Makro hedeflere küresel şok ayarı

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında geçen yıl ey­lül ayında 2026 makro dengeleri kurulurken öngörüle­meyen jeopolitik riskler, savaş ve petroldeki sert yükseliş, 2026 he­deflerini derinden sarstı. Mevcut OVP’nin özellikle enflasyon, cari denge ve büyümü hedefleri kâğıt üzerinde kaldı ve ekonomik ger­çeklerle bağı koptu. Güncelleme çalışmaları başlayan yeni OVP’de özellikle enflasyon, cari açık ve petrol fiyatı varsayımlarının yu­karı; büyüme hedefinin ise aşağı yönlü revize edilmesi bekleniyor.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı koordinasyo­nunda eylül ayının ilk haftasın­da açıklanacak olan 2027-2029 dönemi OVP için güncelleme ça­lışmaları devam ediyor. Önce­ki OVP’de 2026 için konulan he­defler, yeni OVP’de “gerçekleşme tahmini” şeklinde revize edilecek. 2027 ve 2028 hedefleri de revize edilirken, 2029 için de hedefler konulacak. 5018 sayılı kanun ge­reği her yıl üç yıllık vadelerle ha­zırlanan ve rutin olarak her son­baharda güncellenen OVP’de bu yılki çalışma sadece olağan bir revizyondan ibaret kalmayacak. Ekonomi yönetiminin bütçede uyguladığı katı disipline rağmen, dünya genelinde kartların yeni­den karılması, yeni programı bir rutin güncellemeden çıkarıp kü­resel fırtınaya karşı korumacı bir esnetme hamlesine dönüştüre­cek. Yılın başından bu yana devam eden “hesapta olmayan” olumsuz küresel faktörlerin yol açtığı bü­yük sapmalara göre hedefler yeni­den şekillenecek.

Bu yılki revizyonun ana karak­terini; ekonomi yönetiminin per­formansından öte, dünya genelin­de savaşların ve enerji krizlerinin etkilediği sıra dışı bir dönemin Türkiye ekonomisine yansıma­ları belirleyecek. Eylül ayının ilk haftasında Cumhurbaşkanı Yar­dımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanacak yeni OVP’nin, küre­sel şokların getirdiği bu zorunlu maliyetleri kabul eden, büyüme ve enflasyon tahminlerini bugünün dünyasına göre güncelleyen daha gerçekçi ve ayakları yere basan bir yol haritası sunması bekleniyor.

Petrol planları altüst etti, cari dengede alarm zili

Bu yıl için öngörülemeyen ge­lişmelerin faturasının en net gö­rüldüğü alan, doğrudan küresel fiyatlara bağlı olan enerji ithalatı ve dış ticaret dengesi oldu. Geçen yıl OVP hazırlanırken, 2026 yılı için Brent petrol ortalama varil fi­yatı 65,0 dolar olarak varsayılmış ve enerji ithalatı 56,5 milyar dolar olarak hedeflenmişti. Ancak sı­cak savaş döneminde 120 dolarla­rı gören ve hala 80 doların üzerin­de bulunan Brent petrolün varil fiyatı ilk yedi ayın ortalamasında 90,6 dolar düzeyinde oluştu, Tür­kiye’nin bu dönemdeki enerji it­halatı 40 milyar doları aştı. Petrol fiyatlarındaki bu makas sapma­sı, dış ticaret açığının ilk yedi ay­da 60,5 milyar dolara ulaşmasının ana nedenini oluşturdu.

Petrol kaynaklı maliyet baskısı, tüm yıl için hedeflenen 22,3 mil­yar dolarlık cari işlemler açığının, ilk beş aylık veride 30,7 milyar do­lara ulaşmasındaki ana etken ol­du. Altın ticareti dışarıda bırakıl­dığında bile, enerji kaynaklı bu girdi maliyetleri altın hariç ca­ri açığı beş ayda 24,3 milyar dola­ra yükseltti. Enerji ithalatı varsa­yımları ve cari dengede gerçekleş­me tahminlerinin yeni programda büyük çapta yukarı yönlü revize edilmesi kaçınılmaz hale geldi. Ekonomi çevreleri, cari açık hede­finin yeni OVP’de radikal biçimde yukarı yönlü revize edileceği gö­rüşünde.

Büyüme beklentisi aşağı yönlü

Dışarıdan gelen öngörüleme­yen maliyet şoklarına karşı eko­nomi yönetimi, iç piyasada sı­kı para politikası ve yüksek faiz adımlarıyla talebi dengelemeye odaklandı. Bu bilinçli adımların bir sonucu olarak ekonomik akti­vitede bir yavaşlama dalgası kaçı­nılmaz hale geldi. 2026 genelinde yüzde 3,8’lik bir büyüme hedefle­nirken, yılın ilk çeyreğinde yıl­lık büyüme yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşti. Merkez Bankası’nın en son yayımladığı Temmuz 2026 Piyasa Katılımcıları Anketine gö­re piyasa aktörlerinin büyüme al­gısı aşağı yönlü ivmeleniyor. Katı­lımcıların 2026 yılının tamamına ilişkin GSYH büyüme beklenti­si, bir önceki anket dönemindeki yüzde 3,2 seviyesinden yüzde 3,1’e geriledi. Bu da yılın ikinci ve üçün­cü çeyreklerinde ekonomik akti­vitenin belirgin şekilde soğumaya devam edeceğine dair ortak kon­sensüse işaret ediyor.

Bu veri ve öngörülere göre bü­yüme cephesi ekonomide sert so­ğuma ve «durgunluk» sinyali ve­riyor. Büyüme ivmesindeki düşüş, uygulanan sıkı para politikasının iç talebi ve üretimi yavaşlatması­nın sonucu. Yılın kalan çeyrekle­rinde bu eğilim sürerse, yıllık bü­yüme hedefi olan yüzde 3,8’in ya­kalanması zor görünüyor. Yeni OVP'de büyüme hedefinin aşağı yönlü olarak, örneğin yüzde 3 ci­varına güncellenmesi olasılık da­hilinde.

Makro hedeflere küresel şok ayarı - Resim : 1

Enflasyon hedefi yukarıya

İç talepteki bu planlı soğuma, küresel enerji faturasının getirdiği bütçe yükünü hafifletmede kritik bir savunma mekanizması işlevi görüyor. Ancak enflasyon cephesinde, küresel gıda ve girdi maliyetlerindeki artışın da etkisiyle, ilk yedi ayda biriken yüzde 19,9’luk kümülatif TÜFE artışı nedeniyle, orijinal programdaki yüzde 16’lık yıl sonu çoktan anlamını yitirdi. Merkez Bankası da en son mayıs ayında 2026 yılı enflasyon beklentisini yukarı yönlü olarak yüzde 26’ya revize etti. Piyasa katılımcılarının haziran anketinde yüzde 29,14 olan 2026 yılı TÜFE artış beklentisi, son ankette yüzde 29,21 çıktı. Bu ortamda, yeni OVP metninde enflasyon hedefinin güncellenmesi kaçınılmaz hale geldi. OVP’lerde manşette kur tahmini verisi yer almıyor, ancak cari fiyatlarla TL ve dolar cinsinden GSYH hedeflerinin düzeyi ortalama kur öngörüsünü veriyor. Buna göre 2026-2028 OVP›de 2026 yılı için ortalama dolar kuru tahmini 46,6 TL idi. Merkez Bankası döviz alış kurlarına göre, yılbaşından 7 Ağustos’a kadar olan dönemin ortalamasında dolar 45,0 TL oldu. Kurun hedeflenenden de aşağıda tutulması, enflasyonu dizginlemeye yararken, ithalatı cazip kılması, ihracatı baskılaması sonucu dış ticaret açığının büyümesine neden olduğu görülüyor.

Bütçede tasarruf direnci/ geçmişin faiz yükü

Maliye politikası tarafı ise ekonomi yönetiminin küresel fırtınaya karşı içeride uyguladığı sıkı disiplini en net yansıtan alan oldu. Kamuda tasarruf ve sıkı bütçe uygulamaları sayesinde devlet, ilk altı ayda 521,4 milyar TL faiz dışı fazla vererek yıllık hedefinin çok üzerine çıktı. Ancak geçmiş dönem borçlarının yüksek faiz ortamındaki geri ödeme dinamikleri, toplam bütçe açığını ilk yarıda 942,8 milyar TL düzeyine taşıdı. Bu veriler, ekonomi yönetiminin harcamalar cephesinde frene bastığını; ancak küresel finansman maliyetlerinin ve geçmişten devralınan faiz yükünün bütçe dengesini zorlamaya devam ettiğini gösteriyor. İlk bakışta faiz dışı dengenin bu kadar yüksek fazla vermesi mali disiplin açısından çok olumlu görünse de toplam bütçe açığının bu düzeye ulaşması faiz harcamalarının yıkıcılığını kanıtlıyor. İlk altı aydaki 1 trilyon 464,2 milyar liralık faiz ödemesi dikkati çekiyor. Ekonomi yönetiminin faiz dışı bütçede çok sıkı durmasına rağmen, geçmiş borçların faiz yükü bütçe dengesini bozmaya devam ediyor

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.235,83 0,00 %
Dolar 48,6384 0,04 %
Euro 56,1491 0,00 %
Euro/Dolar 1,1536 -0,11 %
Altın (GR) 6.677,23 -1,42 %
Altın (ONS) 4.316,62 0,41 %
Brent 103,67 0,45 %