Merkez Bankası “Faiz sabit tutula” dedi

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

✔ Merkez Bankası politika faizini üçüncü toplantıda da değiştirmedi. Martta yüzde 17'den yüzde 19'a çıkarılan faiz bir ay daha bu düzeyde uygulanacak.

✔ Temmuz toplantısı kritik... Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın faizin temmuz-ağustos gibi aşağı çekilebileceğine dönük açıklaması temmuz toplantısı öncesi kurda yeni bir hareketlenmeye yol açabilir.

Merkez Bankası tahmin edildiği gibi haziran toplantısında da faizi değiştirmedi ve oran yüzde 19'da sabit tutuldu.

Merkez Bankası böylece son üç toplantıda faizi değiştirmemiş oldu. Faiz son olarak 18 Mart’taki toplantıda yüzde 17’den yüzde 19’a çıkarılmış; daha sonra 15 Nisan ve 6 Mayıs toplantılarında değişiklik yapılmamıştı. Dünküyle birlikte faizin değiştirilmediği toplantı sayısı üçe çıktı.

Merkez Bankası’nın dünkü Para Politikası Kurulu toplantısından sonra yapılan açıklamadaki “Aşılamanın toplumun geneline yayılarak hızlanması salgından olumsuz etkilenen hizmetler ve turizm sektörlerinin canlanmasına ve iktisadi faaliyetin daha dengeli bir bileşimle sürdürülmesine olanak tanımaktadır” vurgusu dikkati çekti. Oysa Merkez Bankası geçen ayki toplantı açıklamasında salgın kısıtlamalarından olumsuz etkilenen hizmetler sektöründeki seyrin zayıflığına vurgu yapma gereği duymuştu.

Neredeyse aynı ifade

Merkez Bankası faiz açıklamasında üç aşağı beş yukarı ne diyebilirdi, dün köşemizde buna yer vermiştik. Hem zaten bunu tahmin etmek zor değildi. Geçmiş ayların metinlerine bir ek yapmış ve enflasyonla ilgili risklere dikkat çekerken iç talebin canlılığına vurgu yapılabileceğini belirtmiştik.

Merkez Bankası bire bir talep canlılığı ifadesini kullanmadı ama enflasyon görünümü üstündeki riskleri sayarken “talep koşulları” ifadesine yer vermeyi tercih etti. Parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üstünde yavaşlatıcı etkide bulunduğunun altı bir kez daha çizilmekle birlikte “ithalat fiyatları kaynaklı maliyet unsurları, talep koşulları, bazı sektörlerdeki arz kısıtları ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyeler”in, fiyatlama davranışları ve enflasyon görünümü üstünde risk oluşturduğu belirtildi. Açıklamada, “Nisan enflasyon raporu tahmin patikasındaki belirgin düşüş sağlanana kadar para politikasındaki mevcut sıkı duruş kararlılıkla sürdürülecektir. Bu doğrultuda Kurul, politika faizinin sabit tutulmasına karar vermiştir” denildi.

Faiz düşüşüne kaldı bir ay!

Merkez Bankası dün gerçekleştirilen haziran toplantısı öncesi rahattı. Banka üstünde faiz indirmesi yönünde baskı yoktu.

İki hafta önceye dönelim; Cumhurbaşkanı Erdoğan TRT'de katıldığı bir programda faizin daha aşağılarda oluşması gerektiği yolundaki görüşünü bir kez daha dile getirirken temmuz-ağustos aylarına işaret etmişti.

Dolayısıyla Merkez Bankası haziran toplantısını görece rahat atlattı.

Şimdi önünüzde kritik bir süreç var. Merkez Bankası Para Politikası Kurulu'nun bundan sonraki iki toplantısı 14 Temmuz ve 12 Ağustos'ta.

Erdoğan’nın faiz düşüşüyle ilgili açık açık zaman vermesinden dolayı 14 Temmuz’daki toplantı çok kritik hale geldi.

Bir yanda faizle ilgili düşüncesi ortada olan Erdoğan, diğer yanda daha önce olduğu gibi dün yaptığı açıklamada da bir anlamda “Bu koşullarda faiz inmez” diyen Merkez Bankası... Ne mi diyor Merkez Bankası:

“TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. Enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar politika faizi, güçlü dezenflasyon etkiyi muhafaza edecek şekilde, enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edilecektir.

Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin başlaması, döviz rezervlerinin artış eğilimine girmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.”

Merkez Bankası bu görüşleri dile getiriyor getirmeye de, bunları söylüyor olmak çok mu önemli? Pek sanmıyoruz... Eğer öyle olsaydı, geçmişte de söylenmiş benzer sözler bizi bir sonuca götürürdü...

NE GELMEYE CESARETLERİ VAR, NE TÜMÜYLE TERK EDEBİLİYORLAR

Yabancı yatırımcılardan söz ediyoruz. Hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi yoluyla Türkiye’de yatırım yapan yatırımcılardan...

İki arada bir derede kalmış gibiler... Ne yüklü miktarda alım yapmaya yanaşıyorlar, ne de geçen yılki gibi Türkiye’yi adeta terk etme niyetindeler.

Son yedi haftanın verileri ciddi bir durağanlığa işaret ediyor. Yabancılar 22 Nisan’dan 11 Haziran’a kadar geçen dönemde net 168.5 milyon dolarlık hisse senedi ve 435.4 milyon dolarlık devlet iç borçlanma senedi aldı. Hepsi bu kadar... Toplam tutar 604 milyon dolar. Haftalık ortalama tutar da 86 milyon dolar.

Yabancıların geçen haftaki alımlarının hisse senedinde 33.5 milyon, DİBS’te 80.3 milyon dolar olduğunu da aktaralım.

DÖVİZ HESAPLARINDA NET 806 MİLYON DOLARLIK ARTIŞ

Merkez Bankası verilerine göre döviz hesapları 4-11 Haziran haftasında görünürde 1 milyar 26 milyon, parite etkisinden arındırılmış olarak ise net 806 milyon dolar arttı.

Artış tümüyle tüzel kişilerden kaynaklandı. Söz konusu hafta içinde tüzel kişilerin hesabı net 907 milyon dolar artarken, vatandaşın hesabında 101 milyon dolarlık azalma oldu.

Bankalarda 11 Haziran itibarıyla 256.2 milyar dolar tutarında döviz hesabı bulunuyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Fotoğraf 26 Temmuz 2021
Stockholm sendromu 19 Temmuz 2021