Kurucu Sanayi Devrimi…

Serbest Kürsü
Serbest Kürsü

Aydın ÖNCEL - Ekonomist

TCMB, PPK şubat ayı toplantısında da faizlerde bir değişikliğe gitmeyerek, şahin duruşla sıkı para politikasına devam edeceğinin sinyallerini verdi. Bakan değişikliği sonrasında alınan ve uygulamaya konulan bir dizi önlem, dikkatlerin döviz piyasalarına dönük olmasından dolayı şimdilik olumlu sonuç vermiş gibi görünmekte. Peki, güncel hayatta da durum gerçekten olumluya döndü mü?

Faiz, kur, enflasyon sarmalı

Türkiye’de faiz, uzun yıllar enflasyon başlığı ile birlikte anıldı. Bitmek bilmeyen neden/sonuç ilişkisi tartışması; ekonominin sarsılması, TCMB döviz rezervlerinin dibe, dövizin tavana vurması ve nihayetinde ilgili bakanın istifasıyla son buldu. Ancak, gelişmeler kısır tartışmaların bir süreliğine bittiğini, döviz piyasalarında ateşin bir miktar düşürüldüğünü fakat hepimizin ortak sorunu olan enflasyonun hala yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olduğunu göstermektedir. Faizin kısa sürede 900 baz puan kadar arttırılmasına, Türk Lirası’nın şimdiden yüzde 22 kadar değer kazanmasına rağmen yüksek enflasyon, Türkiye’nin gerçek sorununu ve gündemini oluşturmaya devam ediyor. Kaldı ki; kurun düşmesinin ana nedeni, yüksek faize iştah kabartan yabancı fonların getirdiği sıcak paradan başka bir şey de değil ne yazık ki!

2020 yılında 36,7 milyar dolar cari işlemler açığı veren Türkiye, kur-faiz-enflasyon sarmalı içinde yönünü bulmaya çalışmaktadır. Enflasyonun üstünde artış gösteren kuru frenleyebilmek için şimdi de enflasyon üstünde bir faiz politikası üretmek zorunda kalınmıştır.

Son yıllarda uygulanan yanlış ekonomi politikaları, hedeflenen büyüme oranlarının çok uzağında kalınmasına, güven kaybına, yabancı yatırımcıların ülkeyi terk etmesine neden olmuştur. Geldiğimiz noktada ise TL’nin aşırı değer kazanmasının yolunun açılmasıyla birlikte cari açık, rekabetçi kur, enflasyon, işsizlikte artış gibi başlıklar yeni gündemlerimizi oluşturmaya devam edecektir…

Bu arada dünyada başta petrol olmak üzere çeşitli emtia fiyatlarındaki yükselişler Türkiye için sürekli tehditler içerirken, kur geçişkenliği ve faizlerin yüksekliğinden kaynaklı iç talebin daralması sonucu düşürülebilecek bir enflasyonla hedeflenen büyüme rakamına (9,4) ulaşmak da mümkün olmayacaktır.

Gerçek gündem

Bugün, geniş tanımlı işsiz sayısı 9,5 milyona, geniş tanımlı işsizlik oranı ise yüzde 26,4’e ulaşmıştır. Çalışabilir 18 milyona yakın genç nüfusun neredeyse üçte biri olan 6 milyona yakın genç işsiz durumdadır. Tablo bu kadar karamsarken, TCMB’nin faiz ve kur politikası kimsenin ne ilgisi ne de bilgisi dahilindedir. Enflasyonu ne kadar düşürürseniz düşürün, işsizin enflasyonu her zaman yüzde 100’dür. Halkın gerçek gündemi tartışmasız pahalılık, enflasyon, işsizlik özetle; geçim sorunudur!

Sonuç

İktisat düşünce tarihinin tüm teorilerinde, yanlışları ve doğrularıyla ön koşul olan “üretim” ve “tam istihdam” konu başlıklarını dışlayarak, sadece para politikalarıyla başarıya ulaşılması imkânsızdır. Gerçek sorun ekseninden kayan Türkiye, düşük faiz-yüksek kur, yüksek faiz-düşük kur vb. değişken enstrümanlarla uzun yıllar ekonomiyi yönetmeye kalkmış, bu nedenle sık sık buhranlar yaşamak zorunda kalarak, ağır bedeller ödemiştir. Sözünü ettiğim faiz-kur-enflasyon sarmalından kurtulmanın tek yolu, insan odaklı üretim ve istihdam politikaları geliştirmekten geçmektedir.

Kurtuluş Savaşı’ndan hemen sonra tam bağımsızlığın ekonomik güçten, bu gücün de üretim ve istihdamdan geçtiğini bilen Türkiye Cumhuriyeti gerçekleştirdiği sanayi devrimi ile kısa zaman içinde madencilikten-tekstile, gıdadan-silah sanayine, enerjiden-çimentoya tam 46 fabrika kurmayı başarmıştır. Geldiğimiz noktada; sosyal, siyasal ve iktisadi reformları bir an önce hayata geçirmesi gereken Türkiye’nin “Kurucu Anayasası”na değil acilen “Kurucu Sanayi Devrimi”ne ihtiyacı vardır!

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar