Küresel ticaret sisteminin geleceği ABD-Çin masasında
Geçtiğimiz haftanın en kritik olayı, hiç şüphesiz ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin ziyareti ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yaptığı görüşmeydi. Doğal olarak bu kritik görüşme, tüm dünya gündeminin merkezine oturdu. Aslında Washington ile Pekin arasındaki görüşmeler yalnızca iki ülkenin ticaret ilişkilerini değil; tarım ürünlerinden havacılığa, Tayvan’dan yarı iletkenlere, küresel enflasyondan tedarik zincirlerine kadar çok geniş bir alanı etkiledi.
Çin tarafı görüşmeleri verimli ama ön aşamada diye nitelendirdi. Büyük bir anlaşma imzalanmasa da, bence müzakere kanalları yeniden açıldı. Her ne kadar pozitif bir gelişme olarak yorumlasak da, mevcut durumdan ABD ile Çin arasındaki rekabetin sona erdiği anlamı çıkamaz. Zira önümüzdeki dönemde, iki taraf da bu rekabetin kontrolden çıkmasını istemiyor. Tarım, havacılık ve tarifeler üzerinden başlayan yumuşama, küresel piyasalar için umut verici. Ancak Tayvan, çipler ve enerji güvenliği gibi konular bu iyimserliği sınırlıyor.
ABD–Çin masasında sadece ticaret yok
ABD ve Çin, karşılıklı ve ürün bazlı tarife indirimlerini görüşmek üzere yeni ticaret ve yatırım kurulları oluşturma konusunda mutabık kaldı. Bu, kısa vadede bütün tarifelerin kalkacağı anlamına gelmiyor; ancak iki ülkenin ticaret savaşını yönetilebilir bir hatta çekmek istediğini gösteriyor.
Çin’in ABD’den soya fasulyesi, buğday ve sorgum alımlarını yeniden başlatması haftanın en somut gelişmelerinden biri oldu. ABD’nin Çin’e tarım ihracatı 2025’te yüzde 65,7 düşmüştü; bu nedenle tarım dosyası Washington açısından sadece ekonomik değil, iç politika açısından da önemli. Görüşmeler sonrasında özellikle soya fasulyesi tarifelerinde yaklaşık 10 puanlık bir indirim beklentisi oluştu.
Bu gerçekleşirse ABD’li çiftçiler için Çin pazarı yeniden daha erişilebilir hale gelir. Aynı zamanda küresel tarım emtia fiyatları üzerinde de rahatlatıcı bir etki yaratabilir. Çin, ABD’li yüzlerce sığır eti tesisinin kayıt süresini beş yıl uzattı ve kanatlı ürünlere erişimi sağladı. Bu karar, sadece gıda ticareti açısından değil, karşılıklı güven inşası açısından da önem taşıyor. Trump, Çin’in 200 Boeing uçağı alacağını duyurdu; ancak Çin Ticaret Bakanlığı bu konuda net miktar, şirket ve takvim açıklamadı. Bu nedenle havacılık alanındaki mutabakat şimdilik kesin anlaşmadan çok siyasi niyet beyanı niteliğinde görünüyor. Aslında piyasa beklentisi 500 adetti. Bu gelişme o yüzden havacılık sektörünü yeterince mutlu etmedi.
Trump’ın Tayvan’a silah satışını Çin ile pazarlıkta iyi bir müzakere kozu olarak tanımlaması Tayvan’da endişe yarattı. Çin lideri Şi Cinping’in Tayvan konusunda sert uyarılarda bulunduğu, Trump’ın ise bazı silah satışlarını bekletme eğiliminde olduğu bildirildi. Trump’ın Tayvan’ın çip endüstrisini ABD’ye taşıma yönündeki açıklamaları da tartışma yarattı. Tayvan merkezli TSMC’nin Arizona’daki büyük yatırımı devam etse de, çip üretiminin coğrafi olarak yeniden konumlandırılması küresel teknoloji dengelerini değiştirebilecek bir konu. Çin Ticaret Bakanlığı’nın görüşmeler sonrası tüm hususları teyit etmesi de pozitif bir gelişme idi.
Ticaret savaşından stratejik uzlaşmaya
Şi Cinping, zirvede temel hedefi olan istikrar görüntüsünü verdi ve büyük taviz vermeden süreci yönetti. Bu yorum, Çin’in ABD ile ilişkilerde çatışmayı tamamen bitirmekten çok yönetilebilir bir denge aradığını gösteriyor. Tarım, havacılık ve bazı sanayi ürünlerinde normalleşme sinyali, küresel tedarik zincirlerinde rahatlama beklentisi doğurdu. Ancak anlaşmaların hâlâ ön aşamada olması nedeniyle şirketler açısından belirsizlik tamamen ortadan kalkmış değil. ABD-Çin görüşmeleri tarım piyasaları açısından özel önem taşıdı. Çin’in Amerikan ürünlerine yeniden yönelmesi, Brezilya ve Arjantin gibi alternatif tedarikçiler açısından da dengeleri değiştirebilir.
ABD-Çin hattında diyalog kapısı açılmış olsa da, tarifeler, teknoloji kısıtlamaları, Tayvan ve stratejik rekabet başlıkları masada durmaya devam ediyor. Bu nedenle dünya ticaretinde normalleşme değil, daha çok kontrollü rekabet döneminden söz etmek daha doğru olacaktır.
Çin, hız kesmeden Rusya ile de görüştü
Ve hemen ardından Çin ile Rusya bir araya geldi. Taraflar, 2001’de imzalanan “Çin-Rusya İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması”nın süresinin uzatılmasında mutabakata vardı. Şi, Ortadoğu’daki savaşın bir an önce sona ermesinin altını çizerken, ABD görüşmesinin hemen sonrasında bu görüşmeyi yaparak, Rusya ile olan yakın işbirliğini teyit etmiş oldu. Ve Çin, bu görüşmeler ile dünyaya çok önemli bir mesaj daha verdi. Çin’in artık dünya üzerinde kurulacak tüm dengelerde ne denli önemli bir ülke konumunda olduğunu tüm dünyaya da kabul ettirmiş oldu. Önümüzdeki günlerde ABD’nin yumuşaması ve savaşın sona ermesi ile piyasaların da daha rahat nefes alacağını görmek, çok da sürpriz olmayacaktır.