18 °C
Osman Ata ATAÇ
Osman Ata ATAÇ İŞLETMECİLİK SOHBETLERİ oaatac@gmail.com

Kullanılmış mal işe yaramaz deyip eskiciden alışveriş etmek

 

Bir iki haftadır APEX-Brasil de yapılan çalışmalar çerçevesinde, ticareti teşvik kurumlarının işlevleri konusunu irdeliyorum. O yazıdan bu yana birçok kişi özelde APEX-Brasil yöneticilerini, genelde de Brezilya'lıları neden farklı gördüğümü sordular. Anlatmaya çalışayım:
Yazılarımı takibeden okurlar hatırlayacaklardır yenilikçilik konusunu işlerken her inovasyonun altında bir "invention" yani icat yattığını söylemiştim. Tanımı gereği eski maldan icat olarak bahsedemezsiniz. İkinci el pazarı, eskici, bit pazarı adına ne derseniz deyin buralarda icat bulamazsınız.  Eğer "Katma değeri arttıracağım", "Pazarda tekel olacağım", "Rakiplerime dünyayı dar edeceğim" gibi bir iddianız varsa buralardan alışveriş etmenin pek bir anlamı yoktur. "Canım bu da laf mı yani herkesin bildiği şey" dediğinizi duyar gibiyim.

Bizim kültürümüzde eskiciden alınan mal genellikle makbul sayılmaz. 'Eskiye rağbet olaydı bit pazarına nur yağardı' özdeyişi ile hareket eden insanımız, mecbur kalmadıkça kullanılmış mala rağbet etmez. Hiç bir yöneticiyi eskiciden ceket, pantolon, ayakkabı alırken görmedim. Bununla beraber aynı yöneticiler başka şeyleri ille de eskiciden almakta ısrarlıdırlar. Bunların başında iş ve işletme teknolojileri gelir. Benim çocukluğum teknoloji yokluğunun eksikliklerine katlanmakla; gençliğim ise teknoloji transferi hikayeleri dinlemekle geçti. Gaz lambasının cam şişesini üretemeyen Türkiye, teknoloji transfer ederek bugün elektronik eşya, otomobil ihracatı ile övünür hale geldi. İş teknolojilerinde eskiciden mal almak "teknoloji transferi", "joint venture", "yabancı yatırım" olarak çeşitli isimler altında devam etti. Hâlâ da ediyor. Kaderin bir cilvesi, bu topraklara has kurutulmuş gıda ürünleri, adı her lisanda Türkçe'de kullanıldığı gibi olan bulgur, yoğurt gibi gıda maddelerinin iş teknolojileri de bu furyadan nasibini alanlardan. Bir toplantıda iş teknolojisi transferini savunan günümüzün en büyük holdinglerinden birinin genel müdürü bana "Genç ve körpe sanayimiz teknoloji transfer etmek zorundadır" demişti. Benim "Yirmi yılda yumruk kadar motorun özgün tasarımını yapmayan veya yapamayan sanayiye genç ve körpe denmez, mongoloid denir, gelişme bozukluğu vardır" cevabım üzerine sinirlenmiş ve oturumu elimi sıkmadan terketmişti. Bu iş teknolojilerinin transferi konusunda ileride daha sohbet ederiz. Esas değinmek istediğim konu işletme teknolojileri.

İşletme teknolojileri deyince anlatmak istediğim işletmelerin yönetimi için kullanılan teknolojiler. Bunlar şirketlerin mali, insan gücü, fiziki tesisler ve alt yapı, ilişkiler ve işbirlikleri ile bilgi ve know-how kaynaklarına ilişkin teknolojiler. Bu konuda da eskiciden mal almak moda. Hadi iş teknolojisi üretemiyoruz, işletme teknolojisi de mi üretemiyoruz ki, bunların hemen hepsi ithal? Bu teknolojileri niye eskiciden almaya mecburuz? Türkiye hadi iş teknolojisi ihraç edemiyor, işletme teknolojisi de mi ihraç edemez? Hangi Türk şirketinin, hangi üniversitenin, hangi danışmanlık firmasının, hangi hizmet kurumunun işletme teknolojileri dünyada ses getiriyor? Niye bize hababam yabancı uzmanlar geliyorlar dengeli karne, lean management, toplam kalite, 7S, 4P, filan gibi kerameti kendinden menkul işletme teknolojilerini anlatıp çuval dolusu paralar götürüyorlar da bizim 'uzmanlarımız' dünyaya 'bu iş nasıl yapılır' konulu ders veremiyorlar? 
İşte APEX-Brasil yöneticilerini farklı kılan şey bu soruların cevabında gizli. Bizim elimizi ayağımızı bağlayan, yaratıcılığımızı engelleyen şey ne zekâ eksikliği, ne araştırmacı eksikliği ne de araştırma geliştirme bütçeleri. Bizi köstekleyen şey resmen yanlış anlaşılmış bir "sağlamcılık" kavramı.  Sağlamcılık arayışı bizde bir soru ile ifade edilir: "Bu daha önce nerede kullanıldı?" veya "Bunu başka kullanan var mı?" Eğer bu soruların cevapları "Hiç bir yerde" veya "Yok" ise bizdeki bir sürü kişiye göre o teknoloji bize yaramaz. İşte ne APEX-Brasil yetkilileri, ne de yüzlerce personelden kimse bu soruyu sormadı.

Giyim kuşam alırken eskiye rağbet etmeyen yöneticiler yeni işletme teknolojisinden umacı görmüş gibi kaçarlar. Bu başka nerede kullanılıyor? Bunu başka kullanan var mı? Soruları bizde hem iş hem de işletme teknolojileri konusunda en sık sorulan sorulardan biridir. Etrafınıza bir bakın. Gerek iş gerekse işletme teknolojisi konusunda özgün kaç uygulama buluyorsunuz? Her iki teknoloji konusunda da joint venture, temsilcilik, vesaire bizde esastır. En küçük şirketimizden en büyük holdingimize eskiciden mal almak moda olduğundan her sene yetkililer katma değer nutukları atar, inovasyon destek programları açıklanır, konferanslar düzenlenir, tebliğler verilir makaleler yazılır. Bu gayret bir sene sonra aynen tekrar edilir. İnovasyon programı konuşmacıları inovasyon anlatacağız diye sahne alıp Harvard Business Review (HBR) da yayınlanan son makaleyi anlatmakta bir çelişki bile görmezler.
İşte APEX-Brasil yönetimini en azından bana cazip kılan, otuz saatlik yolculuğu katlanılır yapan şey bu kocaman ve yerleşmiş örgütün  "Bu TSIOS yöntemini başka kim kullanıyor?" diye sormak bir tarafa "Aman ilk kullanan biz olalım" demeleri. Kimsenin daha kullanmadığı bir işletme teknolojisini uygulamak için üç yıldır çalışıyorlar. Bu uygulamanın sonuna geldiler.  Ocak 2013'de kullanmaya başlayacaklar. Tüm işleri düzelip başarılara mı uçacaklar? Kim bilir? Bilinmez ama bilinen bir şey var; eğer başarılı olurlarsa bir ilk olarak adlarını bir yere yazdıracaklar ve sektörlerinde lider konumuna geçecekler. Bu onlara çok emek ve zamana mal oldu ama kendi deyimleriyle "Her tarafta denenmiş işletme teknolojilerini ithalden çok daha ucuza kazanılan bir büyük fırsat verdi". Başarı ihtimali de Nasreddin Hoca'nın göle yoğurt mayası çalıp "Ya tutarsa" esprisinin ima ettiği kadar uzak da değil. Eğer Steve Jobs ilk mouse'u gördüğünde "Bunu daha önce kimse kullanmamış" deyip bir kenara atsaydı, Apple bugün Apple olmazdı; bizler de mouse ittiremezdik. Atatürk ve arkadaşları "Bu daha önce hiç denenmemiş. Olmaz" veya "Sun Yat Sen ve Simon De Bolivar denemiş yürümemiş" deselerdi Türkiye Cumhuriyeti de olmazdı. Ne iş teknolojisinde, ne de işletme teknolojisinde, ne de başka bir yerde "Bu başka nerede kullanılıyor" sorusu ilk soru olmamalıdır. Sormayınız.
Sağlıcakla kalın