10 °C
Dr. Uğur TANDOĞAN
Dr. Uğur TANDOĞAN NOT DEFTERİ tandogan2007@gmail.com

Krizde öğrendiklerimiz

Gerçek arkadaş nasıl öğrenilir?

Vietnam savaşında Amerikalı çavuş yeni gelen takıma eğitim veriyormuş. Şöyle konuşmuş: “Burada zehirli yılanlar da var. Eğer bir yılan sizi ısırırsa yapacağınız şey çok basit. Örneğin elinizi ısırdı. Bıçağınızla ısırılan yeri kanatacak ve bu kanı emip emip tüküreceksiniz. Böylece zehrin kana karışmasını önlemiş olacaksınız.” Çavuş sonra sormuş “Umarım anlaşıldı. Sorusu olan var mı?” Bir asker elini kaldırmış “Çavuş, yılan eli ısırınca kolay. Diyelim ki, sırtımızı ısırdı. O zaman ne olacak?” Çavuş: “Bir arkadaşınızdan isteyeceksiniz. O da bıçakla yarayı kanatacak ve emip emip tükürecek”. Uyanık geçinen başka bir asker elini kaldırmış “Sırt da kolay. Diyelim ki, yılanın üstüne oturdum. Ve yılan beni popomdan ısırdı. O zaman ne olacak?”. Çavuş gayet sakin “İşte o zaman, gerçek arkadaşının kim olduğunu öğrenme zamanıdır.

Kriz zamanları aynen böyledir. Kimin gerçek arkadaş, gerçek dost olduğunu öğrenirsiniz. Şu an yaşamakta olduklarımızla bunu öğreneceğiz. Kriz, gerçekleri ortaya çıkaran bir testtir. Aynı zamanda da öğreticidir. Bakınız bu krizde neler öğrendik…

Öğrendiklerimiz

- Kanuni “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi/Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi” demişti. Devletin itibarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha öğrendik. Devleti devlet yapan, kurumlarıdır. Devlet adamlarının bu itibarı koruyacak yetkinlikte olması ve davranması gerektiğini öğrendik. “Devlet Baba” kavramına uygun olarak sosyal devletin gerekliliğini öğrendik.

- “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” sözünün doğruluğunu bir kez daha yaşadık.
Gördük ki, inşallah, maşallah virüse etki etmiyor. Gördük ki, bilim ve teknolojide üstünlüğü olan ülkeler bu krizden daha az zararlarla çıkacaklar. Bu üstünlüğü sağlayacak olan da, bu bilinçle yetişmiş insan gücüdür. Eğitim sisteminin omurgasının dogmatik ilkelerden değil, bilimsel düşünceden oluşması gerektiğini öğrendik.

- “Alçaklara kar yağıyor, üşümedin mi? Sen bu işin sonunu düşünmedin mi?” türküsünde ne kadar derin bir felsefe yattığını gördük. Sonu görerek hareket etmemenin, stratejik düşünmemenin maliyetinin ne olduğuna tanık olduk. Cumhuriyet döneminin bin bir zorlukla yarattığı değerleri “babalar gibi” satmanın, ülkeyi nelere muhtaç edebileceğini öğrendik.
- “Halk plaja hücum ettiğinden, vatandaş denize giremiyor” diye gazete başlıklarına tanık olmuş, ayırımcılığın her türlüsünün yaşandığı bir ülkede yaşıyoruz. Bir toplumda ayırımcılığın ne kadar zararlı olduğunu gördük. Eğer bulaşıcı bir salgında “halk” sağlıklı değilse, “vatandaş”ın da sağlıklı olamayacağına tanık olduk. Halk sağlığının aynı zamanda birey sağlığı demek olduğunu, halk sağlığına çok önem verilmesi gerektiğini öğrendik.

- Cahillik, en büyük yoksulluktur. Bu ülkede eskiden de cahil insanlar vardı. Şimdi de var. Ancak geçtiğimiz yıllar boyunca bilginin ve bilgili insanın küçümsenmesi sonucunda gelinen bu noktada, cahillikte arsızlığın şaha kalktığına tanık olduk. Bulaşıcı bir hastalık salgınındaki davranışlardan, cahilliğin toplumun her katmanına bulaştığını öğrendik.

- “Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma” atasözünün bugün de ne kadar geçerli olduğunu gördük. Salgının dünyada hızla yayıldığı bir dönemde, çok büyük bir tedbirsizlik yaptık. Namazınızı evinizde kılın diyemedik. Sonra da onlara “Tedbir Mümin’den, takdir Allah’tandır” hutbesini okuduk. Camide topladığımız kalabalık cemaate “Kalabalık ortamlardan uzak durmaya gayret edelim” diyerek kara mizah örneği verdik. Bu ülkede din adamlarının da cahil olmaması, bilimsel düşünceye uzak olmaması gerektiğini öğrendik.

Sonuç

Krizler öğrenme fırsatı taşır. Bu yüzden yukarıda “öğrenmek” fiilini çok kullandım. Ama biliyoruz ki, herkes öğrenemeyecek. Ve biliyoruz ki, bu krizden sonra dünya aynı olmayacak. Olmak veya olmamak, öğrenmek veya öğrenmemek ile eşitlenecek.
Bir de eve kapanınca, gerçek arkadaşımızın evde olduğunu öğrendik.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap