Kristal büfe
80’lerin ve 90’ların piyasa mekânı Bağdat Caddesi. Biz caddenin çocuğuyuz, Fikirtepe, Yeldeğirmeni çocuğuyuz denilen yıllar. Şimdi kentsel dönüşümde. Yeldeğirmeni Balat gibi kafeleri ile ünlü. Fikirtepe Manhattan gibi kulelerden rüzgâr ve güneş geçmiyor, adeta iklim kalkanı. Bağdat Caddesi IV. Murat’ın Bağdat Seferi ile ismini almış.
Yeldeğirmeni’nin köşesinde Ayrılık Çeşmesi Hicaz’a giden kafilelerin vedalaştığı yer. Fikirtepe ise Jön (Jeune) Türklerin genelde buluştuğu yerden. Papazın Çayırı’nın üst tarafı. Saint Joseph Lisesi’nden gençlerin maç yaptığı ve sonrasında Türkiye’nin güzide markalarından birini kurduğu yerin yukarısı. Yeldeğirmeni’nde Saint Louis İlkokulu Moda Saint Joseph Lisesinin pötilerinin eğitim aldığı yer.
Neoliberalleşmenin markaları henüz Taksim’de ve Moda’da ilk dükkânı açmadan önce gençlerin buluşma mekânı Kristal Büfe, Kral ve Ben ve Moda’da Kırıntı Büfe. Kot pantolonda 501, bugün yerli marka olan eski İtalyan Lumberjack almak için Salıpazarı’nda Amerikan Pazarı’na gidildiği yıllar. İMKB yeni açılmış, Galataport yerine Liman Lokantası, Denizcilik Bankası Hastanesi, Denizyolları ve bugün kıyıda havuzu ile meşhur Denizcilik İşletmesinin var olduğu yıllar. Üç kofananın 1 TL’ye satıldığı yılların hemen sonrası.
Kelebek camı
Saint Joseph Lisesinden dostum, bir dönem üstüm Ömer Atakan’ın kitabı “Kelebek Camı” (2022) ve “Kelebek Camı: Diğer Taraf” (2026) işte o yılları anlatan iki kitap. 80 ve 90’ların Kadıköy’ü, Moda ve Bağdat Caddesi. Sevgili Ömer aynı zamanda büyük bir koleksiyoner. James Bond’un dünyadaki en büyük koleksiyonlarından birine sahip. 1993 yılında yine Saint Joseph Lisesinden ağabeyim Osman Ataman’ın “Radyomu İstiyorum” hareketi ile özel radyoların önünün açıldığı Sezen Cumhur Önal’lı yıllara seyahat etmek isteyenler için.
Nostaljik olarak reel faiz isteyenlerin, reel faiz şart diyenlerin de yılı 1993. Hedef enflasyon üzerinde reel faizle para politikası yürütülmesinin ve ilgili formülün sahibi "Discretion versus Policy Rules in Practice" makalesi (1993) ile John B. Taylor. 1930 Irving Fisher "The Theory of Interest" (Faiz Teorisi) makalesinden farkı, ilkinde reel faizin ne olduğu ve nasıl hesaplandığı yazarken, ikincisinde para politikası aracı olması savunuluyor.
Fakat ilginci, mesela 2001 avro geçişi sonrası sıfır ve sonrasında negatif politika faizini yıllarca uygulayan Avrupa Merkez Bankası varken, Neo-Fisherian Yaklaşım ise faiz nedeni ile enflasyonun artacağını aynı Fisher denklemi ile söylerken, bizde bunların ana akım tarafından bilim dışı diye adlandırılmış olması.
Japon kot
90’lı yılların modası beyaz spor çorap ve kovboy çizmesi ile. Bu aralar Japon Merkez Bankası dolar satıp Yen alıyor. Japonya’da duayen iktisatçılar yok muhtemelen ki kimse “arka kapıdan mı satılıyor bu rezervler” diye sormuyor. Fed bile Yen alıyor ki carry trade çökmesin, yapay zekâ balonu patlamasın.
Neoliberalizm kendi çıktığı topraklarda bile yakalamış affeder mi? Fed’in daha 2 aylık olmamış başkanı Warsh iletişim ile sözlü yönlendirmeyi sonlandırdı diye, faizi sabit bıraktı denerek, CNBC’de piyasalar kredibilitesini (liyakatini) sorguluyor manşeti atılıyor. WSJ, FT manşetleri de az kalır değil. 30 yıllık tahvil faizi ve borsa endeksi ile ilk yoklama çekildi. Faiz kararı öncesi Blooomberg, “Wall Street’te kimsenin faiz için bir fikri yok” haberini geçiyordu. Sıkıcı para politikası yok diye, daraltıcı genişleme diye, Warsh’a el ense çekilip kündeye gelir mi diye merak edilirken, ABD büyümesinde yavaşlama haberi geldi. Eylül’de faiz arttırmayı bırak, indirim gelmezse o zaman dans.
Spanish Burger
Moda’da Fuat abinin Kırıntı’sında Spanish Burger favorimizdi. O İspanya’nın tarafı olduğu Cebelitarık Boğazında geçen hafta tesadüf bu ya Panama, Süveyş, Hürmüz, Babülmendep, Grönland, Zengezur, Orta Koridor (Kürk Yolu) gibi sorun çıktı. Nitekim Fed’in halini gören, seçime kalan sürede yapay zekâ kaynaklı borsada sorun istemeyen Trump yine geri adım atmak zorunda kaldı.
Acemoğlu “para yok olacak” diyen Musk ile atışırken, UEFA da FIFA ile atışıp kurumların önemini sorgulattı. Ama bu tartışmalar esas, Uzakdoğu’daki ve ABD borsasındaki yapay zekâ hisseleri ve haberleri ile herkese “benim balonlarım vardı” diyen İbo’yu hatırlattı.