Kurumlar ve güven

Dr. Uğur TANDOĞAN
Dr. Uğur TANDOĞAN NOT DEFTERİ tandogan2007@gmail.com

 “Yakalardan bir düğme açılacak; aç”

Askerlik yaparken en çok gücüme giden komut şu idi “Yakalardan bir düğme açılacak, aç” Bir süre sonra da “Kapat” komutu gelirdi. Bölüğü eğitim alanına sevk eden teğmen bu açma komutunu “Bu kıyağımı da unutmayın” havası ile verirdi. Yakayı kapat komutuna uymayanı da kötü haşlardı. Ankara’nın sıcağına alışmıştım. Ben de yakamı hiç açmamaya karar verdim. Böylece kapadın, kapatmadın derdim olmuyordu. Bir gün teğmen “Yakalardan bir düğme açılacak, aç” komutunu verip yanıma geldi. Ben yine yakamı açmamıştım. Teğmen: “Ne yapmak istediğini anlıyorum. Ama burada yok öyle şey. Aç denilince açılacak, kapa denilince kapanacak. Aç da emirdir; uyulacak” dedi. Askerlikti, uydum.

“Enflasyon rakamı şu olacak; olsun”

Eski bir öğrencim anlattı. Geçen hafta posta kutusunda İstanbul Ticaret Odası’ndan gelen bir mektup bulmuş. Üyesi bulunduğu odanın aidat borcunu bildiriyormuş. Aidat borcudur, eli mahkûm, ödemiş. Sonra merak etmiş, acaba geçen yıla göre aidat ne kadar artmış diye. Artış oranını hesaplamış, %19.29 bulmuş. “Enflasyona bakılırsa, artış mantıklı” demiş kendi kendisine. Sonra aklına gelmiş, “İstanbul Ticaret Odası’nın da bir endeksi vardı. Bakalım orda enflasyon nedir ” diye ona bakmış. Bir önceki yılın eylül ayına göre ücretliler geçinme endeksi değişimi %11.66 olarak belirtilmiş. Sonra Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tüketici fiyat endeksine (TÜFE) bakmış. Orada da eylül ayı için TÜFE, yıllık %11.75 olarak verilmiş. Rakamlardaki, hem de gerçeği yansıtmayan bu rakamlardaki uyumu görünce şaşırmış.

Öğrencim bana bunu anlatınca ben de ona yukardaki askerlik anımı anlattım. “Aynen öyle Hocam” dedi. “Sanki “yakalardan bir düğme açılacak, aç” der gibi, “Enflasyon rakamı şu olacak, olsun “tipi bir durumla karşı karşıyayız” diye ekledi

İstanbul Ticaret Odası

Nedir ücretliler geçinme endeksi? Bu endeks, belirli bir hayat standardının sürdürülebilmesi için gerekli para miktarındaki değişmeleri gösterir. Tüketicilerin tipik olarak satın aldıkları gıda maddeleri, ev aletleri, giyim eşyaları ile ev kirası, bakım, onarım ve sağlık giderleri, temizlik maddeleri, kültür, eğitim ve eğlence giderleri gibi harcama kalemlerinden oluşur.

Bu endeks önemlidir; çünkü birçok iş kararında bu rakama bakılır. Örneğin, İstanbul’da çalışan bir şirketi düşünün. “Acaba çalışanlarıma bu yıl ne kadar zam vermeliyim?” diye karar verirken ilk başvuracağı yer, bir devlet kurumunun yayınları değil, bağımsız bir kurum olan İstanbul Ticaret Odası verileridir. Ya da İstanbul’da yatırım yapmayı düşünen bir şirketi ele alalım. “Acaba İstanbul’da fiyatlar nasıl değişiyor, enflasyon nedir?” diye bilgi edinmek istediğinde ilk bakacağı yer, yine şehrin ticaret odasıdır. Ve bilgi edinmek için bakanlar, bu doğru olmayan rakamı görecektir. Doğru olmayan diyorum, çünkü çarşıya pazara çıkan bir kişi bunun tersini iddia edemez. Zaten odanın kendi aidatına yaptığı zam bile, bu ücretliler geçinme endeksindeki değişimin %50’sinden fazla.

İstanbul Ticaret Odası, “Dersaadet Ticaret Odası” olarak 1882 yılında kurulmuş köklü bir kurumdur. Bir küçük Anadolu şehrindeki tüccar kulübü değildir. Bugün 420 bin üstünde üyesi vardır. Bağımsız bir özel sektör kurumudur. İlkeleri arasında “Kurumsal saygınlık” olan bir kurumdur. Durum böyle iken, nasıl olur da önemli bir rakamı “Ücretliler geçinme endeksi” rakamını böylesine gerçek dışı verir?        

Sonuç

Bir toplumu ayakta tutan oradaki kurumlardır. Enflasyonmuş, pahalılıkmış, borçmuş; hiç önemli değildir. Eğer sağlam ve güvenilir kurumlarınız varsa, bütün zorlukları aşarsınız. Kurumların belli ilkeleri vardır, değerleri vardır. Bu sayede de toplumun güvenini kazanırlar. Hiçbir koşulda bu değerlerden ödün vermezler. Doğru bildikleri yoldan ayrılmazlar, doğruları dile getirmekten çekinmezler. Donmuş denizde ilerleyen buz kıran gemisi gibi, buzları kıra kıra ilerlerler. Başta da kurumların yöneticileri, kurumlarının değerlerini korumak sorumluluğunu omuzlarında taşırlar, dik dururlar.

Bugün ülkemizi, geleceğimizi tehdit eden en önemli sorun, kurumlarda yaşadığımız erozyondur. Kurumlara olan güven erimektedir; kurumların saygınlıklarına gölge düşmektedir.

Güven, saygınlık kolay kazanılan şeyler değildir. Ama kolayca kaybedilir.      

            

 

 

          

 

          

 

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Perşembenin gelişi 18 Şubat 2021
Tutku ve başarı 14 Ocak 2021
Yönetimde şeffaflık 07 Ocak 2021
Utanma duygusunun mutasyonu 31 Aralık 2020