Kurdaki oynaklık kime yarar, kimi üzer

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Bu sorunun cevabını hem dünya hem de ülkemiz açısından ele almak gerekiyor. Dolar ile Euro paritelerinin birbirini kovaladığı bu günlerde ortaya çıkan sonuçların, kime ne yararı olur, kime ne zararı bilmek ve ona göre pozisyon almak gerekiyor. Önce dünya açısından konuyu ele alalım ve sebepleri ile birlikte sonuçları da inceleyelim. Ardından ülkemizin dış ticareti ve tüketicileri üzerindeki etkilerini anlamaya çalışalım.

Euro-dolar paritesi sonunda son yirmi yılın en düşük seviyesine ulaştı. Euro’daki düşüş hiç şüphesiz enerji kriziyle mücadele eden Avrupa ülkelerini endişeye sevk ediyor. Çünkü Euro’nun değer kaybetmesi demek, satın alma gücünün de düşmesi anlamına geliyor. Örneğin bir Avrupa Birliği ülkesi 1.000 dolar değerindeki bir elektronik cihazı 900 Euro’ya satın alabilirken, paritedeki düşüş ile, aynı cihaz için 950 Euro ödemek ve dolayısı ile aynı miktarda Euro’yu yerine koymak için daha fazla enerji ve işgücü harcamak zorunda kalıyor. Paritedeki düşüş, satın alma gücü ile birlikte ülkelerin ve halkların refah seviyelerinin de düşmesi anlamını taşıyor. Ama birilerinin de işine geliyor elbet.

Peki ne oldu da ibre tersine döndü.

Aslında pariteyi yerinden oynatan ve paranın değerini düşüren en önemli faktörün, geleceğe dayalı tahminler olduğunu söylemeliyiz. Avrupa'da geleceğe dair beklentiler, enerji fiyatlarındaki yükselişin de etkisi ile her geçen gün biraz daha umutsuzluğa yol açıyor. Covid-19 salgını ile ilgili endişeler bittikten sonra Avrupa'da ekonominin bir toparlanma göreceğine dair umutlar şu anda yerini durgunluk tahminlerine bırakıyor. Yüksek enerji fiyatları ile birlikte enflasyondaki artış da beklentileri daha da olumsuz yöne doğru çekerken, büyük bir armatör firmanın yöneticisi dostumun 2023 için AB ile ilgili beklentilerini epeyce düşürdüklerini belirtmesi de ne yazık ki tahminleri doğrular hale getiriyor.

Ukrayna'daki savaşın küresel piyasalarda Rus petrolünün kaybına yol açacağına dair korkular petrol fiyatlarını yukarı çekerken, yaptırımların hedefindeki Kremlin'in misilleme olarak Avrupa Birliği'ne doğal gaz tedarikini azaltmaya hatta kesmeye başlaması da son derece önemli bir etken. Avrupa Merkez Bankası (ECB) tek çıkışı faiz artırımında görüyor olması, AB’nin karamsar halini daha da fazla teyit eder durumda. Ancak unutmamak gerekir ki, faizleri yükseltmenin de ekonomik büyümeyi yavaşlatmaya yönelik etkileri söz konusu olabilir. Uzun lafın kısası, Avrupa’da önemli bir gerilemeyi izlemeye başlayacağımızı söylemek durumundayım. Özellikle ihracatımızın %50’sini bu pazara gerçekleştirdiğimizi düşündüğümüzde de konunun bizi de ne kadar yakından ilgilendirdiğini söylemeye gerek kalmıyor.

Dolar, her zamanki gibi sağlam liman görüntüsünü koruyor. Fed faiz oranlarını yükseltirken, haliyle faiz getiren yatırımların oranları da yükselme eğiliminde oluyor. Fed'in oranları Avrupa Merkez Bankası'ndan daha fazla yükseltmesi durumunda daha yüksek faiz getirileri oluşması nedeniyle yatırımcının parasını Euro’dan dolar cinsine kaydırma olasılığı da artacak. Bu işlemin gerçekleşmesi için yatırımcıların Euro satıp dolar alması da Euro’nun düşmesine doların ise artmasına neden olmakta.

Doların değer kazanması ile Avrupa ihracat mallarını ABD'de fiyat açısından daha rekabetçi hale geleceğini söylemek mümkün.  Öte yandan ABD'de daha güçlü bir dolar, ithal edilen mallarda daha düşük fiyatlar anlamına gelecek ve bu da enflasyonun düşmesine yardımcı olurken, Avrupa için tersi bir durumun olduğunu söyleyebiliriz. ABD için önemli bir endişe, daha güçlü bir doların ABD yapımı ürünleri denizaşırı pazarlarda daha pahalı hale getirmesi olarak görülmekte. Zayıflayan Euro, Avrupa Merkez Bankası için bir baş ağrısı oluşturacak. Zira ithal mallar, özellikle de dolar cinsinden fiyatlanan petrol için daha yüksek fiyatlar anlamına gelmiş olacak.  

Ülkemize döndüğümüzde ise, ihracatımızın yaklaşık %48’i dolar para biriminden gerçekleşirken, %46’sı ise Euro para cinsinden gerçekleşmekte. İthalatın ise %25’i Euro cinsinden gerçekleşirken, %70’i aşkın kısmı dolar para cinsinden. Yani biz doların düşüp Euro’nun artması halinde daha avantajlı bir duruma gelebiliriz. Ha tabi ülke içi harcamalarımızın da Türk Lirası olup, her iki para birimi karşısındaki değer kaybetmesini de bir yana koyuyorum, paritedeki değişim dahi bizim yaşamımıza zarar vermekte. Aslında daha genel tabirle dolar ile ithalat yapıp, Euro ile ihracat yapan bir ülke olduğumuzu düşündüğümüzde, alım maliyetlerimiz sürekli artarken tahsilatımızın ise azaldığını belirtmek çok yersiz olmaz. Yapabileceğimiz bir şey var mı diye düşündüğümüzde, pariteye yönelik elbette yok, ama gidişatı kestirerek Avrupa haricinde dolar ile satın alma yapan yeni pazarlara, yeni ufuklara ihracat yapabilir hale gelme konusunda her zaman yapılabilecek şeyler var.

Dışımızda gelişen diye gördüğümüz tüm değişimlerin, gerçekte ne kadar da içimizde olduğunu umuyorum bu tablo ile daha net görebilmişizdir.  

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Putİn mi, PutOut mu? (2) 19 Ağustos 2022
Bir bu savaş eksikti 12 Ağustos 2022
Eğitimde “mış” gibi 05 Ağustos 2022