Kural mı, kral mı?
Davos toplantıları çok konuşuldu. Aslında magazin boyutu dışında pek bir bilimsel boyutu kalmayan zirvenin, en önemli kazanımı Batı Bloğundaki çatlakların gözle görünür hale gelmesi. Grönland ABD konusunda Meloni’nin “ne yapalım, McDonald’sları mı kapatalım” cümlesi buna en güzel örnek.
Trump, 1944’den bu yana kendi kurdukları sistemlerin artık sürdürülemez olduğunun farkında. Bu yüzden bitiren ve yenisini kuran da kendisi olmalı düşüncesi ile kural tanımaz kral gibi yapıyor her şeyi.
Esas rakip Çin, gücünü Soğuk Savaş’tan alıyor, gerekirse Venezuela gibi sıcağa çeviriyor. Paris İklim Anlaşması gibi Dünya Sağlık Örgütünden de çekildi. Davos’ta ticaret bakanı Howard Lutnick net bir şekilde anlatmış bunları nedenleri ile.
Foşur
Davos’un bir diğer kazanımı, Macron’un firenç aksanı ve Henry Jullien marka gözlükleri ile “For Sure” demesiydi. Şu anda dünyadaki neredeyse bütün dj’ler setlerine dâhil etti kendisini.
Özel jetleri ile Davos’a gidip, en az 10 sene boyunca ESG, sürdürülebilirlik, yeşil ekonomi, iklim krizi, döngüsel ekonomi, paylaşım ekonomisi, “evinizi arabanızı almayın, paylaşımlı kullanın, kiralayın diyenleri” herkes hatırlar.
Bu sene aynılarının Davos’ta yüksek enerji gerektiren veri merkezlerinden, yapay zekâdan bahsediyor olmalarının ibretlik durumunu, “ABD’de eyaletler kar fırtınası tehdidinde, küresel ısınma nerede, hadi iklim aktivistleri bunu da açıklasın” diye Trump yine yüzlere vuruyordu.
Davos bunu da açıklasın
Bizde ana akımın, önerdiği reel ve yüksek faiz, 3 sene sonunda, bilim bu diye iddia ettikleri sonuçları bir türlü gerçekleştiremeyince, “bu faiz ne işe yaradı” diye soranlara “düşük faiz lobisi” diye topu taça atma çabasını, Davos’un teması yapay zekâya sorduk.
Aşağıdaki bilimsel kavramları bir merkez bankası veya hazine kökenli ekonomistin bilmeme olasılığını sorduk. Grok ortodoks olanları için %5, heterodoks olanları için %20-50 seviyesinde ana akımda bilinmemesi muhtemel dedi. Hangisi daha vahim diye Grok’a sormadık ama hadi, Davos bunu da açıklasın.
Neo-Fisherian: Düşük faizler düşük enflasyona yol açar; faiz artırımı enflasyonu yükseltir, likidite tuzağında etkilidir.
Post-Keynesyen: Talep odaklı, düşük/negatif faizler büyümeyi teşvik eder.
Gibson Paradoksu: Faiz ve fiyat seviyeleri pozitif ilişkilidir.
Keynesyen Karşıtlık: Piyasa mekanizmalarını savunur, düşük faiz müdahalesine eleştirel.
MMT: Hükümet harcamalarıyla düşük faizler enflasyon yaratmaz, kapasiteye bağlı.
Nedensellik: Neo-Fisher’da faiz enflasyonu belirler, tersine çevrilir.
ECB/Fed: 2008 krizi, COVID gibi dönemlerde deflasyonu önlemek, büyümeyi canlandırmak için negatif reel/eksi faiz uyguladılar; araştırmalar etkili olduğunu gösterir.
Site yönetimleri kral mı?
Trump’ın kural tanımazlığı, ana akımın kural bilmezliği tartışılırken, esas toplu konutlarda, site yönetimlerinin kural bilmezliğini değerlendirmek lazım.
Fahiş site aidatı tartışmaları sonrası gider kalemlerini daha çok sorgulayan site sakinleri, şeffaflık ve hesap verilebilirlik adına, harcamaları, ortak ticari alan gelirlerinin aidatlara katılması veya kiralık dükkânların alan genişletmesi, izinsiz çıkma ve imar, tadilat yapılması gibi alınan yönetim kararlarını sorguladıkça, genelde cevap alamıyor. Çoğu sitede bu yüzden bu aralar kayyıma gitme çabası var.
30 blok, 3000 daire, 10000 nüfuslu bir site Anadolu’da ilçe, 300 haneli bir yazlık site ise köy seviyesinde. Buralarda site yönetimleri en az muhtar kadar önemli mevki. Site yönetimlerine de yeşil pasaport verilsin değil aman konu.
Yönetim planında aksi yer almıyorsa sitede oturmayan konut sahibi site dışından blok temsilcisi olabiliyor, hatta birden fazla blokta veya başka bir blokta temsilci olabiliyor. Üstelik seçime gelmeden vekaleten, 30 bloklu bir sitede 8 vekalet oy ile yönetim atanabiliyor. Kiracı zaten söz sahibi değil, ev sahibinin de umurunda değilse, sitede yaşayanlar sandıkta çözüm bulamayınca kayyım yolunu seçmek zorunda kalıyor.
Site yönetimleri, senede bir kez bağımsız denetim, seçim öncesi yeminli mali müşavir denetiminden geçmeli, finansallar gibi kamusal bilgiler ise mevcut ve namzet hem kiracı, hem ev sahipleri için KAP’a açıklanmalı. Bu konularda ilgili bakanlıklar, belediyeler kamu yararına acaba ne düşünüyor?