19 °C
Osman Ata ATAÇ
Osman Ata ATAÇ İŞLETMECİLİK SOHBETLERİ oaatac@gmail.com

Kriz

Okurların izinleriyle bu hafta işletmecilik yazılarıma bir ara vererek ben de kriz konusunda bir şeyler söylemek istiyorum. Bildiğiniz gibi ben ekonomici değilim onun için genellikle bu tür konuları uzmanlarına bırakarak susmayı yeğlemişimdir. Bakıyorum bu konuda bir şeyler söylemek için ekonomist olmak ne yeter ne de gerek şart. Onun için konuya ilişkin kısa bir not yazmaya karar verdim.

Yaklaşık iki yıldır bilen bilmeyen bir mali kriz lafı tutturdu. Yazan yazana çizen çizene. Finansman, globalleşme, entegre ekonomiler, yükselen pazarlar, Çin, Hindistan, Euro-zone, kara para, kriz, kelimelerini bir araya getirip aralarını da doldurun. İşte bir kriz makalesi daha. Öyle bir hava var ki sanki kriz sadece finansmanla ilgili. Yoksa başka her şey güllük gülüstanlık. Kimsenin aklına eşeğin öldüğü, onun için kulaklarının dik durmadığı gelmiyor. Kulaklarını nasıl dikeriz diye düşünüp duruyorlar.

Bazen bazı şeyler ölür. Canlılar genel inanışa göre eceli geldiği için ölür. Cansız şeyler de ölür.  Söz gelimi sistemler. Kim ölmesi gerektiği için ölür çünkü baştan yanlış tasarlanmışlardır. Kimi sistem de doğru tasarlanmasına rağmen yanlış kullanıldığı için ölür. Önemli olan bir şeyin ölmesi değil, öldüğünün anlaşılmasıdır. "Canım bir şeyin ölüp ölmediği nasıl anlaşılmaz?" diye sormayın. Canlıların ölüp ölmediklerini anlamak göreceli olarak kolaydır. Sistemlerin ölüp ölmedikleri her zaman tartışma konusu olduğuna göre demek ki o kadar kolay değil.

Kanımca Dünya'nın bir çok ülkesinde uygulanan ve adına ekonomik model denilen sistem çalışmıyor. Bu görüşü Marksist sanmayın. Aslında 1900'lü yılların ilk yarısında bugünkü sıkıntıların nedenlerini, amaçları bu olmamakla beraber, ilk açıklıyanlar ABD'li yazarlardı. Meraklı okurlarımın rant, risk, belirsizlik, ve denge kavramlarını irdeliyen bu yazarları özellikle bu kavramların duayeni sayılan F. H. Knight'ın kitaplarını okumalarını öneririm.

1950'li yıllardan beri Dünya'ca kullanılan ekonomik sistemlerin ölüp ölmediğine bir iyi bakmak gerekir. Eğer öldüyse veya ölüyorsa değişik stratejileri takibetmenin zamanı gelmiş demektir. Bana sorarsanız geçiyor.

Eğer eşek öldüyse en iyi strateji o eşekten inmektir. Aşağıdaki önlemler fayda vermeyecektir.

· Binicilerin semerlerini değiştirmek

· Binicileri değiştirmek

· Eşeği daha iyi kamçılamak için daha sağlam ve değişik kamçılar aramak

· Ölmüş eşeğin performansının incelenmesi için bir komite kurmak

· Başka ülkelerde ölmüş eşeği nasıl kulanıyorlar konusunda heyetler göndermek

· Başarı ölçülerini ölmüş eşeğe göre yeniden ayarlamak

· Ölmüş eşeği 'yaşam özürlü' olarak yeniden tasnife tabi tutarak aslında ölmediğini sanmak

· Ölmüş eşeğe nasıl binileceğini incelemek için danışmanlar tutmak

· Ölmüş eşeğin performansını arttırmak için binicilere daha büyük bütçelerle daha yaygın eğitim vermek

· Ölmüş eşeği başka ölmüş eşeklerle bir araya getirerek performansı arttırmaya çalışmak

· Kiloca daha hafif sürücülerin ölmüş eşeğin performansını arttırıp arttırmayacaklarını incelemek için bir verimlilik çalışması yapmak

· Ölmüş eşeğin beslenme gereği olmadığı, daha az masraf gerektiridiği, genel masrafları arttırmadığı nedenleriyle ülke misyonuna diğer eşeklerden daha etkin hizmet ettiğini açıklamak

· Tüm eşeklerin performans standartlarını ölmüş eşeğe göre yeniden yazmak

· 'Kriz ortamında ölmüş eşeğe nasıl binilmeli' konusunda bir çalıştay yapmak

· Ölmüş eşeklerin sağa sola pislememeleri nedeniyle çevre dostu olduklarını açıklayan bir başka çalıştay yapmak

· Eşeğin aslında ölmediğini basu-badel-mevt (yeniden dirilme) inancına göre bir gün dirileceği konusunda  rapor hazırlamak

· Bu eşek ölmüş bırakın diyenleri ihanetle itham eden basın kampanyaları hazırlamak

· Kabahatin eşekte değil eşek cenneti zebanisinde olduğunu ileri süren bültenler hazırlamak

· Sizin ölmüş eşeğinizin tüm sağ eşeklerden daha iyi olduğunu iddia eden propoganda raporları hazırlamak.

Bu yukarıda saydığım işe yaramaz tedbirlerin veya ölmüş eşeğin performansını arttırmak için yapılabilecek başka şeylerin örneklerini bulan okurlar bana yollarlarsa ve kısmet olursa toparlar 'İşe Yaramaz Ölmüş Eşek Reformları' başlığı altında derler kendilerine yollarım. Dediğim gibi "Eğer eşek öldüyse en iyi strateji o eşekten inmektir."

Eğer samana sahip olmak eşeğe saman verip beslemekten daha çok para kazandırıyorsa kimse eşek beslemez. Nasreddin Hoca'nın dediği gibi eşek açlığa alışamadan ölür. Yani bir ekonomik sistemde kaynaklara sahip olanlar kaynakları mal ve hizmet üreterek pazarlamada kullananlardan daha çok para kazanıyorlarsa o sistem çatlayıp patlamadan uzun süre yürümez. "Boşverin bize bir şey olmaz" diyenlerdenseniz umarım 'Ölmüş eşeğin kurttan korkusu olmaz' demek istemiyorsunuzdur.

Sağlıcakla kalın

Not: Bu listenin daha kısa ve değişik bir halini ABD'nin Dakota eyaleti kızılderililerinin 'ölmüş at' konusunda söylediklerini iddia eden bir yazıyı bana ulaştıran Sn. Diana Orejas'a teşekkürlerimle.