Külün altındaki kora ulaşmak için
Kılıçdaroğlu'nun adaylığını açıklamasıyla, CHP "Tek seçicili" parti modelinden uzaklaşmak için 22 Mayıs Kurultay 'ında yeni bir yönetim oluşturma imkanı elde etmiştir. Bu imkanın ülke seçmenini ve parti tabanının isteklerine uygun olarak, dipten gelen dalgayı değerlendirerek ona cevap verebilmesi için, partiyi iktidar alternatifi yapacak, sorunlar karşısında çözüm projeleri ortaya koyacak, bir parti yönetimi oluşturulmalı. Parti içi demokrasinin geliştirilmesi çalışması başlatılarak buna engel yapı ortadan kaldırılmalıdır. Partinin tavandan tabana olan anti demokratik karar mekanizmasının tabandan tavana değişimi için yolü çıkılmalıdır.
Kemal Kılıçdaroğlu, Kurultay'a 5 gün kala "Baykal'ın icazetini " beklemeden "Genel Başkanlığa adaylığını" kısa ama özlü bir metinle açıkladı. Bir beraberlik çağrısında bulundu. Sorunları ele alan, çözüm üreten, yeni bir siyaset ortaya koymanın gerekliliğini vurguladı:
"Çalma çırpma, korku ve baskı dönemini kapatıp, yolsuzluk yapanlardan hesap sormalıyız. İşsizlik ve çaresizliği yeneceğimizi haykırarak halka umut vermeliyiz. Daha önemlisi, önümüzdeki seçimlerde, halkımızın oyları ile iktidara gelebilmek için gerekli olan tüm hazırlıkları hiç zaman kaybetmeden başlatmalıyız. Bugün bu hedefi gerçekleştirme yükümlülüğümüz var."
Dostum Necati Özkan, Kılıçdaroğlu'nun adaylığını açıklamasından sonra yaptığı konuşmada bunu "Dipten gelen dalga" olarak değerlendirdi. Dipten gelen dalga sol siyaset söyleminde köklü değişimlerin müjdesi olarak kabul adilir…
Gerçekten de "CHP'de köklü değişime ihtiyaç" olduğu uzun bir süredir parti tabanında ve oy veren çoğunlukta dile getirilmektedir.
Bu istekte, partinin 90 yıllık köklü mirasında var olan kazanımları terk edilmeden, günün değişim taleplerine uygun, dünya sosyal demokrasisinin birikiminden yararlanarak, ülkeyi kucaklayan, çatışmacı değil birleştirici bir siyasetin hayata geçirilmesi özlemi yer alıyordu.
Son dönemde çeşitli çevrelerce "iktidarın alternatifsizliği" söylemine karşı, sadece "reddiyeci" bir politika üretmek yerine, ülke sorunlarına çözüm öneren, "Projeci bir sol siyaset" isteniyordu.
Şimdi bu yolda adım atılabilmesi için "külün altındaki kora ulaşma" çalışmasını yapacak, "kendini iktidara projeleriyle aday gösterecek" bir parti yönetimi bu kurultayda, parti içi çatışmalardan uzak olarak oluşturularak, dönüşümün ilk adımı ortaya koyulmalıdır.
CHP'nin iktidar alternatifi olabilmesi için öncelikle "Biz hangi siyasal mirasına sahibiz?" sorusuna doğru yanıt vermesi, ülke sorunlarına "Reddiye ve çatışma" ile değil , "Uzlaşma ve çözüm üretme modeliyle" eğilmesi gerekir. CHP, tarihi boyunca Türkiye'nin partisi olma özelliğini göstermiştir. O nedenle ülkenin doğusunda, batısında, kıyısında içinde varlığını hissettirecek bir siyasi söyleme ihtiyacı vardır. Bu da ülkenin bütün sorunları için üreteceği çözüm projelerinin ortaya konulmasıyla inandırıcılık kazanabilir ve bütün bölgeleri, Türkiye'yi kucaklayıcı bir politik rüzgar yaratabilir.
Bunun sağlanabilmesinin en önemli ayağında "parti içi demokrasinin" yeniden işletilmesi çalışmalarının başlatılması gerekir. Dünkü yazımda sözünü ettiğim, partiyi sosyal demokrat niteliğinden uzaklaştıran "Tek seçici"lik dönemi hemen terk edilmelidir. Parti içi demokrasiye fren taşıyan tüzük ve program içindeki olumsuz i yapı değiştirilmelidir. Partide karar mekanizmasının tavandan tabana olan yapısı, tabandan tavana şeklinde demokratik yapıya dönüştürülmesi için Kurultay'ın hemen ardından yurt çapında bir seferberlikle örgüt talepleri bağımsız tartışmalarla saptanmalı ve çok kısa sürede tüzük ve program kurultayıyla parti Anayasasına dönüştürülmelidir.
Doğaldır ki, "Tek seçici" modelli bir partinin, "parti içi demokrasinin işlediği" çağdaş bir sosyal demokrat partiye dönüştürülmesi kolay değildir, CHP için de bu kolay olmayacaktır. Ama Türkiye'nin ihtiyacı olan da böyle birleştirici, dünyayı okuyan, ülke sorunlarına projeli çözüm üreten, bir sol siyasettir. Muhalefette yada iktidarda böyle bir sosyal demokrat parti ülkenin gelişmesine, refahın artmasına, sorunların çözülmesine katkıda bulunacaktır.