Küresel dengesizliğin köklerini anlamak

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Kore Üniversitesi Ekonomi Profesörü LEE JONG-WHA

Büyük ve kalıcı dengesizlikler genellikle kötü sona erer; ister ani sermaye akışı tersine dönsün, ister döviz kuru dalgalanması, jeo­politik çatışma ya da 2008'de oldu­ğu gibi finansal kriz olsun. Elbette, bugünkü dengesizlikler 2008 kü­resel finansal krizi öncesinden da­ha küçük.

Geçen yıl, ABD cari he­sap açığı GSYİH’nın yüzde 3,6'sı­na yaklaştı. 2008 öncesi zirve olan yüzde 6’ya karşılık iyimser bir orandan söz edebiliriz. Çin’in fazla­sı ise kriz öncesi yüzde 9’un yerine GSYİH’nın yüzde 3,7’sine denk ge­liyordu. Fakat ortada boşluklar söz konusu. Ekonomik güvenlik, teda­rik zincirleri, rezerv para birimle­ri, stratejik rekabet ve finansal is­tikrar konuları ise boşlukların bile­şenleri aslında.

Yerel tasarruf ve yatırım dinamikleri unutuluyor

Bu dengesizlikler, özellik­le ABD'de korumacılığın yeniden yükselmesine katkıda bulundu ve Başkan Donald Trump Ameri­ka’nın ticaret açıklarını, geniş tari­feleri haklı çıkarmak için kullandı. Avrupa liderleri ise Çin’in elektrik­li araçlar, bataryalar ve güneş pa­nellerindeki aşırı kapasite nede­niyle sert eleştiriler yöneltti. Ancak bugünkü kalıcı dengesizlikler sade­ce bir ticaret meselesi değil. Ulus­lararası Para Fonu, G7 ve İngilte­re Bankası’nın son analizleri gös­teriyor ki ülkeler öncelikle yerel tasarruf ve yatırım dinamikleriyle şekilleniyor.

ABD’de temel sorun mali tasar­rufun azalması. ABD büyük bütçe açıkları ve dış yükümlülükler bi­riktirse de büyük miktarda yaban­cı sermaye çekmeye devam ediyor. Ülkenin teknolojik liderliği, ABD fi­nansal varlıklarını yabancı yatırım­cılar için daha da cazip hale getirdi.

Sonuç olarak, ABD dış açıkları çoğu ülkeden çok daha uzun süre sürdürebildi ve bu da ABD'nin çok ötesine uzanan, artan finansal kı­rılganlıklara katkıda bulundu.

Çin'in fazlası tam tersi bir dina­miği yansıtıyor: Üretim kapasitesi­ne göre zayıf iç talep. Nedenler ara­sında emlak sektöründeki durgun­luk, eksik bir sosyal güvenlik ağı karşısında yüksek tedbirli hane ta­sarrufu ve demografik baskılar yer alıyor. Sanayi politikası bu eğilim­leri pekiştirse de Çin'in fazlalığını tam olarak açıklayamıyor.

Sonuçta, küresel dengesiz­likler iç çözümler gerektiren iç problemlerdir. ABD finansal da­yanıklılığı artırmalı; Çin ise sos­yal güvenlik ağını güçlendirerek, hanehalkı gelirini destekleyerek, kademeli reel döviz oranı değer­lenmesine izin vererek ve iki yön­lü sermaye akışlarını kolaylaştı­rarak iç tüketimi artırmalı. İma­lat desteğini sınırlamak ve yüksek değerli hizmetlerin genişletilme­si, Çin'in tüketim odaklı büyüme­ye geçişini de destekleyecektir. Bu ayarlamalar her iki ülkenin çıka­rına. Borçla finanse edilen tüke­tim ve artan dış yükümlülükler, dış talebe bağımlılık kadar uzun vadeli büyüme stratejisi değildir.

Reçete temelde iç düzeyde olsa da uluslararası koordinasyon da ge­rekli. Sonuçta, düzensiz bir ayar­lama finansal istikrarsızlığa, döviz kuru dalgalanmasına ve sermaye akışlarının ani durmasına yol aça­bilir ve bu da gelişmekte olan eko­nomileri ağır etkiler. Bugün temel zorluk sadece ticaret dengesizlik­lerini azaltmak değildir; büyük ve yoğunlaşmış küresel sermaye akış­larının yarattığı finansal zayıflıkla­rı yönetmektir. Bu amaçla, ABD ve Çin kendi iç dengesizliklerini ka­demeli ve sorumlu bir şekilde dü­zeltmeli. Ancak diğer büyük güçler ve uluslararası kurumlar da kendi paylarını ödemek zorunda. IMF, Uluslararası Ödemeler Bankası ve Finansal İstikrar Kurulu, sınır öte­si sermaye akışları, kaldıraç ve liki­dite uyumsuzluklarının gözetimini güçlendirmeli, makro koordinas­yonu, stres testini ve kriz önleme mekanizmalarını güçlendirmeli.

1980'lerin Plaza Anlaşması gi­bi büyük makroekonomik anlaş­malar jeopolitik parçalanma dö­neminde gerçekçi olmasa da G7 ve G20’de şeffaflık, diyalog ve koor­dinasyonu teşvik ederek fark ya­ratabilir. Bugünün dengesizlikleri ticaretle bağlantılı olsa da öncelik­le yerel tasarruf-yatırım dinamik­leri ve jeopolitik rekabet, tekno­lojik rekabet ile yoğunlaşmış kü­resel sermaye akışları arasındaki etkileşimden kaynaklanıyor. Bu­nu fark edip ilgili riskleri yönet­mek için koordineli adımlar ata­rak dünya, bugünkü gerilimlerin başka bir küresel ekonomik krizde patlak vermesini önleyebilir.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.100,43 2,60 %
Dolar 46,2291 0,09 %
Euro 53,5835 0,16 %
Euro/Dolar 1,1573 -0,05 %
Altın (GR) 6.310,40 2,95 %
Altın (ONS) 4.206,61 -0,10 %
Brent 86,5775 -2,16 %