Kurumsal kariyerden hayalin peşine

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

İsmi beyinlerimize kazın­mış İtalyan moda marka­sından Ayşe’ye bir telefon ge­liyor: “Piyasaya yeni bir çanta süreceğiz, tanıtım konsepti­mizde bu modelin fotoğraf çe­kimlerini dünyadan seçtiği­miz 10 bağımsız değişik ki­tabevinde yapmak istiyoruz; sizin Frankeştayn Kitabevi de radarımıza takıldı” diyorlar. Ayşe bu aramayı önce dolan­dırıcı işi olarak algılıyor, kar­şı tarafın ısrarları sonunda ikinci reaksiyonu “telefon şa­kalarına ayıracak vaktim yok” oluyor. Zar zor ikna ediyorlar Ayşe’yi ki, bu bir telefon şa­kası değil ve Frankeştayn Ki­tabevi kendileri için dünyada eşi benzeri zor bulunacak en önemli platformlardan biri.

Sonunda İtalyanlar geliyor­lar, çantalarının fotoğraflarını Frankeştayn Kitabevi’nde çe­kiyorlar ve dünya çapında tanı­tım kampanyalarını başlatıyor­lar. Ayşe’ye de kendilerine sağ­ladığı değerli katkının karşılığı olarak binlerce dolarlık bu çan­tadan bir tane hediye ediyor­lar. Ancak, omuzuna yapışmış bez çantasından vazgeçemeyen bizim Ayşe aldığı bu hediyeyi, hakkını verecek bir başka avu­kat arkadaşına veriyor.

Bir kadın avukat canlandı­ralım gözümüzde; ünlü avu­katlık bürolarında başarılı çalışmalar yapmış, kariyeri­nin son 15 yılını Türkiye’nin önemli ilaç firmalarından bi­rinin patronunun en yakının­da, hukuk işlerinden sorumlu bir profesyonel olarak geçir­miş. Ayşe’nin eşimin yeğeni olduğunu bilen patronu ba­na kendisinden hep övgü do­lu sözlerle bahsederdi. Ben de gururlanırdım tabii.

Gel zaman, git zaman bizim Ayşe işten ayrılmak istediğini söylüyor patronuna. Normal­de o kadar prestijli bir şirkette çalışırken ve önünde hizmet verebileceği uzun yıllar var­ken, “olacak iş değil” diyoruz. Böyle durumlarda bizlerin ak­lı klasik bir yaklaşımla “peki sana daha iyi bir teklif mi var” diye sormakla sınırlı.

“Hayır, diyor, bundan böyle yaşamımın geri kalanını çok­tandır ilgilendiğim edebiyat­la, sanatla geçirmek istiyo­rum. İşi sadece kitap satmak olmayan, yazarlarla okuyucu­yu bir araya getirecek bir ki­tabevi açacağım”. Bunu du­yan bazı dostları Ayşe’ye 1-2 sene içinde batıp işine geri dönme olasılığını göz ardı et­memesini, patronuyla da ara­sını iyi tutmaya devam etme­sini öğütlüyorlar. Bakıyorum, kendisi bir şey söylemiyor ama patron da bu duruma ga­yet olumlu yaklaşıyor; kapıyı aralık tutuyor.

Ötekilerin kitapçısı

Ayşe Tümerkan kitap dün­yasındaki yaşamını 4 yıl­dır başarıyla sürdürüyor. Ki­tabevinin adını “Frankeş­tayn” koydu. Bilindiği üzere Frankenstein aslında meşhur romandaki canavarın yaratı­cısı doktorun adı. Fakat Hol­lywood filmlerinden dolayı çoğumuzun zihninde Fran­keştayn denince canavarın kendisi canlanıyor. Bizim ca­navar diye bildiğimiz Fran­keştayn, hem yaratıcısı hem de toplum tarafından dışlan­mış, sevgi görmemiş ve öteki­leştirilmiş bir karakter. Farklı insan parçalarından dikildi­ği için de aslında cinsiyetsiz. Ötekilerin kitapçısı olmak üzere yola çıkan Frankeştayn Kitabevi de bu sebeple bir an­ti-kahraman olan “canavar”ın ismini alıyor.

Frankeştayn Kitabevi Ay­şe’nin hayalinde canlandır­dığı gibi, sadece kitap satışı yapılan bir mekan olmaktan öteye geçerek birçok etkinli­ğin ev sahipliğini üstlenen bir kültür sanat platformu hali­ne geliyor. Hemen hemen her hafta düzenlenen etkinlikler­de, tanınan yazarların yanı sı­ra, okurla buluşma fırsatını çok da fazla bulamayan yeni yazar, akademisyen, sanatçı­larla söyleşiler, canlı perfor­manslar ve imza günleri dü­zenleniyor. Bu etkinliklerin bir diğer faydalı yanı ise, mev­cut ekonomik şartların okur kitlesini zorladığı şu zaman­larda, ücretsiz ve herkese açık olmaları.

Bağımsız ve özgür bir alan

Odağında toplumsal cinsi­yet ve feminizm konularına ilişkin bir seçki de bulundu­ran Frankeştayn Kitabevi’n­de, ağırlıklı kurmaca metin­ler olmak üzere, Türkçe ve İngilizce geniş bir yelpazede kitaplar bulunuyor. Kitabevi­nin raflarında, hem Türkiye hem de dünya edebiyat çevre­lerinde ses getiren yazarlara ait kitaplar, butik yayın evle­rinin zincir kitapçılarda satıl­mayan kitapları, siyaset tari­hi, kadın çalışmaları, sanat ta­rihi seçkileri yer alıyor.

Bir tutkunun peşinden gitmek

Profesyonel hayatın birçok branşında kendine bir yer bu­labilmek için çalışma, eğitim ve pratik yeterli olsa da bazı branşlar var ki kabiliyet, is­tekli olmak ve adanmışlık ge­rektiriyor. Bunların başında gelen sanat dalına katkı sağ­layabilecek insanlara Türki­ye’mizin çok ihtiyacı var.

Herhangi bir alanda pro­fesyonelliğin zirvesinden sa­nata, edebiyata geçiş yapıla­bileceğini anlatan, yaşanmış ve yaşanmakta olan bir tut­ku hikayesi paylaştım sizler­le. Üstelik Ayşe’nin Frankeş­tayn’ı, arkasında herhangi bir sermaye gücü, yayınevi gru­bu bulunmadan, dilediği yayı­nevlerinin dilediği kitaplarını satan, dilemediklerini satma­yan özgür, bağımsız bir yapı olarak hayatını sürdürüyor; İstanbul, Tophane’de…

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.079,97 -0,09 %
Dolar 47,0185 -0,02 %
Euro 53,6814 -0,06 %
Euro/Dolar 1,1418 -0,02 %
Altın (GR) 6.156,98 0,71 %
Altın (ONS) 4.052,41 -0,02 %
Brent 84,5930 2,14 %