Merkez bankaları ne yapsın?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Dünyada ekonomik belir­sizlikler Donald Trump 2016 yılında siyaset sahnesine girdikten sonra giderek arttı. 2016 yılında ABD’nin bazı sek­törlerde daha yüksek tarifeler uygulaması ile başlayan süre­ci 2020 yılında pandemi, 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Trump’ın tekrar başkan seçilmesi ile tarifelerin tekrar gündeme gelmesi ve son olarak İran-İsrail/ABD savaşı takip etti. Türkiye özelinde, bu geliş­melere ek olarak jeopolitik ve siyasi gelişmeler yanında ku­raklık ve depremler gibi doğal felaketler de yaşadık.

Ekonomi yönetimleri açı­sından bakınca bu şoklara karşı ilk müdahale merkez bankaları tarafından yapılı­yor. Oluşturulması ve uygu­lanması daha uzun süren ve aktarım mekanizmaları daha karmaşık olan maliye politi­kaları aktif olarak kullanılmı­yor ya da devreye alınması da­ha uzun sürüyor.

Geldiğimiz noktada enerji fiyatlarındaki artışın fiyatlar üzerindeki baskısı daha fazla hissedilmeye başlandı. Uzun sürecek ateşkes ya da barış ortamının bir türlü oluşturu­lamaması enerji fiyatlarında­ki artışın fiyatlara geçişkenli­ğini artırıyor. Çünkü fiyatla­ra karar verenler yüksek fiyat seviyelerinin daha uzun süre kalıcı olacağı konusunda da­ha çok ikna olmaya başladı. Bu ortamda merkez bankaları yi­ne ekonomi politikaları gün­deminin odağında.

Sene başında Fed’den 2026 yılında iki faiz indirimi bek­leyenler varken şimdi faiz ar­tırır mı tartışmaları yapılıyor. ECB’nin de ilki bu ay olmak üzere 2026 içinde iki faiz ar­tışı yapması bekleniyor. Dün­ya’da faizlerin yönü yukarı yönlüyken TCMB ne yapsın?

Bu konuda oldukça tar­tışma yapıldı. Biz haziran ayı toplantısında mevcut yapı­nın korunma­sı taraftarıy­dık. Nitekim TCMB bu yön­de karar aldı. Başkan Kara­han son enflasyon raporu top­lantısında gecelik fonlama­nın uzun süre kullanılmasının mahsurlarından bahsetti. Kuş­kusuz mevcut yapının bazı so­runları olabilir. Fakat normal­leşme adına politika faizinin %40’a yükseltilmesinin isten­meyen etkileri de olabilir.

TC­MB bünyesinde daha önce ya­pılan çalışmalar gösteriyor ki koridor mekanizmasının aktif olarak kullanıldığı dönemler­de ticari kredi faizleri gecelik fonlama faizi üzerinden fiyat­lanıyor. Dolayısıyla, eğer nor­malleşme sırasında piyasa fa­izlerinde değişim istenmiyor­sa TCMB’nin koridoru aktif olarak kullanmayacağına dair bir iletişimde bulunması gere­kir. Fakat mevcut yerel ve kü­resel koşullar düşünüldüğünde bu tarz bir iletişim de çok riskli görünüyor. Bu nedenle mevcut yapıyı sürdürmek daha güvenli görünüyor.

Önümüzdeki dönemde ne yapılabilir?

TCMB’nin önünde temmuz ayı toplantısı var. Bu toplantıya giderken enflasyonist baskıla­rın azalacağını, iç talebin zayıf­lamaya devam edeceğini düşü­nüyoruz. Önümüzdeki dönem­de gıda ve giyim fiyatlarında mevsimselliğe de bağlı gerile­me yaşanması ihtimali yüksek.

Enerji fiyatları mevcut seviye­lerini korusa bile ilk şokun et­kileri azalıyor. İç talebin zayıf­lamasının ardında ise birden fazla faktör olduğunu düşünü­yoruz. Öncelikle reel ücretler yüksek seyreden enflasyon ne­deniyle beklenenden hızlı eri­di. Kredi büyümesine dair alı­nın ek makroihtiyati tedbirler tüketici kredilerinin büyüme hızını yavaşlattı. Yurt dışı ve yurt içi gelişmeler tüketicile­ri daha temkinli olmaya itiyor.

Dış talep açısından baktığımız­da, reel olarak değer kazanan TL, ticaret ortaklarımızda de­vam eden zayıf talep ve yeni ih­racat merkezleri bulmakta ya­şadığımız zorluklar nedeniyle ihracatın da üretime arzu edi­len desteği vermediğini görü­yoruz. Nitekim, son dönemde birçok kuruluş Türkiye’nin bü­yüme tahminlerini aşağı yön­lü revize etti. Mayıs ayı veri­lerini kullanarak hesapladığı­mız Bahçeşehir Üniversitesi Finansal Koşullar Endeksi de mayıs ayında gerileme göstere­rek bu durumu teyit etti.

Bu gelişmeleri göz önünde bulundurduğumuzda yaz ayla­rında mevcut yapının para po­litikasında yeterli sıkılığı ko­ruyacağını düşünüyoruz. Savaş ortamının ortadan kalması ve ülke risk priminde düşüş göz­lenmesi durumunda ise kade­meli bir normalleşme seçene­ği değerlendirilebilir. Bir başka deyişle, ağırlıklı ortalama fon­lama maliyeti kademeli olarak %37’ye dönebilir. Bunun için gerekli koşullar ortaya çıkacak mı? Bekleyip göreceğiz…

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.321,19 1,53 %
Dolar 46,9720 0,11 %
Euro 53,6139 -0,04 %
Euro/Dolar 1,1415 -0,13 %
Altın (GR) 6.197,31 -0,49 %
Altın (ONS) 4.119,12 -0,12 %
Brent 75,9790 0,03 %