MB: "Sıkı para politikası uzun süre uygulanacak"

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

✔ Politika faizini beklendiği gibi değiştirmeyip yüzde 17'de tutan Merkez Bankası'nın açıklamasındaki bir ifade dikkat çekici: "Sıkı para politikası duruşu, kararlılıkla uzun süre uygulanacak."

✔ Bu ifadeyle sanki hem yurtdışı yatırımcılara, hem de yurtiçinde faiz indirimi isteyebilecek kesimlere mesaj veriliyor gibi.

Merkez Bankası’nın dünkü Para Politikası Kurulu toplantısından sonra yapılan açıklamada öne çıkan ifadeyi başlık için kısalttık. Söz konusu ifade aynen şöyle:

“Kurul, 2021 yıl sonu tahmin hedefini (yüzde 9.40’lık enflasyon tahmini) dikkate alarak, enflasyonda kalıcı düşüşe ve fiyat istikrarına işaret eden güçlü göstergeler oluşana kadar sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla uzun bir müddet sürdürülmesine karar vermiştir.”

Para Politikası Kurulu tahmin edildiği gibi politika faizini değiştirmeyerek yüzde 17’de tuttu. Toplantıya ilişkin açıklamada en dikkat çeken yön kuşkusuz sıkı para politikasının uzun süre uygulanmasına karar verildiğine dönük ifadeydi.

Bu bir mesaj mı?

Merkez Bankası’ndan dünkü toplantıda bir faiz indirimi kararı almasını bekleyen yoktu.

Peki Merkez Bankası neden “Sıkı para politikası duruşunun kararlılıkla uzun müddet sürdürülmesine karar verilmiştir” şeklinde bir açıklama yaptı?

Bu ifade sanki bir yerlere mesaj gibi:

“Bizden uzunca bir süre faiz indirimi beklemeyin!”

Ama önemli olan şu:

“Bu‘bir yerler’ nereler?”

İş çevreleri mi, yoksa siyasiler mi?

İkisi de olabilir

İş çevreleri derken kastettiğimiz özellikle yurtdışı.

Türkiye’ye para getireceği umulan kesimlere “Çekinmeyin, üç gün sonra faizi indirip TL'nin değer kaybına yol açacak bir adım atmayacağız, gönül rahatlığıyla portföy yatırımı yapabilirsiniz" mesajı verilmek isteniyor olabilir.

Çünkü yabancı para kazanmaktan başka ne için gelecek Türkiye'ye! Herhalde bize destek olmak için değil. Ama son dönemde iktisaden atılan adımlar, siyasi söylemlerle anında gölgelenebiliyor. İşte Merkez Bankası bu ifadeyle yabancılara bir anlamda güvence vermek ihtiyacı duymuş gibi...

Ama yabancı şunu görüyor; Merkez Bankası ne kadar bağımsız davranabiliyor ki.

Dolayısıyla Merkez Bankası’nın açıklamasındaki adeta güvence vermek gibi değerlendirilebilecek olan bu ifade önemlidir ama yeterli olacak mıdır, tartışılır.

İkisi de olabilir, dedik. Yani hem yabancılara bir mesaj verilmek istenmiştir; hem de içeriye, siyasetçilere:

“Bizden kısa bir süre sonra faizi indirmemiz gibi bir istekte bulunmayın; yoksa kasımdan bu yana iyi kötü bir aşama kaydettik, onu bir anda yitiririz. Hem ikide bir yüksek faizden söz etmekle gelecek yabancıların da gözünü korkutmuş oluruz. Biz faizi uzun süre yüksek tutacağımızı ifade ederek yabancıyı çekmeye çalışırken siz de bize destek olun.”

Mealen bu söylenmek istenmiş olabilir.

YABANCI GELSEM Mİ GELMESEM Mİ, DİYE FAL AÇIYOR!

Faizi artırdık, yabancıyı davet ediyoruz ki gelsinler Türk menkul kıymetlerini alsınlar; yani döviz getirsinler.

Ama onlar da pek nazlı davranıyor!

Tamam, 6 Kasım’daki köklü değişikliklerden sonra eskiyle kıyaslanmayacak gelişmeler var; en azından çıkış durdu ve giriş başladı ama bu giriş öyle süreklilik göstermiyor.

Örneğin ocak ayının ilk haftasında 779 milyon dolar olan yabancıların hisse senedi ve DİBS alarak gerçekleştirdikleri giriş, geçen hafta 14 milyon dolarda kaldı.

Yabancı yatırımcılar geçen hafta 31.4 milyon dolarlık hisse senedi aldı; DİBS’te ise 17.7 milyon dolarlık çıkış var. Üstelik DİBS’teki bu çıkış, 93.8 milyon dolarlık repo girişine rağmen. Yani yabancılar geçen hafta DİBS’te 111.5 milyon dolarlık satış yapmışlar, 93.8 milyonluk repo girişiyle net tutar 17.7 milyonda kalmış.

Dikkatli olmak gerek; döviz civa gibi olan ve her an gitme özelliği taşıyan swapla geliyor, döviz repoyla geliyor... Ama yine de dövizin gelmesinden memnunuz, çünkü ihtiyacımız var.

5 milyar dolar geldi

Dönüm noktası sayılan 6 Kasım’dan 15 Ocak’a kadar olan dönemde ne miktarda portföy yatırımı geldiğini de aktaralım.

İki ayı biraz aşkın bu dönemde yabancı yatırımcılar net 1 milyar 888.5 milyon dolarlık hisse senedi ve 3 milyar 83.9 milyon dolarlık DİBS aldı. Toplam tutar böylece 4 milyar 972.4 milyon doları buldu.

DİBS alım tutarı olan 3.1 milyar doların 1.7 milyarının repo yoluyla geldiğini de belirtelim.

 

“KREDİ BÜYÜMESİ YAVAŞLAMAYA BAŞLADI”

PPK açıklamasında salgına bağlı kısıtlamaların ekonomi üstündeki aşağı yönlü etkilerinin, geçen yılın ikinci çeyreğine kıyasla daha sınırlı seyrettiği, ancak hizmetler ve bağlantılı sektörlerdeki yavaşlama ve bu sektörlerin kısa vadeli görünümüne ilişkin belirsizliklerin sürdüğü belirtildi. Açıklamada, “Salgın döneminde sağlanan yüksek kredi büyümesinin birikimli etkileriyle güç kazanan iç talebin cari işlemler dengesi üstündeki olumsuz etkisi devam etmektedir. Diğer taraftan finansal koşullardaki sıkılaştırmayla birlikte son dönemde kredi büyümesi yavaşlamaya başlamıştır” denildi.

Kredi büyümesindeki yavaşlama zaten bir süredir dikkat çekiyordu ve bu yavaşlamanın etkisiyle yılın ilk çeyreğinde büyümenin düşük gelebileceği yorumları yapılmaktaydı.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar