Londra’ya Lahana, bize de sapı

Emrah LAFÇI
Emrah LAFÇI Ekonominin Doğası dunya@dunya.com

Açıkçası ben yabancı yatırımcı olsam böyle modelin üstüne balıklama atlarım. Nominal olarak dünyada görülmemiş bir faiz oranı, dünyanın en yüksek enflasyonlarından biri, bir de üstüne bu şartlar altında o ülkenin bakanı kurun yükselmeyeceğini taahhüt ediyor. Kaymaklı ekmek kadayıfı.

Gün geçmiyor ki Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati yeni bir grupla bir toplantı yapıp da kerameti kendinden menkul modeli birilerine anlatmasın. Yeni hedef kitlemiz yabancı yatırımcılardı. Bakan, onlara genel olarak “Londra” adını veriyor. Televizyonda Londra dönüşü Bakan’ı dinlerken Almanya’dan memleketine tatile gelmiş gurbetçileri hatırladım. Siz bilmezsiniz bizim oralarda durumlar çok değişik der gibiydi.

“Win-win” yapacaklarmış da buna bizde havuç havuç deniyormuş. Benim bildiğim buna bizde dümdüz kazan-kazan deniyor ama işin o tarafına takılmayacağım. Yani win-win’den kasıt ne; hem yabancı yatırımcı kazanacak hem de Türkiye kazanacakmış. Bu arada kaybeden var mı? Size sorayım; şöyle bir etrafınıza, aynaya bir bakın. Bir kaybeden görüyor musunuz ? Ben bayağı görüyorum. O zaman pek win-win olmadı, win-win-lose oldu. Kazan-kazan-kaybet derim ben buna ama muhtemelen Sayın Bakan’ın oralarda lahana-lahana-sapı olarak çevriliyor olabilir.

Hepiniz ne kadar da güzel kaybettiniz! 

Sayın Bakan; “Cumhuriyet tarihinde ilk defa bütün yatırım araçlarının getirisi enflasyonun altında.” dedi. Normal bir ülkede “Ey vatandaşlarım sizden özür diliyorum, bizim yüzümüzden tasarruflarınız enflasyon karşısında eridi gitti!” diye bir cümlenin ilk cümleyi takip etmesini beklememiz gerekirken; bizdeki ikinci cümle; “Bunu biz başardık!” oldu. Bunun da sebebini vatandaşların önümüzdeki yıl enflasyon ve faizlerin düşmesini beklemeleri olarak açıkladı Sayın Nebati. Yatırım yapılabilecek bütün enstrümanlara müdahale ettiğiniz ve reel faiz alabileceğimiz hiçbir yer kalmadığı için negatif reel getiriye mahkum olmuş olabilir miyiz Sayın Bakan? Sadece soruyorum!

Aşağıdaki tablo yukarıda anlattıklarımı net bir şekilde ortaya koyuyor:

Bu tablo şunu gösteriyor: Ocak ayı başında elinizde 100 TL paranız var, bu parayla alışveriş yapma niyetiniz var ve 100 birim mal alabiliyorsunuz. Ama bir şekilde vazgeçiyorsunuz, aceleniz de yok ve şubat başında alırım ihtiyaçlarımı diyorsunuz. Bu arada da para atıl kalmasın diye yatırıma yönlendiriyorsunuz. İşte yukarıdaki tabloya göre ocak başında elinizdeki parayla 100 birim mal alabilirken şubat başında yaklaşık 90 birim mal alabiliyorsunuz. Bu arada bu tablo aralıkta da farklı değil. Yani 1 ayda yatırım yapmanıza ragmen %10 fakirleştiniz. İşte buna literatürde lahananın sapı deniyor. (!) Yerseniz. Direkt yemeseniz de bir yemeğin içine katsanız iyi olur, malum durumlar kötü.

Şimdi lahananın sapına değil de kendisine gelelim. Orası kime gitti. İşte orası yabancıya gidecek. Nebati, açık açık o kadar gittik; ekmeklerini yedik, sularını içtik. Bir selam çakmamız icap eder dedi. Peki nedir bu selam? Bakalım; bir Amerikalının ülkesinde enflasyon %7, bizdeyse devlet tahvili faizi %20’nin üstünde. Diyelim ki kredi faizi de ABD’de 5 olsun. 1.000.000 USD kredi alsam, 13.5 TL kurdan TL’ye dönsem. Bununla vadesine 1 yıl kalmış %20 getirili bir devlet tahvili alsam nasıl olur. Çok iyi olur. 13.5 milyon TL yatırımım, 1 yılın sonunda 16.2 milyon TL olur. Vadede kurun yine 13.5 TL olduğunu varsayalım. 16.2 milyon TL’yi dolara dönelim. 1.2 milyon USD yapıyor. Dolar kredimin geri ödemesi de faiziyle beraber 1.05 milyon dolar. Size temiz bir 150 bin dolar kar kalmış oldu. Herhangi bir sermayeye de ihtiyaç duymadam. Bu anlattığım hesaptaki kritik cümle; “Vadede kurun yine 13.5 TL olduğunu varsayalım.” Normal şartlarda bu kadar temiz bir kârın kalmasını engelleyen mekanizma kurun yükselmesidir. İşte Bakan, kur yukarı gitmeyecek, izleme makamı değiliz gerekirse müdahale de ederiz diyerek yabancıya selam çakmış oluyor. Bunu başarmak kolay değil, gerçekleşecek mi hep beraber göreceğiz. Güvenilen diğer bir etken de turizm gelirleri. Ama tabii ki bunların hepsi iyi gitmesi temenni edilen dış koşullar. Bunlar istendiği gibi gitmezse işimiz çok zor. Bakan, “z”ye kadar planlarımız var diyor ama belli ki “b” planımız dahi yok. Şu saatten sonra yapılabilecek tek şey “a” planının tutması için dua etmek.

 

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Halkımızın durumu yok 02 Temmuz 2022