Merkez Bankası faizde ipleri eline almaktan çok uzak

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

✔ Merkez Bankası'nın faizi, "piyasayı belirleyen" olma özelliğini çoktan yitirdi. Merkez'in faizi artık bir anlamda piyasa tarafından belirleniyor.

✔ Ortalama fonlama maliyeti geçen hafta sonunda yüzde 11.32'ye çıkarak ocak ayındaki düzeye geri döndü. Ortalama faizin yakında gecelik faiz olan yüzde 11.75'e ulaşması beklenmeli, çünkü mevduat faizi de yüzde 12'lerde...

Merkez Bankası, “politikayı belirleyecek faizim bu” dediği faizi 24 Eylül’deki Para Politikası Kurulu toplantısında yüzde 8.25’ten yüzde 10.25’e çıkardı. Peki Merkez Bankası bu artış sayesinde piyasaya yön verir duruma gelebildi mi?

Faiz artırımı gerçekleştirildiğinde bir dizi amaç söz konusu demektir. Parasal sıkılaştırmaya gidilmek suretiyle enflasyonla mücadele edilmek istenmektedir, yine parasal sıkılaştırma sayesinde ulusal paranın değer kaybının önüne geçmek, yani dövizin değerlenmesini önlemek amaçlanmaktadır.

Ama Merkez Bankası faizinin en temel özelliği, piyasaya yön verecek faiz olmasıdır. Merkez Bankası bir oran belirler ve piyasa, yani finans sistemi, yani bankalar Merkez Bankası’nı izler. Daha doğrusu izlemesi beklenir. Böyle olduğunda faizde ipler Merkez Bankası’nın elinde demektir.

Ama şimdi öyle olduğu söylenebilir mi?

Merkez Bankası 24 Eylül’de faizi yukarı çektiği için piyasaya yön mü verdi, yoksa piyasa faizi zaten daha önce yukarı çektiği için Merkez Bankası buna uymak durumunda mı kaldı?

Merkez Bankası’nın faizi, “piyasayı belirleyen” olma özelliğini çoktan yitirdi, piyasa tarafından “belirlenen” konumuna düştü.

Merkez Bankası 24 Eylül’deki kararla piyasayı yakalayıp yön verebilir hale gelemedi.

24 Eylül’de yapılan 2 puanlık artış Merkez Bankası’nın faizde ipleri eline almasına yetmedi ki...

Zaten işlevini tümüyle yitirmiş olan politika faizi, 2 puan artırıldığında bile ortalama fonlama maliyetini yakalayamamıştı. Merkez Bankası ta o günden “fiili faizin altında bir politika faizi belirlemek suretiyle” adeta havlu atmıştı.

Koridorun ortasına yaklaşıldı

Bugünün tablosu politika faizinin hiçbir anlamı kalmadığını, daha kötüsü kimsenin de bu faize itibar etmediğini ortaya koyuyor.

Merkez Bankası mevcut durumda yüzde 10.25 ile yüzde 13.25 arasında bir faiz koridoruna sahip.

Yüzde 10.25 geçerliliği kalmayan politika faizi, bunun 1.50 puan üstünde yüzde 11.75 düzeyinde gecelik faiz, bunun 1.50 puan üstünde de yüzde 13.25 düzeyinde geç likidite penceresi faizi var.

Bunların dışında bir de ihaleler yoluyla fonlama gerçekleştiriliyor.

Merkez Bankası’nın elindeki araçlar bunlar. Bu araçlarla fonlamaya gidiliyor ve ortaya ortalama bir faiz oranı çıkıyor; ortalama fonlama maliyeti.

İşte bu ortalama fonlama maliyeti 2 Ekim itibarıyla yüzde 11.32 düzeyine yükseldi. Politika faizinin esamisi okunmuyor ve fonlama diğer kanallardan yapılıyor. Son faiz artırımından bu yana geç likidite penceresi devreye sokulmadığına göre belli ki ağırlık gecelik fonlamada.

Zaten ortalama fonlama maliyeti de yüzde 11.32’ye ulaşarak yüzde 11.75’lik gecelik faize epeyce yaklaşmış durumda. Bir süre sonra yüzde 11.75’in de aşılması pekala mümkün.

Merkez Bankası bankaları izliyor

Merkez Bankası faizde belirleyici olmaktan çıkalı çok oldu. Merkez Bankası artık bankaları izler durumda. Bankaların mevduat faizi yukarı gidiyor, ortalama fonlama maliyeti de bunu izliyor.

Vadeli mevduat ağırlıkla üç aya kadar vadelide tutuluyor ve bu mevduatın faizi tüm bankalar ortalamasında yüzde 12’yi buldu. Daha yüksek ve daha düşük oranlar elbette var ama ortalama yüzde 12 dolayında. Ortalama fonlama maliyeti de buraya doğru gidiyor.

Ekranda Merkez Bankası'nın adı belirince...

Bir merkez bankası, bankaların bankasıdır; temel politikalarda belirleyicidir ve özünde çok güçlüdür, sözü dinlenen, dinlenmek zorunda kalınandır.

Merkez Bankası’nın şimdiki durumuna bakıyorum, yıllar önce yaşanan bazı gelişmeleri düşünüyorum; köprülerin altından çok sular akmış!

Merkez Bankası dövizde aşağı ya da yukarı yönlü aşırı oynaklık durumlarında piyasaya doğrudan müdahale edebilir; eskiden ederdi. Bu yöndeki son uygulama 2014’ün ocak ayında gerçekleşti. Merkez Bankası yoğun döviz talebi karşısında 23 Ocak 2014’te 3.2 milyar dolarlık satış yapmıştı.

Daha önceki yıllarda hem Merkez Bankası daha “korkutucu” görünüyordu, hem piyasa çok derin değil ve talep biraz spekülatifti.

2002’yi hatırlıyorum; 11 Temmuz 2002’yi. O dönemin yöneticilerinden dinlemiştim:

“O gün dövizde bir oynaklık, bir talep baskısı yaşanıyordu. Kurda bir artış eğilimi vardı. Piyasaya satıcı olarak girdik. Ekranlarda satıcının Merkez Bankası olduğunun görülmesiyle birlikte talep bir anda kırıldı, baskı bir anda yok oluverdi. Karşılarında satıcı olarak Merkez Bankası’nı görenler adeta sinmişti.”

Peki o gün Merkez Bankası ne kadar mı döviz satmış; topu topu 3 milyon dolar, milyar değil, milyon dolar!

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar