Menşede takıldık

Dr. Hakan ÇINAR
Dr. Hakan ÇINAR SIRADIŞI hakan.cinar@mentorgumruk.com.tr

Bir eşyanın hangi ülke menşeli olduğu yahut halk dili ile üretim yeri; ithalatındaki mevzuatı doğrudan ilgilendirmekte ve belirleyici olmaktadır. Ürün ülkeye girebilir mi, ne oranda vergi uygulanır gibi. Yanı sıra bitmiş ürünlerde de tüketicinin satın aldığı ürünün menşeini, yani üretildiği yeri bilmesi de elbette son derece önemli. Menşe nasıl tespit edilir ve belirlenir konusu ise derin ve uzun, önemi ise tartışılmaz. Ancak gel gelelim ithalatı yapılmış ve tüketilmiş ürünlerin geriye dönük menşe belgelerinin istenilmesi konusuna. Üstelik hangi ülke menşeli olduğunun ispatı amaçlı da değil, sadece ABD menşeli olmadığının ispatı için. Bugünlerde bu konudaki bir mantık hatası, ithalatçıları ziyadesiyle zor duruma sokuyor ve düşündürüyor. Konuyla doğrudan ilgisi olmayan kişilerin de kolaylıkla anlayabilmesi için basit bir yöntemle özetleyeceğim konuyu ve oradan biraz da iç gündeme değineceğim.

Şu sıra gümrük idareleri Gümrük Yönetmeliği’nde yer alan bir geçici madde kapsamında ve 20.04.2021 tarihine kadar Ek Mali Yükümlülük (EMY) kapsamı, diğer bir deyişle ilave vergiler alınan eşyalar için Menşe Şahadetnamesi talep etmekte, getirilmediği taktirde de ceza uygulanacağını belirtmekte. Konuyla ilgililer hatırlarlar, A.B.D. menşeli Bazı Ürünlerin İthalatında Ek Mali Yükümlülük Uygulanmasına Dair Karar 21.06.2018 tarihinde yürürlüğe girmişti. Yani tam 2,5 yıl önce. Söz konusu Karar, ABD menşeli olmayan ülke menşeli eşyaların ithalatında gerekli kılınıyor. Dediğim gibi asıl amaç eşyanızın ABD menşeli olmadığını ispat etmek. Karar kapsamı ABD menşeli olmayan eşyanın EMY muafiyeti için Menşe Şahadetnamesi ibrazına ilişkin yasal bir düzenleme olmamasına rağmen, bu istek çok da anlamlı değil. İstenilmesine isteniliyor da, bakalım o ülkelerin ilgili kurumları geriye dönük belge onaylıyorlar mı. Örneğin Japonya, bir yıldan önceki sevkiyatlarda menşe belgesini düzenleyemeyeceğini belirtmiş durumda yazılı olarak. Üstelik bu yanıtı veren de Tokyo Ticari ataşeliğimiz. Elbette onlar da Ticaret Odası’ndan aldıkları bilgiyi iletiyorlar. Herkesi kendimiz gibi görmememiz lazım. Örneğin ülkemizde bu mümkün, ama başka ülkelerde durum aynı değil. Şimdi Nisan 2021’e kadar süre var diye belki bir parça rahat davranılsa da; sadece ABD menşeli olmadığını ispat edememenin bile cezaya tabi olacak olması düşündürücü. Biz de Dış Ticarete Yön Verenler Derneği (DIŞYÖNDER) olarak konuyu bakanlığımıza ilettik, hep beraber takipçi olacağız ve eminim yeni bir düzenleme olacaktır. Ah Trump vah Trump ne işler açtın başımıza demeden de edemiyorum hani.

Sevindik mi, tam da değil

Öte yandan iş dünyası gelen vergi affından yeterince memnun değil. Daha geniş bir kapsam, elbette rahat bir nefes aldıracaktı. Fakat beklentiler sadece vergi affı ile sınırlı değil. Neler olduğuna bir göz atalım çok özet başlıklar ile. Listenin başında matrah artırımı ve kasa affı talebi geliyor. Ardından; stok affı, ortaklar cari hesap affı, %10 kira stopajı ve işyerlerinin aktifinde kayıtlı olması nedeniyle uygulanan %8 KDV uygulamasının uzatılma talebi veya stopaj alınmaması ve KDV’nin sıfır olma isteği ile genel kurulların 2019-2020 yılı olarak tek seferde yapılması talepleri. Bilanço affı, demirbaş affı, yapılandırma ödemelerinde vade uzatımı, matrah artırımı için müracaat edip ödeyemeyenlere ödemesi için 3 ay daha ek süre, matrah artırımına başvurup daha sonra sahte fatura olduğu tespit edilenler için matrah artırımı bozulmaması isteği de talepler arasında.

SGK teşvik ve desteklerinin tek kalem olması isteği, çeşit çeşit teşvikler yerine sadeleştirilmiş teşvik uygulamasına geçilmesi talebi, Bağ-Kur borcu olanların emekli olabilmeleri için ihtiyacı olan günler kadar borçlanabilmesi isteği, hem vergi hem SKG yapılandırmalarında vadenin 2021 Haziran ayından itibaren ve uzun vade olması beklentisi. İdari para ve usulsüzlük cezalarının tamamının silinmesi, vergi incelemesi tamamlanmış dosyaların davadan vazgeçme işleminin özendirilerek gecikme zammı uygulanarak ödeme yapılma imkanı getirilmesi, ilan ve reklam vergisinin 2020-2021 yılları için alınmaması, genel bir ifade ile KDV oranlarında iyileştirme, idari para cezası ve usulsüzlük cezalarının uyarı yapılmadan ve süre tanınmadan kesilmemesi, mücbir sebep uygulamasının SGK’da da uygulanır olması. Yani istekler epey fazla gibi görünse de şu dönemde her biri çok büyük önem taşımakta. Normal bir dönemden geçmediğimizi ve üstelik maliye müfettişlerinin bu dönemde arşivlerde evrakların arasında denetim yapmak için boğuştuklarını da aklımıza getirdiğimizde gereklilik bir kat daha artıyor. Tüccarın, sanayicinin, esnafın yaşamını sürdürebilmesi için bunlar hayata geçirilmeli ve piyasa rahatlatılmalı. Bilhassa da matrah ve stok affı. Olmazsa mı, olmazsa vay piyasanın haline.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
İhracat AŞ. 22 Ekim 2021
Bir iki üç çip 08 Ekim 2021
Ortaya karışık program 10 Eylül 2021
Haydi büyüyelim 03 Eylül 2021