Merkez Bankası’ndan kuru zıplatma operasyonu!

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

✔ Merkez Bankası dün faizi artırdı, yanlış değil, artırdı. Ama izlediği yöntem kendisine duyulan güvenin biraz daha azalmasına yol açtı.

✔ Faiz kararı açıklandıktan sonra döviz kurunun yükselmesi, faizin artırılmamasından değil, kulağın tersten gösterilmesinden kaynaklanmıştır.

Merkez Bankası’nın dünkü Para Politikası Kurulu toplantısından çıkan kararlar, daha da önemlisi mesajlar neler mi:

1-Politikayı belirleyen (!) faiz artırılmadı ve yüzde 10.25’te tutuldu.

2-Politikayı belirleyen (!) faizin aslında bir işlevinin kalmadığı zaten biliniyordu ama dünkü kararla bu bir kez daha teyit edilmiş oldu.

3-Mayıs 2018’de ilan edilen sadeleşme kararı aylar önce çöpe atılmıştı, bu karar şimdi çöp öğütme tesisine gitti. Zaten politika faizinden yapılmayan fonlamanın artık tümüyle geç likidite penceresine kaydırılacağı ortaya çıktı.

Faiz tavanı yüzde 14.75

Özellikle 24 Eylül’deki PPK toplantısı öncesinde Merkez Bankası’nın politika faizini siyasi nedenlerle artırmaktan kaçınabileceği, ancak faiz artışını zorunlu kılan koşullardan dolayı gecelik borç verme ve geç likiditenin penceresinin politika faiziyle olan makasını açabileceği dile getiriliyordu. Mayıs 2018’de alınan kararla gecelik borç verme faizi politika faizinin 1.50 puan, geç likidite penceresi faizi de gecelik faizin 1.50 puan üstünde olacaktı. Merkez Bankası yalnızca politika faizini ilan edecek, diğer faizler de buna göre artı 1.50 puan ve artı 1.50 olarak otomatik belirlenecekti.

İşte Merkez Bankası’nın eylülde bu yöntemi tercih edebileceği, yani 1.50 puanlık marjları açabileceği konuşuluyordu. Çünkü banka faiz konusunda baskı altındaydı, bunu bilmeyen yoktu.

Ama eylül toplantısından sürpriz sayılabilecek bir karar çıktı ve Merkez Bankası politika faizini 2 puan artırdı. Her ne kadar bu artışla bile politika faizi ortalama fonlama maliyetinin o günkü düzeyine çıkmamışsa da yine de Merkez Bankası faizi artırabileceğini göstermişti.

İşte bu yüzden dünkü toplantıda faizin artırılacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Öyle ya, ortalama fonlama maliyeti geç likidite penceresini zorlamaya başlamıştı; tavanı yükseltmek gerekiyordu, bunun yolu da tüm faizleri topluca yukarı çekmekten geçiyordu. Çünkü artık kimsenin aklına eylülde ifade edilen 1.50 puanlık marjın değiştirilmesi gelmiyordu.

Gelmeliymiş! Merkez Bankası haftalık repo ihale faiz oranını yüzde 10.25’te sabit tuttu, gecelik borç verme faizi de 10.25 artı 1.50 puan, yani yüzde 11.75 olarak sabit kaldı. Ama gecelik borç verme faizi ile geç likidite penceresi arasındaki 1.50 puanlık makas 3 puana çıkarıldı.

Yani geç likidite penceresinden fonlamanın faizi yüzde 14.75’e yükseltilmiş oldu.

ÜÇ FAİZ VAR, İKİSİ İŞLEVSİZ

Merkez Bankası’nın adını politika faizi koyduğu, yani politikayı belirleyeceğini ilan ettiği faiz kaç; yüzde 10.25. Ama bu faizin aylardır hiçbir hükmü yok. Merkez Bankası piyasayı yüzde 12.50 dolayında faizle fonluyor. (21 Ekim’de yüzde 12.52.)

Poltika faizi haftalık repo ihalesinin faizi. Daha kısa vadeli gecelik borç verme faizi var, onun oranı kaç; yüzde 11.75. Bu faiz de çoktan aşılmış durumda.

Hesabını denkleştiremeyen ve buradan para kullanan bankalara pek iyi gözle bakılmayan bir fonlama daha var, geç likidite penceresi. Bunun faizi de artık yüzde 14.75.

Şimdi Merkez Bankası geç likidite penceresi faizini yüzde 14.75’e çıkarmakla iki mesaj vermiş oldu:

Birincisi; bakın faizi artırmadım.

İkincisi; ben artık piyasayı fiilen yüksek faizle fonlayacağım.

Piyasada faizin zaten yüzde 10.25 olmadığını, hatta yüzde GLP’de düne kadar yüzde 13.25 olan faizin bile yetersiz kalacağını görmeyen mi var?

Ne kadar tuhaf bir durum, ne kadar tuhaf bir adım...

ASLINDA FAİZ ARTTI, PEKİ KUR NİYE TIRMANDI?

Çok basit bir soru soralım:

Merkez Bankası dünkü toplantıda faizi artırdı mı, artırmadı mı?

Nereden baktığınıza bağlı; hem artırmadı diyebilirsiniz, hem artırdı.

Aslında faiz arttı, her ne kadar politika faizi sabit tutulduysa da fiili faizi yüzde 12.50’lerin çok çok üstüne çıkarabilecek bir alan açıldı. Hem zaten PPK toplantısından sonra yapılan açıklamada da "Kurul, politika faizinin sabit tutulmasıyla birlikte, likidite yönetimindeki esnekliğin artırılmasına ve enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar likidite tedbirlerinin sürdürülmesine karar vermiştir” denildi.

İyi de faiz artırıldığı halde kur niye tırmandı?

Faizin artırılacağı bekleniyordu ve dövizde dün belirgin bir geri çekilme yaşanmıştı. Sonuçta bugün faiz artırıldı, ama kur birden tırmandı, bunun üstünde düşünmek gerekmiyor mu?

Merkez Bankası’na duyulan güven eylül toplantısında biraz yerine gelir gibi olmuş ve piyasayla zıtlaşılmayacağı izlenimi doğmuştu, dün bu izlenim yerle bir edildi.

Kurun zıplamasının nedeni budur. Yoksa faiz artmaya devam edecektir, ama faiz artarken ters yönlü hareket ettirip aşağı çektiğimiz bir güven sorunumuz vardır.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Malumun ilamı 20 Kasım 2020
Geldi çattı 19 Kasım! 19 Kasım 2020