Lokal etkinin peşinde

Eğitimden toplumsal cinsiyet eşitliğine, iklimden kapsayıcı kalkınmaya kadar pek çok başlıkta benzer hedeflere yürürken; kullanılan araçlar, kurulan ortaklıklar ve yaratılan etki coğrafyadan coğrafyaya değişiyor. Sürdürülebilirlik ancak yerelleştiğinde, etki ancak zamana yayıldığında gerçek oluyor.

Geçen hafta Birleşmiş Mil­letler Eğitim ve Araştırma Enstitüsü (UNITAR – United Nations Institute for Training and Research) çatısı altında fa­aliyet gösteren CIFAL Global Network’ün yıllık toplantısına katılmak üzere Londra’daydım. Dünyanın farklı coğrafyaların­dan gelen ve her biri kendi ülke­sinde sürdürülebilir kalkınma amaçlarını hayata geçirmek için çalışan merkezlerin temsilcile­riyle; yıl boyunca yürüttüğümüz çalışmaları paylaşmak, birbiri­mizden öğrenmek ve bu çabaların nasıl daha güçlü bir etki yaratabi­leceğini birlikte düşünmek için bir araya geldik.

Her CIFAL merkezi, kendi coğ­rafyasında hayata geçirdiği eği­tim programlarını, işbirliklerini ve saha çalışmalarını anlattı. Ay­nı küresel hedeflere hizmet eden ama farklı ihtiyaçlardan, öncelik­lerden ve gerçekliklerden besle­nen çok sayıda örnek dinledik. Bir yandan ne kadar ortak bir dil ko­nuştuğumuzu görmek mümkün­dü; diğer yandan her ülkenin, her şehrin, hatta bazen her mahalle­nin kendine özgü bir odak alanı olduğu da çok netti.

Toplantının belki de en öğretici tarafı buydu. Sürdürülebilir Kal­kınma Amaçları evrensel bir çer­çeve sunuyor ama bu çerçevenin içini dolduran şey, yerel dinamik­ler oluyor. Eğitimden toplumsal cinsiyet eşitliğine, iklimden kap­sayıcı kalkınmaya kadar pek çok başlıkta benzer hedeflere yürür­ken; kullanılan araçlar, kurulan ortaklıklar ve yaratılan etki coğ­rafyadan coğrafyaya değişiyor.

Bu nedenle üzerinde en çok hassasiyetle durulan konu, “lo­kal” ihtiyaçlara ve sorunlara uzun vadeli çözümler üretebilmek me­selesi oldu. Yerelleştirmek; bir programı alıp başka bir yere taşı­mak değil, bulunduğu yerin ger­çekliğinden yola çıkarak yeniden düşünmek anlamına geliyordu. Bu yüzden dönüşüm hikâyeleri ön plana çıktı. Büyük ölçekli, hız­lı sonuçlar vadeden modellerden ziyade; zamana yayılan, kök salan ve bulunduğu yerle gerçek bir bağ kuran örnekler paylaşıldı. Uzun soluklu olmanın, sürdürülebilir­liğin en temel koşullarından biri olduğu sık sık vurgulandı.

Toplantı boyunca anlatılan farklı deneyimler arasında ortak bir çizgi vardı: Etki, ancak sahici olduğunda kalıcı olabiliyordu. Ve sahicilik, çoğu zaman yerel ihti­yaçları gerçekten görmeyi, o ih­tiyaçlara sabırla eşlik etmeyi ge­rektiriyordu.

Erzurum'da filizlenen umut

Bölgesel ihtiyaçlar, yerel odak­lar ve uzun soluklu dönüşüm hikâyeleri gibi kavramlar aklım­da dönüp dururken, Allianz Tür­kiye’nin bir süredir üzerinde ça­lıştığı bir programa yakından ta­nıklık etmek üzere Londra’dan Erzurum’a, Palandöken’e gittim. Erzurum’da gördüğüm şey, bu kavramların kâğıt üzerinde kal­madığı nadir örneklerden biriydi.

2021–2032 yılları arasında Olimpik ve Paralimpik Hareketin global sigorta ana ortağı olan Alli­anz, kış sporlarına olan ilgiyi ar­tırmak, bu alanda yeni sporcula­rın yetişmesine imkân sağlamak ve eşit şartlara sahip olamayan kız çocuklarının potansiyelleri­ni desteklemek hedefiyle Dağ Gi­bi Arkanızdayız projesini hayata geçirmiş. Daha kapsayıcı ve da­yanıklı bir gelecek fikri, çoğu za­man büyük söylemlerden değil; doğru yerde, doğru insanlarla atı­lan küçük ama kararlı adımlardan doğuyor. Palandöken’de başlayan bu program da lokal etki üzerine Londra’da yapılan tartışmaların sahadaki karşılığı gibi duruyordu.

Bu yaklaşımın arkasındaki ni­yeti, Allianz Türkiye Pazarlama ve Dijital Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Onur Kırcı şu sözler­le ifade ediyor: “Kendi dağındaki karla hiç tanışmamış kız çocukla­rını desteklemek istiyoruz; bu bir mikro dönüşüm hikayesi…”

Bu cümle, projenin merkezinde duran bakış açısını sade ama güç­lü bir biçimde anlatıyor.

Bir mikro dönüşüm hikâyesi

Projenin ilk adımı, Erzurum’da yaşayan ve bugüne kadar hiç kayak yapmamış 8–12 yaş aralığındaki kız çocuklarıyla atılmış. 200’den fazla başvuru alan ve bilimsel te­melli yapılan seçimler sonrası otuz çocukla başlayan bu süreç, ilk eğitimlerin ardından üç kız çocu­ğunun uzun bir yolculuğa adım at­masıyla devam edecek. Bu yolcu­luk, kısa vadeli bir spor eğitimiyle sınırlı değil. Seçilen kız çocukları için önümüzdeki on yıl, yalnızca kayak öğrenmekten ibaret olma­yacak; sporculuktan antrenörlüğe uzanan bütünlüklü bir eğitim sü­recini kapsayacak. Amaç, onların zaman içinde yalnızca kendileri için bir yol açmaları değil, bilgi ve deneyimlerini başkalarına aktara­bilecek donanıma sahip olmaları. Yani destek, bir başarı hedefinden çok, kalıcı bir meslek ve süreklilik fikri üzerine kurulu.

Palandöken Kayak ve Snowbo­ard Akademisi’nin kurucu ortak­larından Prof. Dr. Fatih Kıyıcı, bu süreci bir sonuç değil, bir başlan­gıç olarak tanımlıyor: “Hedefimiz bu çocukların yalnızca sporcu ol­ması değil; zaman içinde arkala­rından gelen başka kız çocukları­nı da yetiştirebilecek donanıma sahip bireyler hâline gelmesi.”

Palandöken’de eğitime katılan kız çocuklarının ve ailelerinin he­yecanına, gururuna tanıklık et­mek; bu ülkede imkân verildiğin­de parlamayı bekleyen ne kadar güçlü bir potansiyel olduğunu bir kez daha hatırlattı bana. Seçilen kız çocukları, önümüzdeki on yıl boyunca sporculuk ve antrenör­lük yolunda desteklenecek.

Kış sporlarının merkezlerin­den biri olan bir şehirde, bu alan­la hiç temas edememiş kız çocuk­larına alan açmak; sporu, eğitimi ve uzun vadeli desteği birlikte dü­şünmek… Palandöken’de gördü­ğüm şey tam olarak buydu. Küçük bir grubun hikâyesi üzerinden, daha büyük bir dönüşüm süreci­nin sessizce filizlenmesi.

Ve belki de Londra’dan aklım­da kalan en güçlü fikir, tam olarak burada anlam kazandı. Sürdürü­lebilirlik ancak yerelleştiğinde, etki ancak zamana yayıldığında gerçek oluyor. Bazen büyük dö­nüşümler, bir çocuğun kendi da­ğındaki karla ilk kez temas ettiği o anda başlıyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.180,48 2,85 %
Dolar 43,7297 0,19 %
Euro 51,9055 -0,06 %
Euro/Dolar 1,1868 -0,01 %
Altın (GR) 6.919,01 0,29 %
Altın (ONS) 4.921,77 0,11 %
Brent 67,3400 0,09 %