Küresel iklim değişikliği ve uluslararası ticaret

Dr. S. Armağan Vurdu
Dr. S. Armağan Vurdu DEVR-İ ÂLEM armagan.vurdu@immib.org.tr

Başkan Trump’ın 2017’de ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan ayrılacağını duyurmasının ardından süreç 2020 yılı Kasım’ında sonuçlanmış ve ABD resmen anlaşmadan ayrılan ilk ülke olarak tarihe geçmişti. Ardından, Biden başkanlık koltuğuna oturduğunda ilk icraatlarından biri ABD’yi Paris İklim Anlaşması’na tekrar dahil etmek oldu.

Biden, 22-23 Nisan’da gerçekleşen Küresel İklim Zirvesi’ne 40 ülke liderini davet etmişti. Zirve, Perşembe günü Biden’ın açılış konuşması ile başladı. Biden konuşmasında Amerika’nın konuya atfettiği önemin altını çizdi ve “sadece daha müreffeh yaşamak için değil, daha sağlıklı, adil, temiz bir gezegen için de ekonomik adımlar atarsak bunu gerçekleştirebiliriz” diyerek konunun sadece ABD’nin değil tüm ülkelerin sahiplenmesi gereken bir süreç olduğunu da vurguladı. Zirveye katılan ülkelerin dünya ekonomisinin büyük ağırlığını temsil eden ülkeler olması münasebetiyle konuya yaklaşımları, sahip çıkmaları ve ilerleme adına taahhütlerini yerine getirmeleri büyük önem taşıyor.

Zirveye Sayın Cumhurbaşkanımız da iştirak etti ve kendilerine emanet edilen dünyayı gelecek nesillere daha yaşanabilir bırakmanın herkesin ahlaki ve vicdani görevi olduğunu, iklim değişikliğinin sadece dünyayı en fazla kirleten belli başlı devletleri değil, Afrika Kıtası’ndaki ülkeler başta olmak üzere tüm insanlığı etkilediğini, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki farklılıkların iklim değişikliği ile mücadelede yük paylaşımının adil bir şekilde yapılmasını gerektirdiğini ifade ederek sürecin, 'ortak, fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler' ilkesi temelinde adil bir çerçeveye oturtulmasını zaruri kıldığını vurguladı. Ayrıca Türkiye’nin 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarında %21'e varan azalma beklediğini ifade etti.

Zirveye katılan diğer ülkeler de taahhütlerinde güncellemeler yaptı. Örneğin, Avrupa Parlamentosu’nun yeni karbon emisyon hedeflerine göre AB'nin sera gazı emisyonlarının 1990 düzeyine göre 2030 yılına kadar %55 oranında azaltılması öngörülüyor. Daha önceki hedef %30 düzeyindeydi. Japonya ve Kanada da yeni iklim hedeflerini duyurdu. Kanada Başbakanı, daha önce %30 olarak taahhüt edilen sera gazı salınımlarını 2030 yılına kadar %40-45 oranında azaltmayı hedeflediklerini açıkladı. Japonya ise, doğaya 2013 yılına kıyasla %46 oranında daha az karbondioksit bırakma hedefini deklare etti.

Dış politika gündeminde artık major bir konu olarak yerini alan iklim değişikliği ve bilim diplomasisi, uluslararası ticareti de yakından ilgilendiren bir konu. Sürdürülebilir kalkınma ve çevrenin korunması DTÖ'nün temel hedeflerinden biri. Bu hedefler, DTÖ'nün kurucu anlaşmasında da yer alıyor ve DTÖ’nün ticaretin önündeki engelleri azaltma ve uluslararası ticaret ilişkilerinde ayrımcı muameleyi ortadan kaldırma hedefini tamamlayıcı nitelikte.  DTÖ bünyesinde kurulu Ticaret ve Çevre Komitesi, sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmek için ticaret ve çevre arasındaki ilişkinin tanımlanmasına ve anlaşılmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor. 53 DTÖ üyesi 2020 Kasım ayında DTÖ’nün Ticaret ve Çevre Komitesi ve diğer ilgili komite ve organlarının var olan çalışmalarını tamamlamak için “The Trade and Environmental Sustainability Structured Discussions” (TESSD) başlattı. 5 Mart 2021’de de “Ticaret ve Çevresel Sürdürülebilirlik Girişimi” üzerine ilk online toplantısını gerçekleştirdi. 12. Bakanlar Konferansı için öncelikli tartışma konularını ve muhtemel sonuçlar üzerine görüşlerini ortaya koydu. Bir sonraki TESSD toplantısı 27-28 Mayıs’ta gerçekleşecek. COVID-19 salgını sonrası ekonomik toparlanma sürecinde ülkelerin politikalarının merkezine sürdürülebilir kalkınma ile yeşil ekonomiyi koymaları gerektiğine ilişkin görüşler önümüzdeki dönemde küresel iklim değişikliği ile mücadele konusunun da tüm ülkeler tarafından sahiplenilmesi ile daha fazla taraftar bulacak gibi görünüyor.

Gelecek hafta iklim değişikliğinin uluslararası ticarette neden dışsallık olarak değerlendirildiğini, neden devlet müdahalesinin ve çok taraflı müzakerelerin gerekliliğinin savunulduğunu teori temeli ile ele alacağım.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar