe’yi kuran Saint Joseph Lisesinde, bir avuç Galatasaray taraftarı liseli olarak Türk Müdür Yardımcısı rahmetli Gündüz Diriker’in odasının önünde oturmuş ağlıyoruz. Baba Gündüz bizi teselli ediyor.
Neyse ki o yıllar UEFA’da sözümüzün geçtiği yıllar. Şenes Erzik, büyük başkan Ali Şen. Aynı liseli ekip yıllarca Ali Sami Yen kapalıda devre arasında “Mondi, Mondi” diye bağırır ve her maç kaleci Mondragon’a el sallattırırdık.
Mavi Ay
1988 yılında Bruce Willis “Die Hard”, Michael Jackson “Moonwalker”, Metallica “And Justice for All”, Guns N’ Roses “Sweet Child O’ Mine” çıkarken, İran-Irak Savaşı sona ererken, Dağlık Karabağ çatışmaları başlıyor, George Bush başkan seçiliyordu. Seul Yaz Olimpiyatları ve Manş Tüneli için start verilirken, “işte Naim” halterde rekorlar kırarken, Barış Manço Moda 81300 “Adam Olacak Çocuk” 7’den 77’ye yayına başladı.
1985-1989 arasında Bruce Willis “Mavi Ay” dizisi çok popülerdi. 1986’da sadece TRT1 ve TRT2 vardı, o yıl Taksim’de ilk yabancı hamburger zinciri mağazası açıldı. Kral ve Ben 80’lerde henüz yabancı pizza zincirleri gelmemişken, Bağdat Caddesi’ndeki (ve Galatasaray’da) en popüler mekândı. 1989’da TRT3 ve GAP TV hayata geçti. Mavi Ay dizisi de o yıl bitti. 1989 aynı anda Washington Konsensüs çıkışı ve Berlin Duvarı’nın Yıkılışı.
Karışık kaset
O zamanlar film, müzik ve dizi platformları yok, zaten internet de yok. Şimdi 7/24 içerik yönetimi adı altında gerekli gereksiz, anlamlı anlamsız her şeye ulaşmak mümkün.
O yıllarda her şey az ve ulaşılması kolay değil ama daha keyifli. MP3 yok, radyoda çikolata renkli müzik programı yakalanıp kasete çekildiği yıllar. Plakçılar karışık kaset siparişi alıyorlar. Kaset bantları sardığında kalemle düzeltme, seloteyp ile kasedi kurtarma. Akmar Pasajı, walkman, Doğubank, Hachette Kitabevi, Opera Onur Çarşısı, Reks Sineması, Baylan.
Mobil telefon yok, sözleşilen saatte Kadıköy Altıyol Boğa Heykeli yanında buluşulur. 10- 15 dakika beklenir, gelen yoksa gidilir. Telefon başvurusundan 10-15 yıl sonra ancak eve gelen sabit hat. Şimdi 10-15 dakikada hat açılmazsa sorun. İlk kablolu TV kampanyası ilk abonelik başvurusundan sonra bölgede altyapı olmadığından 10 sene sonra gelen bağlantı.
Ankesörlü telefon
1993’de %50’si ile Türkiye’nin iç borçlarının kapatılmasının hedeflendiği PTT’nin özelleştirmesinin iptali ve 1994 krizi. Şimdi 5G var ama Ege’de, Çanakkale’de doğan görünümlü şahin gibi 5G. Çoğu koyda, yerde aynı markanın şebekelerini roaming ile ekranında otomatik gören tüketici, yani kamu borcu/ GSYİH oranı %150’lere yakın Yunanistan’ın adalarındaki antenlerden çekiyor hat. TV ve radyo karasal yayınları da yıllardır aynı şekilde. Söke’de Yunan radyosunu arabada dinlemek mümkün. Yetkilisi ve ilgilisi üst düzeyde haberdar mıdır bilinmez ama tüketici hiçbir yetkisi olmayan çağrı merkezindeki scriptler arasında derdine muhatap ve çözüm aramaya devam ediyor.
5G’de çalıştığı söylenen düşen modemi için servis hizmetini evine 5 günde alamıyor. Her yer fibere geçiyor ama bakır telle alabildiği yazlık internet paketini daha üst teknolojide alamıyor. Üstelik fiberi talep etmemiş ve kendisinden kaynaklanmayan bu teknik geçiş sorunu nedeni ile hizmeti de kullanamamışken, buna rağmen kendisine çıkarılan faturayı da iptal ettirmek için çağrı merkezinde derdini anlatmaya çalışıyor.
Tahtaya üçgen
Üçgen dilimli pizza Kral ve Ben’li yıllarda açılan İMKB (1986), cep telefonu (1994) ve internet (1993) olmadığından teksirle çoğaltılan kapanış bülteni Karaköy İskele’ye ulaşana kadar taburelerde oluşan asimetrik enformasyon. Ankesörlü telefonda jeton atmak mı daha kolaydı, tek kanalda Mavi Ay dizisi veya Voltran beklemek mi daha heyecanlıydı veya biz büyüdük ve kirlendi mi dünya?