Medeniyet örtü altına taşınıyor

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

İnsanlık tarih bo­yunca iklime gö­re şehir kurdu. Şim­di ilk kez iklimden kaçmak için uygar­lığını örtüyor. FAO ve Dünya Meteoro­loji Örgütü’nün ya­yınladığı “Aşırı Sı­caklık ve Tarım” ra­poruna göre Güney Asya, tropikal Sahra Altı Afri­ka, Orta ve Güney Amerika’nın bazı bölgelerinde aşırı sıcaklar nedeniyle yılda 250 güne kadar açık havada tarım yapılamaya­cak, çalışılamayacak.

Bu durum tarımla geçinen 1,23 milyar insan için sistematik bir risk oluşturuyor.” Aynı rapora göre “Türkiye erozyon ve kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya.” Ce­vaplanması en zor soru akılla­ra geliyor “o zaman gıdayı nasıl üreteceğiz.”

Kapalı devre uygarlık, örtü altında tarım

Küresel ısınma sadece tarımı değiştirmiyor; insanın doğayla kurduğu ilişkiyi tartışmaya açı­yor. İnsanlık rezidanslara, ve­ri merkezlerinden gelecek al­goritmalara, dikey çiftliklerde üretilen gıdalara endeksli bir çağa geçiyor. Açık uygarlık yeri­ni kapalı devre medeniyete bı­rakıyor. Dünya ısındıkça klima kullanıyor, iklimden kaçarak örtü altında gıda üretmeye ça­lışıyor. İklim krizi yalnızca açık alan tarımını değil, açık alan uygarlığını da sona erdiriyor.

Türkiye’yi sıcak bir yaz bekliyor

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’na göre, “yaz ayında yağışlar yüzde 25 azalacak. İç Anadolu’da 40 derecenin üzerinde sıcaklıklar görülecek.” Sıcaklık sadece in­sanları değil bitkileri de strese sokuyor. Türkiye 23 milyonluk rekor buğday beklentisiyle se­vinirken İç Anadolu çiftçisi, ka­ra kara mayıs yağmurları kay­naklı tahıllarda ortaya çıkan kök çürüklüğü ve mantar hasta­lığı riski ile karşı karşıya.

Yatırımcılar riskin daha az olduğu seralara yöneliyor. 35 milyar dolarlık küresel örtü al­tı tarım pazarının 2033’de 68 milyar dolar olması öngörülü­yor. İran savaşı nedeniyle Orta Doğu’dan petrol alamayan Av­rupa’nın sera üretimi aksıyor. Sebze talepleri Türkiye’ye yö­neliyor, Paul Virilio’nun tartış­maya açtığı “teknolojik uygar­lık” seraları tarım alanından yapay habitata dönüştürüyor, zamanın ruhunu eğip büküyor.

Kendi kendini besleyebilen kentler

Türkiye örtü altı varlığı bakı­mından dünyada dördüncü, Av­rupa’da ikinci sırada. 2002’de 540 bin dekar olan üretim ala­nı 900 bin dekara ulaşmak üze­re. Türkiye’de 74 örtü altında ta­rım yapılıyor. Amaç gıda kırıl­ganlığı azaltılmış kentler inşa etmek. 2022’de örtü altında 9,4 milyon ton gıda üretildi. Üreti­min neredeyse yüzde 10’u örtü altından sağlanıyor. Örtü altı in­sanlığı doyururken ihtiyacı olan enerji nasıl sağlanacak. Tarih, seraların uygarlık için geçici bir sığınak olup olmadığını ortaya koyacak. İnsanlık doğanın be­lirsizliğinden kaçarken kendisi­ni güneş, rüzgâr, jeotermal gibi enerji sistemlerinin kölesi hali­ne mi getiriyor.

Örtü altınının enerjisi nereden bulunacak

Türkiye jeotermal kaynaklar açısından AB’de birinci dünya­da yedinci sırada. Bu potansi­yel hali hazırda 10 bin dekara yakın sera alanının jeotermal enerji ile ısıtılmasını sağlıyor. 20 ilde 24 tane kurulması plan­lanan Tarıma Dayalı Organi­ze Sera Bölgeleri uzun vadede Türkiye’nin ihracat gücünü ar­tırırken iklime bağımlı gıda kı­rılganlığını da azaltabilir. Ant­roposen çağında insan artık doğada yaşamıyor, kendi tasar­ladığı iklim kapsüllerinde ha­yatta kalmaya çalışıyor. Mars kolonileri, iklim kontrollü kap­süller, dikey tarım kendi at­mosferini üreten modern dün­yaya geçişin araçları. Geleceğin stratejik ürünü domates değil, kontrollü serinlik.

Açık alanda tarım yapmak imkânsız mı?

Sadece tarım değil insanlar da açık alandan kapalı alana ta­şınıyor. Yeni bir raporu göre ge­lişmiş ülkelerdeki insanlar za­manlarının yüzde 80’ini kapalı alanlarda geçiriyor. ABD’de or­talama bir yetişkin 22 saatini kapalı mekânlarda geçiriyor. Ja­ponya, Singapur yoğun kent ya­şam tarzı ve uzun çalışma saat­leri nedeniyle kapalı alanlarda yaşıyor, çalışıyor. Orta Doğu’da 45 dereceyi geçen yaz sıcaklık­ları dışarıda yaşamı engelliyor.

Uygarlığın kapalı devre çağı

Yaşam kapalı mekânlara ta­şınırken yeni ihtiyaçlar ortaya çıkıyor. 187 milyar dolarlık kü­resel klima pazarı tüm sektör­lerden daha hızlı büyüyor. Kli­malar devasa enerji iştahıyla dünyanın en büyük problemi, Hindistan gibi ülkelerin kor­kulu rüyası. 2050 yılında 3 mil­yardan fazla insan aşırı sıcak bölgelerde yaşarken daha faz­la klima daha fazla örtü altı ta­rıma ihtiyaç duyulacak. Velha­sıl, bozulan iklim sadece tarımı değil yaşam şeklini de değişti­riyor. Gelenekler de bitkiler gi­bi örtü altına, enerjiye bağımlı kapalı mekânlara taşınıyor. İş için, aşk için, sosyal etkileşim ve gıda üretmek için. Asıl so­ru enerji kesildiğinde uygarlığa ne olacak. Harari’nin dediği gi­bi “insan doğaya uyum sağlayan bir tür olmaktan çıkıyor kendi mikro iklimini üretiyor, doğa­nın elverişliliğinin yerini tek­nolojinin algoritmaları alıyor.”

Yazara Ait Diğer Yazılar