Mamdani & Trump görüşmesi
Bu haftanın benim için en önemli olayı Mamdani & Trump buluşmasıydı. Etkisi önemliydi. Birbirine seçim öncesi çok ağır sözler söylemiş iki kişi, seçim sonrası bir araya gelip New York’un geleceğini değerlendirecekti. Gözler bu buluşmaya odaklanmışken sürecin evveliyatını kısaca hatırlayalım. Mamdani, Filistin protestoları ile iki sene evvel ünlenmeye başladı. New York Belediye Başkan adayı olmaya karar verdiğinde kimse seçilmesini beklemiyordu. Bunun en önemli sebeplerinden biri söylemleri, diğeri rakipleri idi. “Ben sosyalistim” diyen, “Netanyahu Amerika’nın desteğiyle soykırım yaptı” diyen, Filistin’i açıkça savunan bir Müslüman’a kimse şans vermedi. Diğer taraftan da ön seçimdeki rakibi, efsane New York Valisi Mario Cuomo’nun oğlu olan, Clinton kabinesinin İskân ve Kentsel Kalkınma Bakanlığını yapan, 56. New York Valisi Andrew Cuomo’ydu. Öyle bir isme karşı ön seçimi bile alması imkansızdı birçok kişiye göre. Ancak hiç kimsenin hesabı tutmadı. Cuomo’yu ön seçimde büyük farkla yenip, Demokrat Parti’nin adayı oldu Mamdani. Karşısında Cumhuriyetçi Parti’nin adayı Curtis Sliwa vardı. Ancak Cuomo, “Mamdani, Demokrat Parti’nin adayı olamaz” deyip bağımsız aday oldu. Trump dahil herkes Cuomo’nun arkasında birleşti, ama Mamdani yine herkesi yendi. Bütün bu gelişmeler dünya çapında yankı yaptı ve Mamdani & Trump buluşması çok merakla bekleniyordu. “Trump, Mamdani’yi çalıştırmaz” diyen muhteşem analistlerden tutun da daha neler neler duyduk. Ancak kimsenin düşündüğü gibi olmadı ve iki New Yorklu, Beyaz Saray’da buluştu. Sorular sertti, “Siz ona komünist dediniz, Siz ona diktatör dediniz”lerden başladı sorular. Git gide sertleşti, ama iki taraf da ortamı germekten ve tansiyonu yükseltmekten kaçındı. İşte asıl mesele bu, “neden?”. Siyasetin kuralı mı veya başka sebepler mi var? Aslında olay çok net. Trump’ı iktidara getiren seçmenle Mamdani’yi iktidara getiren seçmen New York’ta çok farklı değil. İkisinin de derdi, tasası aynı. İkisi de oy verirken aynı dertlerle oy verdiler. O sebebin ne olduğunu da Mamdani konuşması esnasında söyledi. New York dünyanın en zengin şehirlerinden biri. En büyük finans merkezi, işlem gören paranın haddi hesabı yok. Buna rağmen New York şehir nüfusunun 5’te 1’i, iki buçuk dolarlık metro bileti alamıyor. Ev sıkıntısı var. Geçim maliyetini karşılayamıyor. Kısaca ekonomi dünyanın her yerinde olduğu gibi New York’u da ağır şekilde vurmuş durumda. Mamdani’yi de Trump’ı da iktidara taşıyan işte bu. Geçim maliyetine dayanamayan halkın öyle ya da böyle çıkış ve kurtuluş araması.
Mamdani yerine, bunu dile getirebilen ve çözüm üretebilen başka biri de olsa, doğru zamanda ve doğru yerde seçilirdi. Keza aynı şey Trump için de geçerli. Bu iki isim doğru damara doğru zamanda basmayı becerdiler. İkisi de bir şeyin farkında, kavga ederek ortamı gererek siyasetten beslenmek ekonominin rahat olduğu zamanda olur. Bu zamanlarda istemeseler de birbirlerinden haz etmeseler de bir şekilde diyalog kurmak ve birlikte çalışmak zaruridir. Yoksa ne Mamdani ne de cumhuriyetçiler bir sonraki seçimde başarı yüzü göremezler.
Ekonomi her şeyin ötesinde Amerikan siyasetinin can damarı. Ne İsrail ne Ukrayna ne MAGA (Make America Great Again) ne kürtaj ne başka bir şey, insanın cebini etkileyen her şey Amerika’da oyun değiştirir. 2028 seçimlerine daha zaman çok. Seçim süreci, başta ekonomi olmak üzere 2028 rüzgarını iyi yakalayan, havayı iyi koklayan isimlerin etrafında dönecek. Mamdani ABD’de doğmadığı için bu isimlerin dışında kalıyor, başkan adayı olamaz. Trump’ın ise bir daha hakkı yok. İşin enteresan kısmı da şu ki, bundan sonra çıkacak isimleri doğru takip edip, rüzgârı doğru yakalayanları gözlemek lazım. Takipte kalın. Birlikte 2028’e adım adım bu köşeden yelken açıyoruz.