Küçük arazi parselleri, büyük kayıplar
Toprak, bir üretim faktörü olarak, tarım sektörü açısından ayrı bir önem sahip. Artan nüfus ve çevresel nedenler onun önemini her geçen daha fazla artırıyor.
Elbette belirli sınırlılıklar altında topraksız da tarım yapılabiliyor. Ancak 23,8 milyon hektar alanda yapılan tarımsal üretimin tamamını topraksız yapmanız mümkün değil. Toprak, bitkinin hayat bulduğu, ihtiyacı olan su ve besinin depolandığı eşsiz ortam. Barındırdığı mikroorganizmalarla canlılığı sağlayan, tarımsal üretimin miktar ve kalitesine doğrudan etki eden vazgeçilmez üretim faktörü.
23,4 milyon hektar orman ve 14,6 milyon hektar mera alanını da eklediğimizde ülkemizin %80’ini oluşturan ve 85 milyon insanımızı besleyen eşsiz hazinemiz toprak.
Aslında tarımsal üretim için kaynaklarımızın yetersiz olmadığını, sorunumuzun verimsizlik olduğunu öncelikle ifade etmeliyiz. Tarım işletmelerinin verimsizliği ise küçük, parçalı, dağınık, şekilsiz, yolu olmayan ve su kaynağına ulaşamayan arazilerden kaynaklanıyor. Bu durum, planlamayı, etkin makina ve işgücü kullanımını güçleştiriyor.
Neden toplulaştırma?
Arazi toplulaştırması (AT), dağınık arazilerin maksimum verimliliğini sağlayacak şekilde bir araya getirilmesi çabası olarak ifade edilebilir. Toplulaştırmayı, kırsalın imar planı olarak da adlandıranlar var. Amaç, her üreticiye bir veya iki parçadan oluşan, yola cephesi olan ve suya ulaşabilen büyük araziler sağlayabilmek.
Dağınık 15-20 parselden oluşan araziler arasında harcanan zaman, yakıt ve işgücü, üretim maliyetlerini artırırken sulama ve drenaj altyapısının kurulmasını da zorlaştırıyor.
Muhtar veya arazi sahiplerinin DSİ’ye başvurusu ve onay alması ile AT süreci başlıyor. DSİ’nin bir bölgede uygulayacağı sulama projesi olduğunda da AT yapılabiliyor. AT çalışmalarının maliyeti tamamen devlete ait. Sadece ortak kullanım için arazinin maksimum %10’u kadar kesintisi yapılabiliyor. Bu ortak alanlar, arazilerin değerini artırdığı için aslında bir kayıp meydana gelmiyor.
DSİ’nin yaptığı etütler sonucu uygun görülen yerlerde Cumhurbaşkanlığı kararı ile AT başlıyor. Sahada yapılan envanter çalışmasını, her bir parselin değerinin belirlendiği dereceleme aşaması izliyor.
Dereceleme sonuçları bir ay askıda kalıyor. Varsa itirazlar değerlendiriliyor. Sonra çiftçi tercihlerinin alındığı mülakatlar yapılıyor, buna uygun planlar hazırlanıyor ve yine bir ay askıda kalıyor. Tescil sonrasında vatandaşlar mahkeme yoluyla haklarını arayabiliyorlar.
Bilimsel araştırma sonuçları olumlu
Ercan ve arkadaşlarının, 2026 yılında yayınlanan “Arazi Toplulaştırmasından Çeşitlendirmeye: Kırsal Türkiye’de Maliyet Geri Kazanımı ve Tarımsal Geçiş” başlıklı araştırma makalesi, Türkiye’deki arazi toplulaştırma projelerinin kırsal dönüşüm, işletme gelirleri ve ürün çeşitliliği üzerindeki etkilerini, Elazığ’ın İkitepe Köyü örneği üzerinden inceliyor. İşletme arazilerinde tarımsal mekanizasyona uygunluğun %40’tan %99’a çıkarılarak modern tarımı mümkün hale getirmesi, parsel sayısında %52,6’lık azalma sağlaması, ürün deseninin yüksek katma değerli ürünlere kayması ve nihayet yatırım maliyetinin 41 ayda geri kazanılması, toplulaştırmanın önemli kazanımları olarak belirtiliyor. Ayrıca parsellerin tamamının yol ve sulama ağına doğrudan erişiminin sağlanmış olması, işletme verimliliği ve üretim maliyetleri açısından önemli bir kazanım olarak değerlendiriliyor.
Ülke olarak ne durumdayız?
2018 yılından bu yana ülkemizde arazi toplulaştırması Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünce yapılıyor.
Ülkemizde AR’ye uygun toplam alan 14 milyon hektar. 2002 yılına kadar sadece 0,45 milyon hektar olan AT miktarı, 2025 yılında 7,8 milyon hektara ulaşmış durumda. Hedef 2028’de 10,0 milyon hektarda AT’yı tamamlamak.
Hem ülke hem de tarım işletmeleri düzeyinde net verimlilik artışı sağlayan AT’nın öncelikli yatırım alanı olarak görülmesi gıda güvencemiz açısından son derece önemli.