Merkez Bankası doğru yolda mı?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Merkez Bankası’nın 22 Nisan’da açıkladığı faiz kararı, ekonomi yönetiminin temkin­li bekle-gör stratejisini bir adım öteye taşıdığı­nı gösteriyor. Konuyu derinlemesine düşündü­ğümde politika faizinin %37 seviyesinde sabit tutulmasını, hem piyasa beklentileriyle uyumlu hem de küresel konjonktürün risklerini gözeti­yor diye yorumluyorum.

Karar, ilk bakışta bek­lenen bir adım gibi görünebilir. Politika faizinin sabit tutulması, neredeyse kimseyi şaşırtmadı. Ancak bu kararın asıl önemi, faiz oranının ken­disinden çok, verdiği mesajda saklı. Çünkü bu­gün alınan karar, sadece bir faiz kararı değil; ay­nı zamanda Merkez Bankası’nın yol haritasına ilişkin güçlü bir sinyal niteliği taşıyor.

Peki, TCMB gerçekten doğru yolda mı? Eko­nomi dünyasında en zorlu süreçler, hareketsiz kalmanın aslında en stratejik hamle olduğu dö­nemlerdir. Merkez Bankası’nın politika faizini değiştirmeyerek sergilediği tutum, tam olarak bu mantığa dayanıyor. Açıklanan karar metninde en dikkat çeken unsurlardan biri, ABD-İran hattın­daki gelişmeler başta olmak üzere, mevcut jeo­politik risklerin ve enerji fiyatlarındaki oynaklı­ğın vurgulanması oldu. TCMB, maliyet kaynaklı enflasyonist baskıların henüz dinmediğini görü­yor. Bu ortamda yapılacak bir faiz indirimi, enf­lasyon beklentilerini bozabilir; ani bir faiz artışı ise zaten yavaşlama sinyalleri veren iktisadi faa­liyeti sert bir şekilde durdurabilirdi.

Fren yapıldı, ama araç halen hızlı

Son bir yılda uygulanan sıkı para politikası, Türkiye ekonomisinde önemli bir kırılma yarat­tı. Kredi genişlemesi kontrol altına alındı, kur oynaklığı görece azaldı, rezervlerde toparlanma sinyalleri geldi. Ancak en kritik gösterge olan enflasyon tarafında hâlâ istenilen noktaya geli­nemedi. Enflasyonun artış hızı yavaşlamış gö­rünse de, bu, sorunun çözüldüğü anlamına gel­miyor. Özellikle hizmet enflasyonundaki katılık ve beklentilerin tam anlamıyla kırılmamış olma­sı, Merkez Bankası’nın önünde hâlâ uzun bir yol olduğunu gösteriyor. Faizi sabit tutma kararı da tam olarak bu gerçeğin kabulüdür. Fren yapılmış olabilir, ama araç halen yüksek hızda ilerliyor.

Nisan ayı piyasa katılımcıları anketi’nde yıl sonu enflasyon beklentisinin %27,5 seviyesine yükselmiş olması, TCMB’nin önündeki en bü­yük engel. Doğru olan sıkı duruşun korunması ve iç talebin dengelenmesi. Risk ise Nisan başın­da yapılan elektrik ve doğalgaz zamlarının ikin­cil etkileri. TCMB’nin yayımladığı metinde bu riskleri kabul etmesi ve iktisadi faaliyette yavaş­lama vurgusu yapması, gerçeklikten kopmadığı­nı ve veriye dayalı hareket ettiğini kanıtlıyor.

Merkez Bankası şu an için güvenli liman stra­tejisini izliyor. Ancak doğru yolda kalmaya devam edebilmesi için sadece faiz silahına güvenme­si yeterli olmayacak. Yaz aylarında baz etkisinin devreye girmesiyle düşmesi beklenen enflasyo­nun, kalıcı bir iniş trendine girmesi için maliye politikasıyla eşgüdümlü de olmak zorunda.

Güven kazanmak zor, kaybetmek çok kolay

Türkiye ekonomisinin geçmiş deneyimleri, para politikasında erken gevşemenin nasıl ciddi kur şoklarına ve enflasyon dalgalarına yol açtı­ğını defalarca gösterdi. Bu nedenle Merkez Ban­kası’nın faizi sabit tutması, aslında şu mesajı ve­riyor. Henüz işimiz bitmedi, sıkı duruş devam edecek. Faiz kararlarının etkisi yalnızca finans piyasalarıyla sınırlı değil. Faizin sabit tutulma­sı; kurda ani sıçramaların önüne geçilmesi açı­sından olumlu, ithalat maliyetlerinin kontro­lü açısından kritik, ihracatçı içinse öngörülebi­lirlik anlamına geliyor. Ancak diğer taraftan da finansman maliyetleri yüksek kalmaya devam ederken, reel sektör üzerindeki baskı da sürü­yor. İstikrar ile büyüme arasındaki bu ince çiz­gi de Merkez Bankası’nın tercihi açık şekilde is­tikrar oldu.

Unutulmaması gereken bir diğer gerçek ise Türkiye’nin bu süreci tek başına yaşamıyor olu­şu. Küresel tarafta da faizler yüksek, jeopolitik riskler artıyor ve enerji fiyatları oynak. Özellikle Ortadoğu’da artan gerilimler, Türkiye gibi dışa açık ekonomiler için ciddi riskler barındırıyor. Bu nedenle Merkez Bankası’nın temkinli duru­şu, sadece iç dinamiklerle değil, küresel belirsiz­liklerle de doğrudan bağlantılı.

Yeni bir hata lüksü yok

Merkez Bankası yönünü doğru belirledi. An­cak bu yol, sabır ve kararlılık gerektiriyor. Faizi sabit tutmak, bir bekleme kararı değil; aksine sı­kı duruşun sürdüğünün de ilanıdır. Faiz kararı, yangına körükle gitmeyen, dış dünyadaki fırtına­nın dinmesini bekleyen ama eli tetikte bir Mer­kez Bankası portresi çizdi. Bu strateji, kısa vade­de piyasa istikrarı için doğru yol gibi görünse de, asıl sınav yaz aylarındaki enflasyon rakamları ve jeopolitik tansiyonun seyriyle verilecek.

En kritik noktayı söyleyerek finali yapayım. Türkiye ekonomisinin bundan böyle yeni bir ha­ta yapma lüksü yok.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.421,15 0,00 %
Dolar 46,4450 0,19 %
Euro 53,4903 0,32 %
Euro/Dolar 1,1516 0,13 %
Altın (GR) 6.551,89 -0,24 %
Altın (ONS) 4.319,05 1,44 %
Brent 78,1385 -0,47 %