Küresel gelirden pay alamayanlar, pandemiyle mücadelede en zayıf halka olacak

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Prof. Dr. Binhan Elif YILMAZ - İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, Maliye Bölümü

Her ülkenin farklı dönemlerdeki farklı milli gelir düzeyleri, “küresel gelir”i oluşturur. Böylelikle her ülke üretim faktörlerinin bileşimi ve verimliliği ölçüsünde bu büyüklüğe katkıda bulunurken, küresel gelirin ülkeler arasındaki dağılımı da farklılaşır.

Ülkelerin küresel gelirden aldıkları pay ne kadar dengesiz olursa, en düşük gelirli ve gelişmekte olan ülkelerdeki üretim faktörleri gelişmiş ülkelere doğru akışkanlık göstermeye başlar. Haliyle günümüzde karşılaştığımız göç gibi insan hareketlilikleri ortaya çıkar. Özellikle pandemiyle tüm dünya mücadele ederken, COVID-19’un yayılmasını engellemek de zorlaşmaya başlar.

Dünya ekonomisinde en büyük yedi ekonomi birliğindeki G-7 ülkeleri (Almanya, ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada), 2009 yılında küresel gelirden %40.8’lik pay alıyorlardı ve dünya ticaretinin %36,2’sini ellerinde tutuyorlardı. Bu yedi ülkede dünya nüfusunun %10.9’u yaşıyordu.

2009’dan itibaren gelişmiş 7 ülkenin küresel gelirdeki ve dünya ticaretindeki payında kayda değer bir azalış ortaya çıktı. Üstelik dünya hasılası artmaya devam ederken.

Halen gelişmekte olan ülkeler oldukları için G-7’de yer almayan Çin ve Hindistan’ın, hem küresel gelirde hem de dünya ticaretinde son 15 yılda daha fazla söz sahibi olması, G-7’nin performans düşüklüğünün en önemli nedeni.

Tablo: Zenginler / Yoksullar - Kazanımlar / KayıplarKaynak: IMF, World Economic Outlook, October-April 2010, 2015 ve 2021

Ancak dünya sadece gelişmiş ülkelerden ibaret değil, yoksul halklar da var. Bunlar; Ağır borçlu ülkeler ve en düşük gelirli ülkelerde yaşıyorlar. Küresel gelirin dağılımına dahil olan 39 ağır borçlu ülke ve 57 en düşük gelirli ülke mevcut. Bu ülkelerin çoğunluğu “üçüncü dünya ülkeleri” olarak anılıyor.

2009 yılında 39 ağır borçlu ülkenin nüfusu, dünya nüfusunun %8.8’i ve küresel gelirdeki payları da %2.1’di. Ağır borçlu ülkelerin nüfusu 2020’de dünya nüfusunun %10.4’üne ulaştı.

En düşük gelirli 57 ülkede 2014 yılında dünya nüfusunun %19’u yaşıyordu ve bu 57 ülkenin milli geliri, küresel gelirin sadece %4.2’siydi. En düşük gelirli ülkelerde yaşayanlar, 2020’de dünya nüfusunun %20’sini geçti.

2009’dan günümüze 96 yoksul ülkenin dünya hasılasından ya da ticaretinden aldığı payda herhangi bir önemli gelişme ortaya çıkmadı. Sonuçta bu en şanssız ülkelerde yaşayan dünya nüfusunun %30’u, küresel büyümenin nimetlerinden hiç faydalanmaksızın ve katkı sağlamaksızın yaşamaya devam ediyorlar.

Dolayısıyla gelişmiş 7 ülkenin dünya nüfusu içindeki payı azalırken, en düşük gelirli ve ağır borçlu ülkelerin nüfus içindeki payı son yıllarda giderek artıyor.

Tüm dünyayı bir yılı aşkın süredir kasıp kavuran COVID-19 pandemisinden kurtulmanın yolu, virüs taşıyan son insanı dünyanın neresinde olursa olsun aşılamak/tedavi etmekten geçiyor. Ancak anlaşılan dünya nüfusunun %30’unun kaybedecek fazla bir şeyi yok. Sağlık başta olmak üzere. Ve bu nüfusun aşı/tedaviye kavuşturulması, esasen gelişmiş ülkelerin en büyük sorunu ve sorumluluğu. Bu sorunu çözme sorumluluğunda alınacak yol ise gelişmiş ülkelerin küresel gelir ve dünya ticaretindeki yeni yerlerini belirleyici olacak.

 

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Marketlere yeni düzen 08 Mayıs 2021